Pendname: Bir Dervişin Cennete Yol Haritası

Pendname: Bir Dervişin Cennete Yol Haritası

Bu kez edebi bir metinden ziyade daha çok manevi değerler içeren bir kitabı inceleyeceğim. Bu yönüyle hem daha zor, hem de üzerimde ilahi gücün tesiriyle farklı bir sorumluluk taşıyorum. Malumunuz edebi metinlerde işlenecek fazlaca malzeme bulunur: Kitabın günümüzdeki yazınsal değeri, neden okunması gerektiği, anlatım biçiminin geçerliliği, eserin okunabilirliği, yazarın edebi kişiliği ve şahsi dünya görüşü gibi birçok alt başlıkta değerlendirme yapmanız gerekecektir. Ama bu kez farklı, yukarıda da bahsettiğim üzere elimdeki kitap bir tasavvuf klasiği: Pendname – Öğütler Kitabı. Sufi Kitaptan çıkan bir tasavvuf seçkisi. Feridüddin Attar’a ait olan Pendname diğer tasavvuf metinlerinden farklı değil, içinde birçok alt başlık taşımasına rağmen aslında metnin tümü tek bir şeyi öğütlüyor: İyi İnsan Nasıl Olunur? Allah’ın sevdiği kullardan olmak için bu dünya da nasıl davranmalıyız?

Attar, Barbar Moğol istilalarında ölmüş büyük bir sufi. Özellikle Kuşların İlahisi adıyla çevrilen Mantık’t Tayr çok okunan eserlerinden. Attar gerçekten Anadolu tasavvufun kaynaklarından biri Mevlâna ile münasebeti de bu meyanda herkesçe bilinir; hatta Mevlâna kendisini üstat kabul etmiş ve şöyle söylemiştir:

Ben söz söylemede Şeyh Attar’ın kulu kölesiyim!
Ey dost, her ne söyledimse onu Attar’dan duymuşum.(1)

Manevi Metinleri Okumak

Maneviyat içerikli metinleri okumak bir hayli zordur; buna diğer tüm kutsal kitaplarda dahil. Dil ve anlatım biçimi olarak bu eserler dünyevi birtakım açıklamalar olarak görünse de aslında her cümlenin ve hatta her kavramın farklı bir anlam derinliği vardır. Bu anlam derinliği zaruri olarak kendi içinde birtakım şerhlere-açıklamalara ihtiyaç duyar. Buradan bakıldığında Pendname, Attar’ın kendi manevi yolculuğunun da bir sonucu. Kendi seviyesinden yazdığı öğütleri sıradan sokaktaki insanın anlayabilmesi son derece güç. Her ne kadar genel okuyucuya hitap ettiği söylense de Pendname‘nin anlaşılabilmesi başlı başına bir manevi (ilmi mertebeyi) dereceyi mecbur kılıyor. Tıpkı Mevlana, Arabi, Geylani eserlerinde olduğu gibi.

‘Ham Ervah’tan Uzak Durmak

Attar Öğütler Kitabı’nda sıradan kalabalıklardan uzak durmamız gerektiğini dile getiriyor ve bu konudaki çekingelerini ısrarla dile getiriyor. Çünkü mutasavvıflara göre dünya ehli (ham ervah) dünyevi ihtirasların, maddi beklentilerin yuvasıdır. Ham ervah ile irtibatı kesmemiz bu bağlamda ehemmiyet arz eder. Anadolu’daki sufi tarikat geleneğinin da en başta gelen prensiplerinden biridir bu. Tekkeye kabul edilen her müridin dünya ehlinden elini ayağını çekmesi istenir. Attar’da aynı şeyleri talep etmektedir, ona göre Derviş olmanın yolu ihtirasların ve cinnetlerin terk-i diyarı ile yani bir Mürşid-i Kamil’e tabi olmaktan geçmektedir.

