Nietzsche Felsefesi

Masanın üzerinde bir tomar kâğıt ve ilgili ilgisiz düşülmüş notlar manzumesi… Karalamalar, dipnotlar, alıntılar vs. Bir sürü ön hazırlık ve bu hengâmenin getirdiği o çok sevdiğim bildik dağınıklık… Ne zaman bir deneme yazmaya kalksam aynı heyecan ve kargaşayı yaşarım. Fakat bu seferki daha farklı şekilde cereyan ediyor vücudumda. Daha şiddetli ve tutkulu bir heyecan. Nedenini ancak yazmaya başladığımda anladığım türden. Hayatımın tüm alanını kapsayan bir düşünür ve onun çarpıcı felsefesiydi tüm bu trafiğin aktörü. Nietzsche’nin dehasıydı elimi ayağıma dolaştıran şey. Kaç zamandır üzerinde çalıştığım, düşündüğüm Nietzsche ve felsefesi artık yazılmaya hazırdı.

Benim burada anlatacaklarım, önümüzdeki iki yüzyılın tarihidir. Ben neyin geleceğini, neyin olacağını anlatacağım, başka türlü bir şeyin artık olup bitemeyeceğini: Nihilizmin Yükselişini. Bu tarih şimdi anlatılabilir, çünkü zorunluluğun kendisi burada harekete geçmiş durumdadır. Bu gelecek şimdiden yüzlerce işaretle dile gelmektedir, bu yazgı kendini şimdiden her yerde haber vermektedir; geleceğin bu müziği için zaten bütün kulaklar dikkat kesilmiş bulunmaktadır…

Nietzsche’yi özel kılan

Peki, neydi Nietzsche’yi özel kılan? Başkaldırısı mı, aykırılığı mı, yıkıcılığı mı, yoksa bunların hepsini kapsayan sıra dışı biri olması mı? Hepsi. Yaklaşık 5 yıl önce üniversitede tanıştığım felsefesiyle dikkate değer bir filozoftu Nietzsche. Çünkü o tam anlamıyla bir Antiklerikal ve büyük bir Anti-Hıristiyandı. Nietzsche felsefesinde içselleştirilmiş olan bu kavramlar onun ayrıca deccal olarak kötü bir ün yapmasını sağladı.

Ona “deccal” lakabını veren, felsefesinin temelini oluşturan şey, 19.  ve 20. yy’a damgasını vuran birçok kitabında sergilediği çarpıcı aforizmalarıydı. Kimilerine göre bu aforizmalar çağ atlatan, kimilerine göre ise modernite karşıtı analizlerdi. Özellikle Yahudi ve Hıristiyan cemaatinin çemberinde gelişen bu haklı ön yargı, Nietzsche Felsefesinin tamamıyla İsa karşıtı ve eski ahit düşmanı bir düşünce silsilesi olduğu yönündeydi. Ve çok da haklıydılar. Bu bağlamda çok kaba ve sert bir çekiç darbesiyle tarihi yeniden yazma gayretine girişen Nietzsche bütün enerjisini Tanrı kavramı ve bu kavramın içini boşaltmaya harcadı. Bunu sistematik olarak felsefeyle bütünleştiren Nietzsche, yarattığı sarsıcı etkinin iticiliğini ve çekiciliğini de buna borçluydu.

