Dost Sevgisi Üzerine

Dost sevgisi, maneviyatın pratikteki çalışma alanıdır. Olmazsa olmazıdır. Bir laboratuvar gibi Yaratan’ın eylemleri üzerinde çalışmamıza O’nun eylemlerine karşılık vermemize (ihsan etme niyetine) olanak tanır. Bu yüzden dost sevgisi maneviyat çalışanı için bir nimettir. Bu bir ihtiyaçtır zira onsuz ilerlemek mümkün değildir. Dost sevgisi (Dostlar) Yaratan’ın eylemlerine ve ilmine bu dünyada çalışma imkanı veren yegane prensiptir. Bu prensip, hem içsel (manevi) hem de dışsal (fiziksel) olarak egonun üzerine çıkmamıza, onu dönüştürmemize (fethetmemize) imkan verir. Gurursuz ve kibirsiz bir koşulda gerçekleşmesi gereken “dost sevgisi” bu anlamda maneviyatın bel kemiğidir. “Maneviyat tek başına çalışılmaz” denmesinin gerekçesi budur. Dost Sevgisi, Maneviyatta ilerlemenin ve başarının yegane koşuludur.

Birkaç adam, insan kapasitesinin üzerinde, cesur bir ruhla; bir yerde, bir liderin yol göstericiliğinde, kendilerine karşı olanların karşısında kararlı bir şekilde durarak bir araya geldiler. Tabii ki onlar büyük cesaretin ve ekip ruhunun adamlarıdır ve kararlılıkları geriye en ufak adım atmamak ve kımıldamamak için yeteri kadar kuvvetlidir. Onlar kötü eğilimlerine karşı kanlarının son damlasına kadar savaşan ilk sıradaki savaşçılardır. Amaçları sadece Yaradan’ın onuru için savaşı kazanmaktır.
“Rabaş’ın yazıları, 2. Bölüm, 8. Mektup”

Maneviyatta hiçbir oluş, etki ya da davranış (kök-dal yasası gereği) boş yere değildir. Biraz daha açarsak, maneviyatta hiçbir şey tesadüfi değildir. Bu kural gereği, Yukarıya ait eylemlerin de bir sebebi ve normal olarak bir sonucu olacaktır. Bu eylemler ve sonuçlar, dünyevi yaşantımızın kaynağıdır ve aynı zamanda manevi yaşamda da köklerini bulmaktadır. Bu bağlamda maneviyattaki “özgür seçim” sadece bu dostlara tutunmayla alakalıdır. Dostların seçimi ya da grubun teşkili Yaratan tarafından şekillendirilmektedir. Kısaca dostların seçimi ve onlarla bir araya gelişimiz de tesadüfi kişisel seçim ile vuku bulmaz. Her bir dost ve her bir 10’lu sadece tek bir amaç için oluşturulmuştur: İhsan edebilme ve Yaratan’ı ifşa koşuluna gelip O’nu haklı çıkarabilmek için.

Maneviyatta dost sevgisi hem diriltici (yolda tutan) hem de enerji veren bir şifadır. Grubun içinde sevgiyi ifşa edebilmek adına “Her biri dostuna yardım etti” prensibi de dostlar arasında hayat bulur ve bütünlüğe doğru gayret edilir. Bu sayede dostların hem psikolojik hem de çalışmaya tutunması anlamında fayda sağlaması sağlanır. Karşılıklı sorumluluk, yardımlaşma vs… Bunlar sevgi koşulunun sacayaklarıdır ve dosta yaklaşımı çerçeveler. Peki, neden önemlidir Dost? Çünkü manevi çalışmada “Dost”a yaklaşım (tavır) Yaratan ile münasebete geçmek demektir. Yaratanı memnun etmek, onu haklı çıkarmanın yolu da yine bu dost sevgisinin sonucudur. Bu anlamda Dost, aslında Yaratan’dan kendisine bahşedilmiş o kıvılcımın farkında olan kişiye denir ve bu bağlamda Yaratan’ın maneviyattaki temsilcisidir. Bu durum, maneviyatta Dost’un ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

Kişi, kendi kendini zindandan çıkartamaz. Bu yüzden kişi gruptan güç almalıdır ve kişinin çok çalışmaktan ve ışığın ifşasından başka bir düşüncesi olmamalıdır. Bu nedenle, kişi, kendisi için iyi bir çevre seçerse, o kişinin çevresine çekimi olduğundan kişi zamandan ve harcayacağı çabadan tasarruf eder.
“Baal hasulam’ın Yazıları, Makale Kendinin Yükselmesi”

Grup ya da Grup Çalışması

Dost sevgisinin bütünlüğe (bir olma niyetine) geldiği kollektif eyleme “Grup Çalışması” denir. Grup, insan ilişkilerinin ölçülüp biçildiği, Yaratan ile Kişinin direkt olarak temasa geçebileceği, onunla alışverişte bulunmasına imkan veren olağanüstü bir maneviyat mecrasıdır. Grup, dostlardan ve her dostun kalplerinde beslediği gizli anlaşmadan (Arvut) mütevellittir. Buradan bakıldığında Grubun işleyişi dünyevi insan ilişkilerinin asıl olması gerektiği gibidir: Sorumluluk, Fedakarlık, Sadakat, Sevgi, Saygı vs. gibi erdemlerle beslenir.