Mutluluğun Kaynağı “Nefs” in Islahı

Tasavvuf literatüründe göze çarpan en önemli kavramlardan biri de “nefis”tir. “Nefis”, insan denilen varlığı “ilim”den uzaklaştıran ve kontrol edilmezse onu yoldan çıkaran ilahi bir unsurdur. Nefis aslında bir denge unsuru gibidir. Nefsi olan tek varlık ise “İnsan”dır. Nefis denilen şey hem bir hediye hem de bir beladır oysa. Yaratan’ın nuruyla yaratılmış tek varlık olması sebebiyle her İnsan bir nefse sahiptir. TDV İslam Ansiklopedisi “Nefs”i şöyle tanımlamış: İnsanın özü, kendisi, ilâhî latife, kötü huyların ve süflî arzuların kaynağı anlamında bir terim.(2) İnsanda kötülüğe yol açabilecek her türlü arzuların kaynağı, merkezi. Bu kaynağın varlığı bizi ayrıca özel bir varlık kılarken, yeryüzüne atılan Adem oğulları sırf bu nefsin ıslahıyla uğraşsınlar diye yaratılmışlardır. Kısaca “nefis”, aslında kutsal kitaplarda yer alan Şeytan kavramının tam karşılığıdır diyebiliriz. Attar eserinde sürekli olarak bu beladan bahsetmiş ve asıl maharetin bu kötülüğün ıslahında olduğunu vurgulamıştır.

Antik Yunan Felsefesinde fazlaca bahsi geçen “erdemli insan” nefsi ıslah eden insan tipidir (insanın bu hali aslında bir fenomen özelliği taşır) Pendname, erdemli insanın tarifini şöyle özetliyor: Nefsine kulak asmayan, onun isteklerini bir çırpıda elinin tersiyle iten, dürüst, cömert, bilge, bir Allah aşığı. Aslında bu tam bir insan fenomeni. Tasavvufta insan nefsinin ıslahı son derece önemlidir ve nefsini terbiye edenler cennetle müjdelenmiştir. Attar hemen hemen her bölümde bu konuya değinerek tasavvuf geleneğinin aslında neyi amaçladığını insanların gözüne sokmak istemiş. Bunu başarmış ta.

Mevlana ve Sadi Şirazi gibi çok bilinen mutasavvıf ve edebiyatçıların çalışmalarını etkilemiş olması, Attar‟ı ve Pendname adlı manzum mesnevi tarzı eserini önemli kılan hususlar arasında yer alır.(3)

Kötülüğün İfşası ve Kurtuluş

Kötülüğün ifşası nefsin ne derecede bir günah makinesi olduğunun ayırdına varmaktır. İnsan’ın kendini bilmesini gerektirir. İnsanın kendini bilmesi demek Yaratıcıyı bilmesi demektir. Bu kendini bilme gayretinin en önemli sacayağını da kendini Yaratıcıda yok etme oluşturur. Bu nihai sona sufi geleneğinde, “son ıslah” “ilahi kurtuluş” ya da “cennet” diye adlandırılır. Yaratıcının verdiği hiçbir (şeyi) -bedenimizi, organlarımızı daha da önemlisi Ruhumuzu- kirletmemeyi öğütleyen bir öğretidir Tasavvuf.

Attar, Pendname’de hemen hemen her bölümde arınmak isteyenlere çağrılarda bulunuyor onlara öğütler veriyor, güzel ahlaklı olmanın yollarını işaret ediyor: Kıskanç olmayın, açgözlü olmayın, dürüst olun, cimri olmayın vs. gibi.