Nietzsche’nin felsefeye en büyük katkılarından biride kuşkusuz kendi deyimiyle “değerlerin değerlere oranla değerden düşmesi” özüne dayanan Nihilist Düşünce sistematiğiydi. Bu anlayışa göre Nietzsche tüm dini referanslı felsefeye ve söylemlere ateş püskürerek, hepsine hakaretler yağdırıyordu. Çünkü ona göre “tanrı çoktan ölmüştü”; ona göre insan artık silkinmeliydi ve kendi yaratacağı değerlere göre yeni bir dünya yaratmalıydı. Felsefesinin asıl güç noktasını oluşturan Nihilizm, kendi cümleleriyle ona şu misyonu yüklüyordu:“Neden böylesine yumuşaksınız, kaçkınsınız, dayanaksızsınız, neden yüreklerinizde öylesine çok inkar ve yadsıma var? Bakışlarınızda neden öylesine az yazgı? Ve yazgıları, acımasızlığı istemiyorsanız, benimle nasıl zafer kazanacaksınız…” (Nietzsche, Putların Alacakaranlığı, Çekiç Konuşuyor, Böyle Buyurdu Zerdüşt Adlı Bölümden (II 460)

Felsefede sert bir yöntemi kullanan Nietzsche birçok yazmalarında sürekli aynı noktaları farklı yönlerden eleştiriye tutar. Bunların tarihine indiğimizde karşımıza engizisyona kadar giden bir yol gözükmektedir. Kısacası tüm yazdıkları engizisyona çıkacak kadar iğneleyici ve aşağılayıcıydı. O tam bir deccaldi, tüm evrensel ahlak yasalarını yadsıyordu, bunların tamamıyla dini kaygılarla ve önyargıyla oluşturulduğunu haykırıyordu. Ve önemlisi de bunları yaratan insana, yeniden etken hale girerek tüm bu değerleri toptan yok etmesini öğütlüyordu. Çünkü ona göre “modern insanı haber veren şeyin içinde çöküntü diye bir şey bulunur.”(Nietzsche, Güç İstenci, Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi)

Nietzsche ye göre insanlık değil ancak insan amaç olabilirdi, insanlık ancak iyi bir araç olabilirdi. İnsan dediğimiz daha doğal ve güçlüydü, ancak insanlık diye bize sunulan şey sadece bir gerilemeyi simgeliyordu. Bu şu demekti; insan dediğimiz daha doğaya aitti, oysaki insanlık suni bir eğilimi anlatıyordu. Bu şu alıntı cümlelerle daha iyi açımlanabilir:”İnsan daha derin, daha güvensiz,”daha ahlaksız” daha güçlü, kendi kendine güvenir hale gelir ve ancak buna göre daha doğal olmuştur; bu ilerlemedir.” (Nietzsche, Güç İstenci, Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi)

İnsanlık

Nietzsche ye göre insanlık içgüdülerinden arındırılmıştır, bunu yapan ise bizzat ahlaki değerlerdi. Ve insan bu hatasıyla en büyük kötülüğü kendisine yapmıştı. Bu Nietzsche ye göre en büyük suçtu. Bununla ilgili olarak özellikle Fransız İhtilaline, Demokrasiye, İncil’e atıflarda bulunan Nietzsche, tarihin bu suçla ilerlediğini ve mahvolduğunu ispata kalkmıştır. Bu gerilemenin içine soktuğu ihtilaller, devrimler, ayaklanmalar ve reformlar ayrıca bir tartışma konusudur. Bu modern sayılan devinimlerin, gelişmelerin, gerileme hareketi içinde sayılmasının nedeni ise, bunları yapan insanın her geçen gün fedakârlık yapması ve bunu yaparken birçok dürtüsünü tehlikeye sokmasıdır. Yani kısaca insanlık bunları yaparken samimi olmayarak kendisine öğretilen birtakım dürtülerle hareket etmiştir, buda insanın sonu, insanlığın başlangıcıdır. Bu noktada Nietzsche şunları vurgular:”İncil tamamen soylu olmayan insanın incilidir… Ve aynı eserde fakat farklı bir metinde devam eder: “Fransız ihtilali Hıristiyanlığın kızıdır ve devam ettiricisidir. Onun kasta karşı içgüdüsel bir düşmanlığı vardır, soylulara karşı, son ayrıcalıklara karşı…”( Nietzsche, Güç İstenci, Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi)

