Nihilizm ve İnsan

Nihilizm, kelime anlamı itibariyle “hiççilik ve yok sayıcılık” kavramlarına karşılık gelmektedir. Nihilizmin kavram olarak doğduğu yer ise 19.yy Rusya fikir ortamıdır. Değerler düzlemi ve tanrı ikileminden hareketle kendine has bir üslubu benimseyen Nihilizm akımı, aslı itibariyle tüm özgürlük akımlarıyla (Anarşizm, komünizm vs.) anılmıştır. Çünkü insanın yeniden aslına dönmesini ve tanrı kavramından kendisini soyutlayarak “özüne”, “hiçliğine” dönmesini arzular.

Nihilizm bir başkaldırı aracı olarak kullanılsa da savunduğu değerler itibariyle bir kadim dönem tutkunudur. Yani ona göre yeni olan her şey hemen hemen bir yozlaşmaya karşılık gelir. Ve modern insanlık denilen şeye kesinlikle karşıdır. Çünkü Nihilizm insanın doğal halini öngörür ve insanın doğuştan getirdiği içgüdülerini kullanması gerektiğini ileri süren bir tez geliştirmiştir. Bu yönüyle post-modern bir kimlik sergiler diyebiliriz. Bu bağlamda tekrarlarsak eğer; taşıdığı kaygılar itibariyle kesinlikle ne modernite ne de günümüze ait bir tavır taşımaz.

Hayat kudrete yönelik iradedir.

Genel itibariyle Nihilizmin neyle beslendiğini açıkladıktan sonra gelin insana bakış açısını birazcık olsun irdeleyelim ve insan kavramının içini biraz daha doldurmaya çalışalım.

Nihilizmde İnsan Fenomeni

Nihilizm; değerlerin değerlere oranla değerden düşmesidir. Kısaca değerlerin sıfırlanmasını ve yokluğa doğru bir gidişatı simgelemektedir. Diğer bir ifadeyle En üst değerlerin değersizleşmesi. (Nietzsche, Güç İstenci, syf. 23)

Peki, bu aşamada insan nedir? Nihilizm, insanı nasıl yorumlar ve insan var oluşu için nasıl bir kurtuluşu öngörür? Bu soruları tam olarak yanıtlamaya çalışacağım ve akıllarda soru işareti kalmaması için elimden geleni yapmaya çalışacağım. Çünkü Nihilizm, fazla anlaşılamayan ve üzerinde en fazla yalan yanlış şeyler yazılan kavram ve konudur. Bu aşamada benim amacım sadece Nihilizmin öngördüğü insan hakkında ve onun kurtuluşu hakkında bir şeyler söyleyebilmektir.

Nihilizmin var olan değerleri (ahlak değerlerini) yadsıdığını söylemiştik. Bu açıdan sorular şöyle sorulmalıdır; şu ana kadar var olan değerlerin içinde doğan ve yaratılan insan ne kadar kendine aittir? Kendi kendine ne kadar evet diyebilmektedir ve var olan değerler içinde insan ne kadar saf ve özgürdür? İşte bu soruların ışığında şunları söyleyebiliriz; Nihilizme göre insan; kendi kendisini tutsak eden değerleri kendisini törpülemek için yaratmıştır; örneğin Tanrı ve Ahlak. Ve bunu yaparken de kendisini kandırıp bunun en doğrusu olduğuna kendini inandırmayı başarmıştır. İşte Nihilizme göre tarihi bir hata olan bu yanılgı ve kendinden geçiş hareketi her şeyi mahvetmeye yetmiştir. Çünkü insan böylece doğal olmayan, tamamıyla kendisini raddeden bir iradeye sahip olmuştur ve kesinlikle içgüdülerinden arındırılmıştır. Bunu haklılaştırmak içinde ahlaki değerler denilen bir icada imza atmıştır. Bunu yapan insanlıktır ve Nihilizmin en fazla karşı durduğu şeyde budur. Yani İnsanlık ve Onun Yarattığı Değerler…

Nihilizm, insanlığa neden karşıdır?

Çünkü insanlık denilen güruh bir sürü mantığıyla hareket eder ve kesinlikle içinde yozlaşmayı barındırır ve besler. Nihilizm, insanı büründürmeye çalıştığı şey itibariyle bazılarına göre köhnemişlik barındırsa da aslında insanı eski gücüne kavuşturmayı amaçlamaktadır. Çünkü Nihilizm de insan güçlüdür ve yıkıcıdır, bu gücüde ne tanrıdan ne değerlerden ne de başka bir şeyden alır; gücünü sadece ve sadece unuttuğu içgüdülerinden alır.

