“…Öldürmeyeceksin” (Tevrat/Çıkış 20:13).
“…Öldürmeyeceksin” (İncil/Luka 18:20).

‘Öldürmeyeceksin’ denildiğinde öldürmemelisin çünkü emir ile aynı an da hayat belirmeye başlar, bu beliriş “evrensel yasa”nın tüm türleri koruma altına aldığının kanıtıdır; biricik olan ayettir, ayetin içinde ölüme karşı çıkış ve varlığa bir saygı duruş mevcuttur akabinde ilahi tahakküm gözle görülür biçimde kendini hissettirir. Yazılan çoktan vuku bulmuş insanın ruhuna yazılmıştır. Hayvan ve insan “Öldürmeyeceksin” emrini birlikte duyumsar. Emrin bildirdiği değil tam aksine kendiliği yaşamın bizatihi kendisidir: Dolayısıyla tüm var olanı kapsar.

İnsan dışındaki bütün canlıların hayvan diye tek ve ortak bir kategori altına sokulması, sağlam düşünceye, zihin berraklığına veya ampirik kavrayışa karşı işlenmiş bir günah olmakla kalmaz, aynı zamanda bir suçtur. [Derrida, “Otobiyografik Hayvan” 1997]

‘Bilge’ diye seslendiğimiz kedigil-temsilcisi

Derrida inatla ‒hiçte özgün olmayan‒ karşılaşmanın izleğini sürdürür: Beni çıplakken görenin “gerçek bir kedi” olduğunu söylememin sebebi, onun yeri doldurulamaz biricikliğine işaret etmek istemem. ­Derrida, kedinin daima çıplak oluşunun altını çizer. O’nu tüm gereksiz yüklerinden azade eder, ‒kurtarır. Bu alıntıda iki var’ın ödlek bir buluşmasından bahsedilmiyor, ben bu karşılaşmada iki var’ın hesaplaşmasını hatta birinin diğerini özür dilemeye tahakküm etmesini umuyorum: Derrida’nın bahsettiği suçun[1] sabıkalısıyım ve cezai işlem karşılığında kendi varlığımı paranteze almayı teklif ediyorum) hayvan-olandan insanlık vicdanı ve ilahi yasalar karşısında özür diliyorum.

Kedinin çıplak oluşu, insan varlığına sızan ve giydirilen bir ahlak ya da varoluş süsü değildir. Çıplaklık bir ahlakın ironik betimlenmesidir. Derrida çoktan ahlakçıdır ‒bir kedinin hakkını ya da kedilerin hakkını savunan bir felsefenin tezahürü. Bu bağlamda Derrida, olması gereken ahlakın fiziki değil de davranışların özünde ifşa olunduğunu söyler. Filozofun bu tavrı oldukça dürüstçe görünüyor. Filozofun karşısına dikilen yargı dağıtıyor ve filozofun düşünme şeklini bir arketip[2] ahlak timsaline dönüştürüyor.

Herhangi kedi olmayan şu an da ‒benimle yaşayan, birlikte uyuduğum, yemesini içmesini gönüllü yüklendiğim‒ bana bakıyor[3] hatta beni rahatsız edecek derecede (sinsice demek daha doğru olur) dikizliyor. Bu tuhaf bakışma ve rastlaşmanın altında birtakım sorunsallar olduğu bir gerçek. Öncelikle bahsi geçen kedi nereden geldi ve evimi bir yuva ya da ana yurt olarak telakki etmesi mümkün mü? Kedigillerin bir üyesi: Bilge[4] karşımda ve bana şu mottoyu zorla yazdırıyor: ‘Ben kedi olmayı unutmak istiyorum’ ‒Artık adımla hitap ediyor çünkü artık bir kedi olmadığını bildiriyor, bildirdi: Kendine has bir tutum içinde Bilge oluveriyor: [5] Kedigilleri temsilen dünyaya bırakılmış bir peygamber o; ’oluveriyor’ diyorum, zira çoktan olduğunu, hatta kendiliğe geçiş yaptığını iddia ediyorum ve bu saatten sonra Bilge iktidar sahibi bir kedi. Günün sonunda kendiliğinin farkına varıyor ve bizden bir takım ciddi talepleri olduğunu hisettiriyor.

