Aşikârlık Dehşeti: Felsefenin Cüreti

Felsefe tüm şeylere düşmanca ve tehditkâr davranır. Hayatı rahatsız eder. Devinimsiz bir felsefe kavramsal bir fantezi dünyasından öteye geçemez. Bu gerekçeyle felsefiyatın kaderinde kaos her daim var olacaktır. Bunun yanında felsefi uğraş, insan varoluşu için daima estetik bir kurtuluşu vadetmiştir. Felsefeyi sadece boş zaman uğraşı, entelektüel bir takım faaliyetler olarak görmek ya da onu bir takım sınırlarla kuşatmaya cüret etmek ahmaklıktan başka bir şey değildir. Felsefenin sınırları çizilemez, o tanrısal bir lütuftur, insanın olduğu her yerde olmayı arzular.

Görüldüğü üzere felsefeyi özgür bırakmalıyız. Onu sınırlandırmak ya da üniversitelerin sıkıcı akademik kaygılarıyla hapsetmek ona edilmiş ağır bir küfürdür. Felsefenin ruhu ancak özgür insanda can bulur. Felsefe her şeyin tekrar tekrar düşünüldüğü, tasarlandığı ve şeylere yeni anlamların yüklendiği tek mecradır. Değişkendir, akışkandır; ruha ve zihne ilaç gibi gelir. Felsefe bu zaruretle her yerde olmalıdır. O tüm kavramların zehirlendiği, erdemlerin sıfırlandığı, nesnenin yepyeni bir forma büründürüldüğü alternatif bir varoluş sahası yaratma gayretidir. Tamamen insandan yola çıkar ve bu süreçte yeni bir insana gebedir. Felsefe yeni bir hayatın içine doğanın yaratıcısıdır.

“Kozmos Ölçülemezdir”

Marcus Steinweg’in Aşikârlık Dehşeti felsefenin sefaletinin ya da uçsuz bucaksız oluşunun ağıtını yakar insanlara. İnsan düşünür ama ne kadar, bu yeterli midir? Bir şeyler bulduğunu zanneden insan aslında sadece hali hazırda bulunanları mı hayal etmiştir? Felsefe bu uğraşların ne kadarını üstlenmiştir, başarılı olabilmiş midir? Marcus Steinweg bu sorulara cevap ararken bir yerde insan aczinin sınırlarını da felsefe sayesinde bizlere göstermektedir. Her alandaki türlü felsefi söylemleri ve alıntıları derleyerek bunları aforizmalarla destekleyen ve taçlandıran yazar Aşikârlık Dehşeti’nin ilerleyen sayfalarında aslında varoluşun da çaresizliğini vurguluyor.

“Aşikarlık Dehşeti”

Aşikârlık düşünce gücünün üstüne musallat olan bir hastalıktır. Aşikâr olan utanç vericidir. İnsan tarafından bozguna uğratılmamış hiçbir alan yoktur. Kurnaz bir şeytandır o. Hayat sadece insanın hizmetinde olmalıdır. Varoluş gerekçesi budur. İnsan şeylere hükmedebildiğinde tekrar insan olabilir. Ama aşikâr olan direnir ve sizi hayal kırıklığına sürükler. Aşikârlık Dehşeti işte tam da bu noktada çözümler üretip insan omuzlarında yığılan sıkılgan şeyleri söküp atmayı ya da deşifre etmeyi amaçlıyor.

“Düşünmek Öldürmek midir” Sorusu Üzerine

Steinweg kitabında sık sık düşünme eyleminin içeriğini felsefi argümanlardan ilham alarak yineliyor. Özellikle “Baykuş” adlı ilk bölümde (syf.19) düşünme eyleminin metafiziğini yıkıcılığına ve yok ediciliğine bağlıyor. Nietzschevari bir söylemle giriş yapan Steinweg Düşünmek Öldürmek midir sorusuna eğilerek felsefenin sürekli ölüm ve doğum arasında gidip gelen bir fikri manzumeler bütünü olduğunun altını çiziyor. Burada yazarımız düşünme dediğimiz faaliyet aslında bir şey üretmez tam aksine var olanları sadece kendi hizasına çekerek onlar içinde bir patlamaya sebep olur, bu patlamaya düşünme diyoruz.

Felsefe Tutarsız Olmak Zorundadır

Felsefe bir yaşam tarzı olarak tutarsızlık deneyimidir (syf.23) Felsefenin tehlikeli ve bir o kadar da doğurgan olmasının nedeni bu niteliğinde gizlidir. Felsefi düşünme devinimini bu tutarsızlıktan ve gelip geçicilikten alır. Bu istikrarsız yapı hep yeni bir düşünüş nesnesine ve âlemine doğru yol alır. Böyle bakıldığında felsefenin aşkınlığı ile ilgili de bir şeyler söylemek mümkün. Felsefi düşünmenin sınırsızlığı ya da alt sınırları sorgulandığında onun insana yönelik hem içkin hem de aşkın bir yönünün olduğunu görmek mümkün. Felsefenin tutarsızlığı onun bir sarsıntı merkezi olmasının alametifarikasıdır.

Neden Okunmalı?