Nihilizm, modern insanın ya da güçten düşürülen insanın yaptığı her şeyi reddeder. Fransız Devrimi, Sosyalizm, Hıristiyanlık, Demokrasi vs. gibi devinimlerin sadece dini birer amaç bulundurduğuna dikkat çeker. Bu hareketlerin insanı soysuz bir düzene doğru devşirdiğini ispata çalışır. Bu yüzden bu devrimlerin, ayaklanmaların suni birer gerilemeden başka bir şey olmadığını ileri sürer.

…Belki de ben, yalnızca insanın niçin güldüğünü en iyi bilenim. İnsan, sadece o denli derin acı çeker ki, o gülmeyi icat etmeye mecbur kaldı. En umutsuz ve en melankolik hayvan, haklı olarak en şen şatır olanıdır.” Bu alıntıyla ne anlatılmak istendiği açıktır. İnsan kendi yarattığı değerlerle kendini köle haline getirip bunu sonra gülmeyle mecbur hale getirmiştir. En talihsiz haliyle bile gülmeyi başaran ve kendini unutan insan aslında bu teselliyi icat ederek nihilizme malzeme olmuştur diyebiliriz. Nihilizm insanın yeniden doğuşunun öyküsüdür. Bu anlamda insanın yeniden silkinerek tüm güçlerine sarılmasını konu edinir.

Özetle Nihilizm

İnsanın özüne dönmesine amaçlayan her disiplin gibi biraz daha farklı olarak onun kurtuluşunu hiçlikte, inkârda ve yok etmede aramaktadır. Bu hiçliğe de ancak insanın yitirdiği güçlü içgüdülerle ulaşılabilirdi. Bunlar savaşçı ruh, yok etme isteği, ırkların feda edilmesi, güce tapış, güçlü ırka özlem, bencillik vs. gibi değerlerdir. Bu değerlerin daha çok faşist ideolojiyle ilintilendirilmesinin nedeni nihilizmin insanlığa yani yozlaşmış olan ırklara ve ruhlara karşı büyük bir kin beslemesidir. Ve insanlığı bir yozlaşma anıtı olarak görmesidir.

Dünyanın tarihsel aşamalarına bakıldığında bunun bir denemesini Hitler Almanya’sında görmek mümkündür. Nihilizmin insana yüklediği anlam Güç’tür. Nihilizme göre insan güçten düşürülmüş ruhuyla ancak hiçliği onaylayarak eski bedenine ve iradesine sahip olabilirdi. Ruhlar pazarında bize eksiksiz bir ruhlar hiyerarşisi sunan Nihilizm, tüm söylenilenlere ve eleştirilere rağmen tamamen insana yönelik bir felsefeyi beraberinde getirmiştir diyebiliriz. Bunu şu alıntıdan da çok iyi idrak edebiliriz:

…Ben iradenin reddedilmesini, olumsuzlanmasını öğreten bir felsefiyi insanı aşağıya indiren ve ona iftira eden bir öğreti olarak değerlendiriyorum. Ben bir iradenin kudretini, onun ne derece direncine, çektiği acıya, işkenceye ve bunları kendi çıkarına dönüştürmesine göre takdir ediyorum; ben insan varlığına onun kötü ve acı verici karakterini suçlama olarak hesap etmiyorum, tersine bir zaman gelince onun şimdiye kadar olduğundan daha çok kötü ve acı verici olacağını umut ediyorum.

Yararlanılan Eser
F. Nietzsche; Güç İstenci; “Bütün Değerleri Değiştiriş Denemesi”; Birey Yayıncılık; 2. Baskı; Çeviren Sedat UMRAN

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

6 YORUMLAR

  1. Aslında felsefi bir terime saçma demek de kendi içinde bir çelişki barındırır, çünkü felsefe de bir sonuç aramak kendine ters bir durum oluşturur. Nietzsche’ye göre nihilizm pesimist zihniyetten çok üstün insana yönelim gösterir. Bu açıdan bakınca her şeyi yok sayma cesaretine ulaşmış bir kişi olması gereken gerçekliğine daha kolay ulaşır. Bu nedenle Nietzsche’in nihilist düşüncesini derinlemesine araştırmak gerekir. Bilgilendirici güzel bir yazı olmuş.

