“Levinas, ne bir felsefe ne de dini bir ritüelin parçasıdır; o insandır ve hep öyle kalmayı diler bizlerden. Bu bağlamda, –tarifi imkânsız gibi görünür– insan olmanın ne bir türü ne de cinsiyeti vardır: “İnsan insandır” ve bu oldukça çarpıcı bir gerçeğin işaret fişeğidir. Başka bir problem daha var: Levinas’ı nereye konumlandırmalıyız? Levinas, lafzın içine gizlenmiş bir fısıltıdır –sinsi bir hakikat fısıltısı…”[1]

Levinas, kendisini ya da köklerini düşünmeme fırsat vermiyor, her söyleminde Yahudi klişelerini süsleyip gizliyor, bu şu demek değildir: kestirilmesi zor bir Yahudi. Paradoksal bir varoluş felsefesinin temsilcisi olarak Levinas’ın hayaleti karşımda duruyor.

Rabbi Elyezer ‘Eleazar ben Shammai’ şöyle dedi:
Bütün denizler mürekkep olsa, bütün sulak yerler kamışlarla kaplı olsa, tüm gök ve yer parşömen olsa ve bütün insanlar da yazı sanatıyla uğraşsalar, benim öğrendiğim Tevrat’ı bitiremezlerdi… J. Derrida, “Gramatoloji” s.27

Başkası: Ben’in Sığıntısı/Kendinden Çıkış[2]

Başkası. Tanrısal göndermede bir iletken rolü oynar: Fenomenolojik bir üretim olmamakla birlikte –öyle görünüyor ama değil. Başkası, fenomenolojik bir tükenmişliğin (çaresizliğin) sonucu olarak kendisini gösterir, diğer taraftan aşkınlığın sorunsalını da özetler. Metafizik bir soruşturmanın kapısını aralayan gizemli bir ajandır o. Oyuncak, hafife alınmamalıdır ki başka bir bağlamda bir laboratuvardır. Oyuncak Sonsuzlukla ilişki kurma fırsatını verir. Öteki, Sonsuzluğa açılan bir kapıdır. Bir kapı diğerini açar. Kapı bir diğer kapı için anahtar[3] [iç kapı] olduğunda karşımızda Sonsuz belirir. Sonsuz belirmesi bir değişimin de müjdesini verir. Değişimin ekonomisi akabinde teslimiyet duygusunda kendisini bulur.

Din/Talmud

Musa’nın tebliği, Levinas’ın referans noktalarından biridir. Her din –dar anlamda vahiy– evrensel bir ahlakı öncelediği için Ötekiyle ilgilidir. Ötekinin varlığı dinin ve vahyin belirleyicisidir. Öteki, var oluşun amacının kendisinde belirdiği biricik mecradır. Din, Benin Sonsuzlukta çok yönlü bir dolanımıdır (bir artı değer). Vahyin alfabesi insan yazısı ve konuşmadır. Din ahlaki bir mucize olarak telakki edildiğinde bu dünya için bir nimettir. Peygamberin kendince bir yorumsaması –vahyin zahiri, yüzeysel tevil: günlük hayat için bir ahlak dizgesi. Din, iğvanın Ben’e doğru sürekli nüfuz ettiği varsayımıyla ilgilenir. Dinin mesaisi bununla ilgilidir. Küçük bir cennete gidiş bileti gibi. Ruhsal arınma ya da derin bir temizlik değil, saflaşma yönelimiyle ilgili hiç değildir. Levinas tipik bir Ortodoks Talmudiktir.

Nebi

Peygamber özel kuvvet. Tanrısal olanın saklanması ve muhafaza göreviyle donatılmış, kendisine tevil yetkisi verilmiş olan. Tevil sadece ahlak ya da lafızla ilgilenmez, tevil bir yandan insan hayatının da tefsiridir. Nebi kendi seviyesinden düşerek halka iner, her düşüş onu yorar ve tahammülsüz kılar. Sonuç: vahyin inişi yüksekten alçağa doğru seyrederken nebi kendince bir seviye krizi yaşar –bunu aşması zordur, çözümü dünyevi seviyede tevildir.

Kutsal Olan

Kutsal [Sonsuz Başka][4] Olan, dışsallık [saldırı] olmadan ihsan etmez. Bu ayartıyı ya da pohpohlanmayı Başkası olarak görürüz, bu ilahi bir tezahürün basit bir musallatı olmamakla birlikte ilahi makamlardan Surat’a tecelli eder. Kalp Kutsalın [Surat] ikircikli yatağıdır.

Kelle [Öteki]

Kelle bir temsildir.[5] Varlığın bu dünyaya musallatının sonucu belki de vasat bir temsil. Varlık ancak bu denli karikatürize edilebilir. Yüz, Ruhun bir ciheti olarak tasavvur edilebilir.

Köksüz

Bir tercihi ya da koşulu cebren imlemek Yukarının uğraş alanına girer. Aslında –ontolojik bağlamda yardıma muhtaç bir tümce bu: ‘Ya olmak ya da olmamak.’ Bu tümce varlığın kendisinden kopuktur –evrenden azade edilmiş olarak öylece durur. Kökensiz [sahipsiz] gibi görünmesi fenomenolojiden kurtarılmış olmasındandır. Sonsuza doğru savrulan ve Ötekine uzanmak O’nda dinlenmek isteyen her şey kutsal ile karşılaşmayı aklında bulundurmalıdır, dolayısıyla her Kutsal, Ötekinde patlayan Ben’in yeniden kendinde belirişidir. Ahlaki olmasının yanı sıra epistemolojik bir süreçtir bu.