İthaki Yayınlarından çıkan Aşikârlık Dehşeti saf katıksız bir felsefi metin. Kitapta yer alan denemelerde türlü referanslar mevcut. Satırlar arasında gezinirken Descartes, Hegel, Nietzsche, Heidegger, Husserl, Wittgenstein, Foucault, Lacan, Deleuze, Derrida vb bir sürü filozofun ayak izlerini sürebilirsiniz. Steinweg’in bu kadar çok filozofu yazma serüvenine müttefik etmesinin nedeni okuyucuya karşılaştırmalı bir felsefe dizini sunabilmek ve düşünme eyleminin ne denli kaçınılması güç bir olgu olduğunu ispatlayabilmek. Aşikârlık Dehşeti bu anlamda oldukça doyurucu felsefi fragmanlarla süslenmiş bir metin. Okuyucuya bir yandan felsefenin derin yarıklarını işaret ederken diğer yandan felsefenin sınırlarını çizmeye kalkışanlara tokat gibi bir cevap veriyor: Felsefe sonsuzluğa gebedir.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Eğer

Eğer, herkes kendini kaybedip seni suçladığı zaman, sen soğukkanlılığını koruyabilirsen; Eğer, herkes senden kuşkulandığında sen kendine güvenip tüm şüpheleri hoşgörüyle karşılayabilirsen; Eğer, sabırla bekleyebilir ve beklemekten...

Hakikat Hakkında

Herkesin mizacı ve varoluş amacı farklıdır. Bunlara uygun olan ilgi çeker, hoşa gider. Fakat genç yaşlarda bunların fark edilmesi oldukça zordur. Bilgiyi alıp, kendi...

Kanlı Masal

aklım, haklıyım, et firarını! ovdun ve okşadın beni çıktı içimdeki cin; ondan ölümümü diledin. mayıstı. seni o yüzden bağışladım! ben en çok mayısta su içerim derinim balık kaynar derinim kanımı kaynar ben...

Birdy

O sadece uçmak isteyen küçük bir çocuktu. Ve hayat ona dar geliyordu. Birdy, bir Alan Parker filmi. Biraz fantastik, biraz absürt bir öyküyü dillendiriyor. Güvercin...

Ölüm Üzerine

Ölüm, en kötü ihtimalle bu dünyadan kurtulma şansıdır. Hayal kırıklıklarından sıyrılmanın, ateşler içinde yanıp, acının şefkatli kollarından kaçmanın en güzel ve temiz yoludur. Ölüm,...

Avcının Akşam Şarkısı

Yürüyorum kırda sessiz, yabanıl Elimde tüfek sürüne sürüne; Gözlerimde senin ışıklı yüzün, Tatlı hayalin gülümsemede. Gezmedesin sen şimdi, sevimli Kırlar içinde vadilerde; Ah, benim uçup giden hayalim Bilmem görünür mü sana...

Çocuklar

Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Onlar kendi yolunu izleyen Hayat’ın oğulları ve kızları. Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler Ve sizinle birlikte olsalar da sizin değiller. Onlara sevginizi verebilirsiniz,...

Davet

Hazır değilsin, tutkuya Onu basite indirgeyen Bir ortamın şaşkınısın. Arzu ile Kamber Tahir ile Zühre...Bile... Bunlar olağan kalır Korkarsın. Bu, evrendeki en büyük patlamanın Gücüne eşit değilse/ Ne? (belki ben de korkarım) Böyle bir...

Karanlığın Geceyle Sevişmesi

Gecenin bir yarısı belasını arayan bir şeytanla tanıştım. İrkilmiştim önceleri. Benliğimi teslim aldı. Sonrasını zaten biliyorsunuz. Ama yine de anlatayım. ... Bu ilk değildi. Son da...

Akıl ile Zeka Arasındaki Fark Nedir?

Akıl aslında bir kabiliyettir, zeka da öyle. İkisi arasındaki en önemli fark, bir başkasından akıl alabilirsiniz ama zekayı asla. O, her insanın kendisine mahsustur. Bir...

Dalalet İçinde Olanlar İçin Düstur Hakkında

Tertullianus, aşağıdaki yazısında, hakiki Hıristiyanlık ile sözde felsefe arasında var saydığı gerçek ilişkiyi daha da güçlü bir biçimde vurgular. İnsanoğlunun ve “şeytanların” dünyevi bilgeliğin ruhunun...

Gençlik Çağı Ruh Sağlığı ve Ruhsal Sorunlar

Gençliğin Tanımı ve Toplumdaki Yeri Gençlik, çocuklukla erişkinlik arasında yer alan, gelişme, ruhsal olgunlaşma ve yaşama hazırlık dönemidir. Ergenlikle başlayan hızlı büyüme, gençlik çağını sonunda...

Kuran, Hz. Muhammed’den Önceye mi Ait?

Geçen ay İngiltere’nin Birmingham kentinde bulunan dünyanın en eski Kuran-ı Kerim cüzlerinin, Hz. Muhammed’in yaşadığı dönemden önceye tarihlenebileceği, bunun da İslamiyetin ilk dönem tarihinin...

Saklımda

saçlarından dökülen ışıltıları topladım bir bir, heybemdedir hepsi. merhaba diyemediğim bir yansımanın adısın. şimdi ne desen hoşçakaldır, içimin en yakın yalnızlığında… sen yürüdün , arkanda bıraktığın fırtınadan habersiz. sayısız sokakların renklerinde, suretinle...

Şiir Nasıl Doğar?

Bazılarının sandığı gibi mısralar duyguların değil, yaşanmış deneylerin sonucudur. Tek bir mısra yazmak için birçok şehirleri, insanları ve nesneleri görmüş olmak, hayvanları tanımak, kuşların...