Cennet, Cehennemi Yaşamakla Mümkündür

Cennetin tarifi bir çok kutsal metinde geçer, Kuran-ı Kerim bu konuda şöyle bir tanımlama getirmektedir: Allah onlara, altından ırmaklar akan cennetler hazırladı. İçlerinde ebedi kalacaklar. İşte o büyük kurtuluş budur.(4) Attar’da bu cenneti müjdeleyenlerden. Ancak onun cennet tanımlaması kutsal metinlerin bir tefsiri niteliğinde: O cennet yolunun “gözyaşı” ve “acı”dan geçtiğini, dünyevi hallerin (cehennemin) ıslah edilmesiyle cennete varılabileceğini öne sürmüş. Aslı itibariyle cehennem şartları ile dünyevi hayat birebir örtüşmektedir. Haklı olarak yazar bu dünyanın bir araç olduğunu aslında cehennemin bu dünyada yaşandığını ima etmiş. Bu tasavvuf geleneğinde meşhur bir tezdir. İnsan bu dünyaya yollanmıştır çünkü ıslahlar da cennette bu dünyanın hallerinde saklıdır. Dünyevi ihtiraslarımızın varlığı da buna bağlanabilir. İnsan bu dünyada aslında cehennemi yaşamaktadır hemen akabinde eğer kalben uyanırsa cennet koşullarını kendi kendine yaratabilir. Tabii bu bir Mürşid-i Kamil’e hizmetle mümkündür.

“Pendname” Neden Okunmalı?

“Altın gibi saf ol” İşte tasavvufun özü. Attar bu prensibi şu hususlarla bağdaştırıp İnsan’ın kurtuluş yolunu işaret ediyor: Ona göre hırs ve şehvetten arınan bir insan altın gibidir. O sadece tek bir kanala yönelir, tek bir kaynaktan beslenir: “Allah Aşkı” Saflaşma sufi geleneğinde geleneksel bir ritüel gibidir. İnzivaya çekilmek, sadece O’nun adı ile meşgul olmak… Bu sayede dünyevi ihtiraslarından arınan “İnsan” altın gibidir. Ve sadece O’na teslim olmuştur. Buna bazı tarikat ehilleri “bu dünyada ölmeden ölmek” deyimiyle karşılık verir. Ölümü ancak bu dünyada ölerek yenebilirsiniz. Ölümsüzlük ancak İlahi Kurtuluşla yani saflaşma ile mümkündür.

Sonuç olarak; Pendname diğer tasavvuf klasiklerine nazaran farklı bir şey söylemiyor zira, -ruhunun kurtuluşunu öğütleyen- her sufi eser gibi ölümsüzlüğü arayan insanın rehberi olmayı umut ediyor. Pendname her ne kadar tasavvuf ehlinin tefsirine açık olsa da, günümüz insanının da feyz alacağı bir çok öğüdü bünyesinde barındırıyor.

Pendname
Yazar: Feridüddin Attar
Tercüme: Cemal Aydın
Yayınevi: Sufi Kitap
İlk Basım Tarihi: 01/03/2019
Yayınevi: Sufi Kitap

 

Notlar

(1) Attar Feridüddin, Pendname – Öğütler Kitabı, Çev. Cemal Aydın, 2019.
(2) https://islamansiklopedisi.org.tr
(3) Ali Çavuşoğlu, İrşad Ekseninde Pendname, Kayseri, 2011.
(4) Tevbe Suresi 89.

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Hapishaneler Boşalsın, Ordu Lağvedilsin

La Revolution surréaliste dergisinin Ocak 1925 tarihli 2. sayısında yayınlanan bu ünlü bildiri, sürrealistlerin toplumsal ve siyasi meseleler karşısında doğrudan tavır almaktan çekinmediklerini gösterir. Ordu ile hapishane –dolayısıyla, silahlı kuvvetler ile “suç”– arasında kurulan koşutluk, sürrealizmin temel dertlerinden biri olan özgürlükle ilgilidir ve metin, sürrealist hareketin ilk...

Hz. Muhammed’e Hayran Bir Yazar: Tolstoy

Muhammed her zaman Evangelizm'in (Hıristiyanların) üstüne çıkıyor. O, insanı Allah saymıyor ve kendini de Allah ile bir tutmuyor. Müslümanların Allah'tan başka ilâhı yoktur ve Muhammed onun peygamberidir. Burada hiçbir muamma ve sır yoktur. Lev Nikolayeviç TOLSTOY Tolstoy'un Müslüman olarak son nefesini verme ihtimalini bilmek dahi bir Muhammedi olarak...