Gizil Siyonist

Levinas –ilk felsefe olarak öncelediği Etik’i bir kenara iter ve Filistin konusunda ateşli bir Siyonist olarak karşımıza dikilir. Tipik bir Yahudi lafzını yüzümüze vurmaktan sakınmaz: ‘sadece kendimden olan Başkasına güveniyorum ve Başkası bu anlamda Filistinli değil, beni yanlış anlamışsınız.’ Levinas Tora’nın “Öldürmeyeceksin” emrini Siyonizmin emrine verir, –bundan çekinmez ve felsefenin sınırlarından politize edilmiş (dini) olanı hortlatır.

Sağaltım [Varlıktan Kaçış]

Levinas kendi üzerine odaklanan ve kendince Var olana musallat olan bir düşüncenin sisteminin sınırlarını çizer. Sürekli kendini tekrar tekrar olumlayan Levinas tanıtlamalardan kaçınır, hatta felsefi dizgesini kişisel formüllerle sağlamlaştırmanın yollarını arar. Bu akademik bir dilden kaçışın da öyküsüdür. Levinas varlıktan kaçışını bu şekilde sistematik hale getirir: kendiliğine dönmek isteyen bir var olandan başkası değildir. Var olanı, henüz Varlıkla temasa geçmeden yani hastalanmadan önce iyileştirme (sağaltım) girişimlerini takdir etmemiz gerekir.

Zaman ve Başka[6]

Düşüncesinin gücünü ya da belirlenimini tekrarlardan ve bu tekrarların başkalaşımlarından alan Levinas Zaman ve Başka’da aynı edebi[7] [akademik olmayan] üslubu devam ettirir. Bu kestirilemez ve kimilerine göre savruk yazım şekli yazdıklarını hem muğlak hem de kriptolojik bir fiziğe büründürür.  Başkası, bütünlüğün aynılığın dışında kalan onun radarında imlenir durur. Zaman ise Başkasının uzandığı Ben ile ilişkide ortaya çıkar. Zaman Başkasının varlığına bağımlıdır. O halde Zaman, bir iletişimin, bir konuşmanın ya da bir rastlaşmanın konusu olabilir. Zaman başka(sında) yüzlerde belirişin an’ıdır.

Levinas [Neden] Okunmalı?

Levinas herkesten beslenir ama asla herkes ya da bütün olana ait değildir. Bu bağlamda felsefe takipçisine kendine has yollardan gitmeyi öğütlemeyi başarabilir. Levinas’ın kaygan ve bir o kadar da Başkasına ait dili sayesinde Varlık’ın spekülatif ve fenomenolojik kökenlerine doğru seyredebilirsiniz. Bu seyir de bazen Başkası bazen salt bir Ben olabilirsiniz, korkmayın Sonsuzluğun sessiz hışırtısı sizinle, onu her daim hissedebilirsiniz. Levinas bizleri eksiltili bir hakikat arayışının[8] mimarı olarak Varlığın en mastar halini incelemeye davet ediyor.

Can Murat Demir

Verdiği ilham ve katkılarından dolayı Zeynep Direk’e teşekkür ediyorum

[1] Bkz. http://www.felsefehayat.net/dort-talmud-okumasi-uzerinden-levinas-felsefesine-giris.html
[2] Mısır’dan Çıkış, İsrail halkının kölelik yaşantısından azade edilişini konu edinir. Çıkış Kurtuluşa ya da azaba doğrudur.
[3] Anahtar kendisini açamaz, anahtarın varlığı kapıyı olumlamak zorundadır. “Anahtar” ve “Kapı” düalitesi İsrailoğullarının ikircikli varoluşu betimler, dinle tarihinde yaşanan bu özgünlük
[4] Sonsuz Başka, Varlığın dışına uzanan, hükmeden ondan gayrı bir mahiyeti imler.
[5] Bir avatar gibi değilse de özgür vicdan sahibi olan bir beden ve ruh.
[6] E. Levinas, Zaman ve Başka, Fol, 2021
[7] E. Levinas bir felsefeciden ziyade mistiktir; bu bağlamda kullandığı dil Yahudi mistisizminin başucu kitabı sayılan (Zohar’ın tefsiri) “Kabala” daki dile benzer. Bu benzerlik sayesinde Levinas düşüncelerini hem ifşa hem de gizleme fırsatı bulur. Akademik bir dil seçmemesinin nedeni Levinas’ın çocukluğundan bu yana almış olduğu Talmud eğitimleri ile yakından ilgili olabilir.
[8] Filozofun düşüncesinin yoğunluğunu hafifletmek için bu kavramı kullandım, “eksiltili” olanın devamı başlangıcından daha yoğun olabilir. Eksiltili olan anlam yolları bu anlamda tehlikelidir.

Bazı yerel gazetelerde ve The Parlemento Dergisi‘nde köşe yazarlığı ve haber editörlüğü yaptı. Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.