Ahlak üzerine sürekli kafa yoran düşünür, ahlakı modern bir olgu olarak görürken, aynı zamanda doğal ahlaksızlığın kaçınılmazlığından bahsetmiş ve tüm değerlerin değerden düşmesinin sistematiğini geliştirmiştir. “Biz ahlakın a)bütün dünya görüşünü nasıl zehirlediğini, b)tanımaya, bilime götüren yolu nasıl kestiğini, c)bütün reel içgüdüleri çözdüğünü ve yok ettiğini görüyoruz.” (Nietzsche, Güç İstenci, Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi)

Varlık felsefesinden ahlak felsefesine, tüm dallarda ahkami bir üslupla eserler veren Nietzsche’nin beklide en fazla isminin zikredildiği mecralardan biride Üstün İnsan fikrinin odağını oluşturduğu Faşizm propagandasıdır. Bu suçlama Nietzsche’nin daha çok üstün ırklar yâda üstün milletler sınıflandırmasında dayanak bulmaktadır. Fakat bu suçlamalar pek de elle tutulur şeyler değildir. Çünkü faşizmin temel kaygısı, Darvinizm ve İnsanın Biyolojik Kökeninde birikmektedir. Ancak Nietzsche bu tezin en azından bazı taraflarına atıfta bulunarak şöyle der:”Şu ünlü yaşam mücadelesi ise söz konusu olan, bana öyle geliyor ki bunu kanıtlanmış olmaktan çok ileri sürülmüş bir savdır.” Ve devam eder :”Türler büyürken kusursuzlaşmıyor, zayıf olan yeniden ve yeniden güçlüye baskın çıkıyor, nedeni bunların çoğunluk olmasıdır. Darvin zekâyı unutmuştur.” ( Nietzsche, Putların Alacakaranlığı)

Tüm bu çıkışlar ve söylemlerin ve günümüz modern dünyasında bulduğu yankılar sebebiyle Nietzsche belki bir yüzyıl daha tartışılacağa benziyor. Ancak gerçek olan şu ki, Nietzsche’nin düşüncelerindeki orijinallik ve parlaklık da onun hala okunmasının en büyük sebebidir.

Sertliğin ve zor bir tarafın ağır bastığı Nietzsche felsefesi aslı itibariyle büyük bir hümanizma ve sekülerleşme barındırıyordu. O var olan tüm istemiyle ilk ve doğal insana dönüşü arzuluyordu. Ona göre insanlık hiçte üzerine vazife olmayan gereksiz bir sürü şeyle kamburlaşmıştı. Onun felsefesi bu yaranın en iyi ilacıydı, bu kaçaklığın ve bu korkaklığın. Birçok eleştiriye maruz kalmış olan Nietzsche günümüzde birçok fraksiyona da dayanak noktası oluşturmuştur. Bunların başında anarşist, komünist, faşist ideolojiler gelmektedir.

İnsanın olduğu her yerde Nietzsche felsefesine rastlamak mümkündü, tüm insanlığın yazgısını değiştirmeyi bir görev biliyordu. Bunun uğruna coşkulu, heyecanlı bir kaleme sahipti. Kaleminin yok etmeye meyilli olması her ne kadar korkutsa da, felsefesinin parlaklığıyla hala okunmaya değer bir düşünür olan Nietzsche ve felsefesi, tüm ihtişamıyla hala kafaları meşgul etmektedir.

Can Murat Demir

Yararlanılan Eserler
Nietzsche, “Putların Alacakaranlığı”
Nietzsche, “Güç İstenci, Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi”

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Dr. Bedri Ruhselman

Neo Spiritüalizm’in kurucusu Dr. Bedri Ruhselman, 1898’de İstanbul'da doğdu. Tıp öğreniminin dördüncü yılında, müzikle ilgilendi, Tıbbiye’den ayrıldı. Prag konservatuvarına girdi, keman virtüözü oldu, yurda...