Özgürlük Üzerine

İnsan nasıl dönüşecek, olmaya çalışmaktan varlık durumuna bu köklü değişimi nasıl gerçekleştirecek? Olmaya çalışan, bunun için çabalayan, uğraşan, kendisiyle savaşan biri böyle biri erdem anlamına, özgürlük anlamına gelen o varlık halini nasıl bilebilir? Başka bir deyişle, yıllar boyunca bir şey olmaya, kıskanç biri olmamaya, kıskanç olmayan biri...

Ödemeler Dengesi

İnsan Yoksul bir tarifnameydi / epeskiden Sahiplerin sırmalı günlerinde Ezanların ve kilise çanların Görkemli sesinde İnleyerek. İşkence odaları / İspanya' dan, Roma' dan Katliam zindanları / Edirnekapı' dan Şeyh Bedrettin, Spartaküs adına beslerdi Barok müziklerin, hatim dualarının Kutsal ahenginin diyetini Akdeniz' i boyayacak kanla. Ondan güzeldir Yanık namaz sureleri Concerto grosso derinlikleri. Her tarihsel ses Ne pahalı ödendi Halk olmak adına Fikret Hakan

Özlemle…

Günlerden hoşçakaldı... Bunu neden söylediğimi anlatamadım, sığınmak istedim, öylece kaldım! şehri altüst edip bulabilmek seni akıllardan geçip görebilmek seni rüyalarla karışıp düş alemine anladım her şey özlemle Yetim kalmış bir şehirde damla damla hüzünlerle adımladığım sokaklar bir gün nasılsa sana çıkacaktı. Ve üstelik sen de biliyordun. Hissettin gelecek, yaşanılacak o anı, bir olan...

Bir Başka Dünyadır Romantizm

Tanrılaşan bir hayal gücü ve bunu mümkün kılan bir insan bilinci… Sanırım tek cümleyle Romantizm bu. İlk olarak Almanya da kendini gösteren akım eskiye ait bir özlemi dile getiriyor ve bunu şiirlerde, resimlerde ve sanatın her dalında göstermekten ve yinelemekten kaçınmıyor. İnsanın içine açılan bir gizemli yol...

Karadedeler Olayı

1989 yılında Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesine bağlı Davutlu köyünde geçen cin basma olaylarını konu edinen "Karadedeler" olayını izleme fırsatım oldu, film gerçekten de leş, açıkçası dumura uğradım diyebilirim, yönetmen guya amatör kayıtlardan yola çıkarak izleyiciyi etkilemek istemiş fakat karakterlerin talihsiz oyunculuklarından dolayı hayal kırıklığı yaratmıştır. Blair Witch ve Paranormal...

Pragmatizm ve Hitler

Pragmatizm nedir? Pragmatizm, en yalın söylemiyle fırsatçılığın sistematiğe büründürülmüş halidir. Dünyanın şekillenmesinde en az diğer felsefi-siyasi disiplinler kadar etkilidir. Çünkü stratejik bir silahtır ve her an kullanılabilme özelliği onu eşsiz bir atom bombası yapar. Pragmatizm, fikirlerin dogmatikliğinden kaçarak sadece şartlara uymanın verdiği rahatlığı ve kolaycılığı da beraberinde getirmektedir....

Şair, Şakir, Şiir

Lafta ve rafta Şair, masasında yetmez derin bakışlar ve sancılı yazı nöbetleri dizeleri doğmaz bir türlü şairin Şakir, Ehven Kıraathanesi’nde yudumlar hayatı sıcak sıcak kafasında hazan, birkaç demet sarı bir yudum hayat yine bu sefer daha sıcak ve daha bir tavırla okşayan eller bardağı Şiir, kitap arasında ne gül kurusu ne de kitabın meşhur kurdu sanık sayfalar ve çizilmemiş kolları kelimelerin -geçmiş, hayatın küfrü- Şair, düşündü sırtladı kafayı ve...