Sonuç olarak her maneviyat yolcusu şunu iyi bilmelidir:

“Dostu memnun et ki Kralı’ı da memnun etmiş olasın”, ruhun kurtuluşu (Cennet Koşulu) işte tam da burada kendini gösterir. Eksiksiz mükemmelliğe ulaşmak bu yolla mümkündür ve sonsuz sevgi için çalışan her maneviyat öğrencisi için bu prensipler ölümcül önem taşımaktadır.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Melankoli, Aşk ve Maymun

Saklandığı kaygan gerçeklerden kaçarak şunları itiraf etti: - İnzivaya çekilmiş bir ruhun son duasıyım! Tırnakları sökülen tanrının eşliğinde ölümünü arayan bir ucubeyim… Tanrılar intihar etti ve...

Whatever Happened To Baby Jane?

Hudson kardeşler gösteri dünyasına küçük yaşta adım atmışlardır. Normal olarak iki kardeş arasında kıyasıya rekabet vardır. Film, iki kardeş arasındaki kıskançlığı ve ölümüne yaşanan...

Bronz Bacaklı Garson Kız

bar taburesine oturmuş bira içiyorum yaz günü ve garson kızın etrafta dolaşan bronz bacaklarını hayranlıkla izliyorum benim suçum değil garson kız kısacık şortu müthiş bacaklarıyla ve kızıla boyanmış kıvırcık saçlarıyla fır dönüp tebessümler...

Yokluğundaki Kadın-lar

Eskisi gibi olmaz her zaman her şey. Eskisinden daha iyi olduğunu düşünürsün. Adamın ağzına sıçar, terk edersin. Pişman olursun geri dönersin. Aşık adam kabul eder, eder ama...

Bilimin Egemenliğinde Mit’lerin Dünyasına Küçük Bir Gezinti

“Mit nedir” sorusuna cevap arayan bir kişi aynı zamanda şu soruyu da sormak zorundadır: Mit’ler hangi kaynaklardan beslenir ya da bu kaynaklar bilimsel midir?...

Bir Seri Katil: Hannibal Lecter

Bazen karanlıkta uyanıp kuzuların çığlıklarını duyuyorsun. Ve zavallı Catherine’i kurtarırsan kuzuları susturabileceğini düşünüyorsun. Sinema tarihine baktığımızda, seri katiller ile ilgili çok fazla uyarlama olmasına karşın, kendine...

Birlikte Uyuyanların Hikâyesi

Adamlar, leş gibi pis yatakların içine girmiş uyuyorlardı. Ağır yorganları kafalarına kadar çekmiş, horuldayarak. Yatakları çamur­dan, yorganları kandan tanınmaz hale gelmişti. Uzun zamandan beri...

Bu Kitap 5 Yüzyıldır Okunamıyor

'MS 408' adı verilen kitabın özelliği, yeryüzünde henüz hiç kimsenin anlayamadığı veya çözemedeği bir dilde yazılmış tek kitap olması... Taraf Gazetesi yazarı Sezin Öney 18...

Felsefi Simya

Simya yaygın biçimde, temelsiz boş inanç ya da en iyimser gözle kimya biliminin gelişmesinden önceki ilginç bir geçiş dönemi olarak görülmektedir. Simyanın, Aquinos’lu Thomas,...

Büyülü Fener

Genelde dostluk kurma yeteneğim konusunda kendimi hiç hayale kaptırmıyorum. Ben gerçi sadık, ama son derece kuşkucu biriyim. Eğer bana ihanet edildiğini fark edersem, ben...

Nasıl Yazmalı?

Ben gönlümce yazabilmek için evime çekiliyorum. Kimsenin bana el uzatamayacağı, söz edemeyeceği yabancı bir ülkede oturuyorum. Öyle bir yer ki tanıdığım hiç kimse okuduğu...

Tanrılar Mimarı

İnsanları evcilleştirmek ve şartlandırmak uysal birer "köle" yapmak için görünmez ''korkular yaratırım'' bu korkularla onların hayatlarına müdahale edebilir onları istediğim tarzda şekillendirebilirim. İnsanlara 'yasalar'...

İkibin’ e Az Kala

Bir din yeterdi insanlığa Bir sevi yeterdi/ gerçek anlamda. Kitapların eksiği varsa da, suçu yok. Suçu yok aydınlık yetmezliğinin. Suç, ilk egodan beri som, bağnaz tepilerde Anlamadan inanma çelişkisinde/...

Senin Ellerinde Gümüş Zambak Gülüşlerin Var

Senin ellerinde gümüş zambak gülüşlerin var Yüzüme imza tutan esmer altın kırbaç dokunuşların Bağrında tomurcuklanan, umudun sallanan başaktan dirliği Baharı haykıran ruhununun mezardan kalkan perçemleri Yürürlükte ki yıldızların,...

Quoof

Ne sık taşımışımdır sıcak su şişesi demeye gelen bu aile sözümüzü yabancı yataklara, babamım çocukluğunda karnı ağrıdığında kızgın bir yarım tuğlayı eski bir çorap içinde atıp tuttuğu gibi. Pek çok...