Düşerek Yükselmek‏

Burada kendi kararımla yazmıyorum ve yazmak fikrinde de değilim. Ben sadece bana aktarılanları sizlere aktarıyorum. Bana bilgi verenin varlığını göremeyebilirsiniz, duyamayabilirsiniz, hissetmeyebilirsiniz. Bu yazılarımın...

Derrida: “Görmek” ve “Dokunmak” Hakkında

...Düşüneyim bir. Daha evvel görmek ve dokunmakla ilgili söylediğimiz şeye geri dönersek. Görmek ve konuşmak ve görmek ve dokunmak... Görür görmez derin bir meditasyona...

Deccal

... Kendimizi aldatmayalım. Hiperborlularız biz, - pekâlâ biliriz ne denli kopuk yaşadığımızı. «Ne karadan ne de denizden bulabilirsin Hiperborlulara giden yolu» : bunu daha Pindaros bilip...

Birdy

O sadece uçmak isteyen küçük bir çocuktu. Ve hayat ona dar geliyordu. Birdy, bir Alan Parker filmi. Biraz fantastik, biraz absürt bir öyküyü dillendiriyor. Güvercin...

Sinekler Kendini Arı Sanan Hamamböceklerinden Nefret Eder

O zamanlar sadece ışık vardı, tanrıdan gelen yaratıcı ilham bu ışığın altında hareketleniyor, tüm evrene hayat veriyordu, rüyalar da böyleydi: ne hayvan ne de...

“Garip” Önsözü

Şiir, yani söz söyleme san'atı, geçmiş asırlar içinde bir çok değişikliklere uğramış; en sonunda da, bugünkü noktaya gelmiş. Bu noktadaki şiirin doğru dürüst konuşmadan...

Direnmenin Estetiği

Varoluşun ereği sorgulandığında, bu dinamizmin altında zorunluluk yasasının yattığı dile geldi, ve bu yasayı idrak edenler artık özgür iradeleriyle onun üzerinde egemenlik kurabilirlerdi. Özgür...

Fantastik Eziyet

Bana göre fantastik bir eziyet tanımı var. Güldüren şeylerden korkmak, ya da bunun gibi bir şey... Hiçlik, yıkıcılık delilikle örtüşür mü bilmem ama bazen...

Hayat Işığım

Kalabalıkların bulanık yüzlerinde, hiç bitmeyen telaşlı hallerinde, yaşamaya çalıştıkları en karmaşık duygularında gördüm seni! Kime sorsan, adı aşktır belki? Oysa aşktan bir adım sonrasıydı, yürek...

Fantastik Bir Ölüm Üstüne: Zeus

Yapmış olmak güzeldi ki en iyi yaptığım şeydi bu hayatta. İki el yordamıyla şekillendirip, içine biraz kötülük ve biraz da acı katmak, işte tüm...

Kültür ve Medeniyet

Alman tarihçilerinin dilinde kültür lafı, daha önce mevcut olan medeniyete çok yakın bir mana kazanır. Bununla beraber bir takım ayrılıklar önerilir. Kültür, insanoğlunun fizik...

Düşünceler

Blaise Pascal, 1623 yılında Clermont-Ferrand, Fransa’da doğdu. Babası Normandiya bölgesinin idareciliğine yükselmiş olan yüksek rütbeli bir memurdu. Harika çocuk Pascal, kitaplar arasında, eğitimli Katolik...

İnsanları Sevemedim Sevgilim!

İnsanların beni görmezden gelmesine katlanamıyorum. Ardım sıra gelen insanların "bu nasıl bir adam" deyip irkilmesinden bıktım usandım. Her ne kadar sevgiden nasibini alamamış biri...

Dünyanın En Çok Kazanan Yazarı Kim?

Forbes dergisinin "Dünyanın En Çok Kazanan Yazarları" listesi yayımlandı. Romanları, film hakları, televizyon ve diğer gelirleri temel alınarak yapılan değerlendirmeye göre, 1 Haziran 2009- 1...