  2. Yaptığınız yorum ve yazdığınız cümlelerinizle bir boka yaramadığınızı söyleyebilirim. FH ye karşı bu denli kıskanç bi tavırda olmanız şaçmalık. Sayfayı takip edip ve okumanız sonrada bok atmanız sizin bir aciz olduğunuzun bi göstergesidir. Çok üzgünüm ki FH, sizin gibi eziklerin uğrak yeri değil yanlış adrestesiniz…

  3. Güç istenci benim kitabım değil, benim Irkçı Nazi taraftarı başbelası kardeşimin yazdığı bir kitap. Ah sen şapşal yazar, bu kadar incelikli ve kibarlaştırdığım saldırımın nedeni nedir diye soruyormusun hiç? Benim adımın olduğu her sembol birikintisinin benim olduğuma nasıl da emin olabiliyorsun böyle kolayca! Harika diyenler! Bravo! Yeni bir imanı buldunuz bu yazıyla! Biriniz çalıp biriniz oynayın imanınızda!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

İnsanlar Artık Kafayı Yemişler

insanlar artık kafayı yemişler ve ben bunu çok iyi görebiliyorum baktığınız bir çok yüzde bunu görebilirsiniz insanlar artık kafayı yemişler bulutların üstünde yürüyebilirdik yıldızların üstünde dans edip aşk şarkıları söyleyebilirdik bir...

Şiirin İlkeleri

Bütün bu sözlerden çıkan sonuç yeryüzündeki, en iyi destanın bile, bütün- halinde, son ya da kesin etkisinin değersizlik olduğudur ve doğrusu da budur. Şiirin ilkesinden...

Kötülüğü Yazmak

Yazmak çok asık suratlı bir iştir. Bunu ispatlayamam. Çünkü yazarken aynaya bakabilen kişi sayısı çok azdır ya da hiç yoktur. Kendi mimiklerimize dikkat ettik...

Nietzsche’nin Kavramsal Armağanları

Zaman zaman kimi büyük kişileri anarız: yıldönümlerinde, o kişilere gereksindiğimiz vakitlerde. Bu tür vakitlerde çoğunlukla yaptığımız şey anımsanan kişinin tarihsel bağlamda dönüştürücü ve ses...

Medeniyet ve Hoşnutsuzlukları

Psikanaliz yönteminin yaratıcısı Sigmund Freud (1856-1939), hayatının büyük kısmını Viyana’da geçirmiştir. Tıp eğitimi alan Freud daha sonra psikolojik vakalar üzerinde yoğunlaşmıştır. Birçok nevrozun güçlü...

Karanlık Cennet‏

Bir noktanın içerisinde zaman hızla ilerliyor bu noktaya ait canlılar yeniden doğuyor ve yeniden ölüyorlardı. Doğuşlar ve Ölümler. Onlar yaşamak isteğiyle mum gibi eriyorlardı,...

Ayrıntının Vazgeçilmez Olasılığı

Bilmemek en güzeli. Acıyı dindirmek için yola çıktığında, benliğin kayıtsız bir tanrının uğrak yeri olur. Sen artık başkası olursun. Bu yüzden en iyisi biricik...

Uzaklaş

uzaklaş şarkı söyle yürürken mırıldanarak arada bi ıslık çal melodilerle eşlik et yolculuğuna özgür bir ruhsun hadi bırak bu mahlukları çık gel kendini onlar için bitirme beynini onlar için çürütme ruhunu onlar için küçültme daha ne kadar...

Yazarlık Başvurusu

Yazar terimi, aslında yazılı bir iş üreten herkes için kullanılabilmekle birlikte, genelde yaratıcılığını kullanarak profesyonel bir şekilde eser üreten veya farklı formatlarda çok sayıda...

Bataille’in Gizemciliği

Bu konu Bataille’da oldukça karmaşıktır. Kendisi tüm yapıtlarında gizemcilerle tartışmış, onlardan varoluşsal esrimeyi, ateşi, alevi almıştır. Ama Bataille gizemi açığa çıkarmaya, aydınlatmaya, iç deneyimi, felsefik...

Yalnızlık

Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş, daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı pek bilmiyoruz. Çok...

12 Angry Men

12 Angry Men... Şehrin fakir mahallesinde yaşayan bir genç, onu idama (elektrikli sandalye) mahkûm etmek isteyen on bir kişi ve içgüdüsel hareketlerle, mantıksal kurgulamalarla...

Şiir Üzerine

Bizde olsun, Batı' da olsun, şiir üstüne ama ozanlarca yazıları okurken kendi kendime, "Ozanlar şiir üstüne niçin yazarlar?" diye sorarım. Sözgelişi bir ozan, "Somutlayın!"...

Çocuk Hastalıkları ve Ölümleri

Şuurları dünyada henüz gelişmeden kısa bir süre ikametten sonra dünyayı terk eden veya sakatlıklar içinde kıvranan çocuklara sık sık rastlanır. Söylendiği ve bilindiği gibi...

Evlilik Düşmanı Bülent Bey’in Yaşadıkları

Dışarıdaki soğuk rüzgâr, kapalı kapılar ardındaki hoş sohbetleriyle birbirlerinin yüreklerini ısıtan ailelerin mutluluğunu süzüyor. Etrafta korkunç bir uğultu var. Sanki rüzgâr, etrafa attığı kıskanç...