Felsefi şiir geleneğinde aşkın sona ermesi, çoğu zaman dünyanın sonuyla eşdeğer tutulur. Mine Saka, “Ellerin Başkasına Değdiğinden Beri” adlı şiirinde, sevilen öznenin bir başkasıyla kurduğu temasın, geride kalan için nasıl bir “edebiyat sonu” yarattığını betimliyor. Bir Düşünce Platformu olarak, ayrılığın basite indirgenmiş bir veda değil, öznenin dünyayı algılama biçimini yok eden “düpedüz bir ölüm” olduğu fikrini bu dizelerle inceliyoruz.
Ellerin başkasına değdiğinden beri,
Başkası için aldığın o ilk nefesten beri,
Başkasına gülümsediğin,
Seneleri umarsızca yakıp yıkıp gittiğinden,
Başkasına sarıldığından beri,
Bıraktım tüm edebiyatı..
Şimdi sana nasıl hitap etsem,
Nasıl yere göğe sığdıramadığım adamı,
Ellerimle nasıl gömsem,
Diye düşünmekten alıkoyamıyorum kendimi.
Kesik kesik geliyorsun aklıma şimdi,
Kim ayrılık demiş buna..
Kim basite indirgemiş bu kadar.
Düpedüz ölüm bu.
Sensiz, nasıl şiir yazılır ki?
Mine Saka