Bilge’nin bakışları altında ezilmem belki de bendeki ona karşı hissettiğim sorumlulukla vicdanın habercisi olsa gerek: ‒kedi bana insan olduğumu anımsatıyor? Cevap bu esrarengiz varlığın tavırlarında gizil hale geliyor ‒patlıyor. Hatırladım: O’nun suratını görüyorum ve bana doğru eğilmiş bir kellesi var: Ben bir kedi olmalıyım, peki sen? Kedi dediğimde ne anlıyorum? Etkileşimli bir varlık mı, kendi cinsine saçma sapan hurafeler dayatılmış ürkütücü bir hayvan mı? O bir kedi mi, ‘evet’ diyemem, ‒bunu bilip gereğini yapmak ve sonuçlarına katlanmak durumundayım.

Her karşılaşmamızda O’nun varlığından sorumluyum! Bilge’nin dayattığı bir soru: Yalnızlığa çekilmeme izin vermeyen varlığını bana dayatan ve varlığımda hak iddia eden cüretkâr bir kediden bahsediyorum ‒artık.

Onunla her karşılaşmam birliktelik ya da birlikte yaşama adını alıyor. Bu cihette onun tarafında olağanüstü bir fark daha beliriyor: Kedigillerin[6] terk edilmesi. Bu yönelimi ‒ki buna türsel zafer de diyebiliriz‒ insana rağmen topyekûn bir hesap sorma hürriyetini de içerir. Bilge bana bu saatten sonra bana hesap soran konumuna erişiyor ve benim varlığım üzerinden kendi varlığını test edip üstünlük kurmaya ve hak mücadelesine girişiyor. “Öldürmeyeceksin” emri serimleniyor, kapsamı genişleyerek insan yaşantısının bizatihi içine nüfuz ediyor: “Öldürmeyeceksin” ‒çünkü yaratılanların tamamı yaşamakla ödüllendirilmiştir. Moşe ve Bilge’nin ortaklaşa imlediği evrensel bir ayetin genleşmesiyle karşı karşıyayız. Sonuç: Ayetin yüzümüze tükürmesi, derin utanç… Her karşılaşmamızda, ‒Demokles’in kılıcı gibi‒ bir vicdan azabıyla günaha gark olmuş bir türün temsilcisiyim.

Hayvan-oluş, insan kategorisine yapılan negatif bir yorumsamadır sadece dolayısıyla hayvansallık[7] insan olmaklıktan ayrı düşünülemez ‒bu en büyük günahlardan biridir. Hayvansallık mahiyeti gereği insan varlığına içredir. İnsan konuşan ya da yürümeyi sökmüş bir varlık adresinden başkası değildir. Bu sebeple Başkası olarak Hayvan Olanı tedavülden kaldırma talebinin temelinde mantık hataları vardır. İnsan tarih boyunca bu mantık hatasında diretmiştir ve kendi gündelik hayatını hatta geleceğe yönelik kıyım ve yok etme politikalarını da bu hata üzerine oturtup, “Öldürmeyeceksin” emrini ayaklar altına alır.

Can Murat Demir

[1] “Öldürmeyeceksin” emri insanüstü bir gönderme yapar, bu anlamda tüm ideolojik ya da modern (siyasi-toplumsal) terkiplerin ötesinde cereyan eder.
[2] Moşe Rabenu ahlakı.
[3] A.g.e., “Bir hayvan bana bakıyor”.
[4] Benim olan ve bana bakan, göz göze geldiğimiz kedigillerden bir temsilcinin adı. Kedi değil kedi olanın adı, Bilge seslendiğim bir kedi artık. O var ve uzamda benimle birlikte -bulunuyor.
[5] Bir kedigiller temsilcisi O’na ‘Bilge’ diye seslenmemize ses çıkarmıyor.
[6] Bir varlık kategorisi ya da varlık türünün altına konumlanmış bir kavim adı.
[7] Bir doğa’dan değil bir varoluş âleminden bahsediyorum.

Bazı yerel gazetelerde ve The Parlemento Dergisi‘nde köşe yazarlığı ve haber editörlüğü yaptı. Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.