En Kaygı Verici Olan Nedir?

Düşünmenin ne demek olduğunu ancak, bizzat kendimiz düşünürsek anlayabiliriz. Böylesine bir çabanın muvaffakiyeti, düşünmeyi öğrenmek için hazır olmamızı gerektirir. Ne ki, bu öğrenmeye yanaşmamızla birlikte, henüz düşünmeye muktedir olamadığımızı da itiraf etmiş oluruz. Oysa insan, düşünebilen demektir; üstelik buna tam selahiyetli olarak. Zira o, akıllı bir yaratıktır. Akıl, rasyo, düşünmede inkişaf eder. Akıllı bir yaratık olan insanın istediği takdirde düşünebilmesi gerekir. Fakat belki de insan, düşünmeyi istemesine rağmen, düşünmeye muktedir olamıyor. Belki de o bu düşünme iradesinde çok şeye ulaşmak istiyor ve bu yüzden istediğinden çok azına ancak muktedir oluyor. İnsan, gerekli imkâna sahip olduğu sürece, düşünebilir. Fakat sadece bu imkân bize düşünmeye muktedir olmayı garantileme­ye yetmez. Zira biz ancak kendisinden hoşlandığımız şeye muktedir olabiliriz. Fakat öte yandan biz hakiki an­lamda sadece, kendisi bizim kendimizi, üstelik varlığı­mızın özündeki kendimizi sevenden hoşlanırız. Nitekim o bizden hoşlanan, varlığımızın özüne, bizi özümüzde tutan olarak teselli verendir. Tutmak ise esasen korumak, çobanlık etmek, sürüyü meraya salıp atlatmaktır. Bizi özümüzde tutan, bizi ancak biz onu bizi tutan şey olarak muhafaza ettiğimiz sürece tutar. Biz onu hafızamızdan silmediğimiz takdirde muhafaza edebiliriz. Hafıza, düşünmenin toplanmasıdır. Fakat neyin düşünce­si? Kendisini nazarı itibara aldığımız sürece bizi tutan şeyin düşüncesi elbette. Çünkü O, sürekli olarak kendi hakkında düşünülmesi gerekendir. Nazarı itibara alınıp tefekkür edilen, hoşlandığımız için hediye olarak bir yadigâr verilendir. Yalnızca, kendisini düşünmemiz gereken şeyden hoşlandığımız takdirde, düşünmeye muktedir olabiliriz.

Heidegger yol üzerinde…

Düşünmeye muktedir olmak için, öğrenmenin ne ol­duğunu öğrenmemiz gerekir. İnsan, eylemini ve eylemeyi terk edişini, her defasında kendisine verilen en asli olana ilişkin teselliye uygun kıldığı sürece öğrenir. Düşünmeyi ancak kendisi hakkında düşünülmesi gerekenlere özenle dikkat kesildiğimiz takdirde öğrenebiliriz. Konuştuğumuz dil, örneğin, dostun tabiatını dostane olan olarak vasıflandırıyor. Buna uygun olarak biz de şimdi, kendisini düşünülmesi gereken şey olarak sunan şeyi vasıflandıralım: Her kaygı verici olan, kendini düşü­nülecek şey olarak sunar. Fakat bu sunuş daima kaygı verici olan zatı itibarıyla hakkında düşünülmesi gereken şey ise vuku bulur. Öyleyse şimdi ve bundan sonra, sürekli, eski zamanlardan beri ve her şeyden önce düşünülmesi gereken şey olarak kalanı, şöyle vasıflandırıyoruz: En kaygı verici. En kaygı verici olan nedir? İçinde bulunduğunuz kaygı uyandıran zamanda o nasıl tezahür edi­yor?

En kaygı verici olan, bizim hâlâ düşünmememizdir; hâlâ, üstelik dünyanın durumunun gittikçe daha kaygı verici olmasına rağmen. Görünüşe bakılırsa bu gidişat insanı gecikmesizin ne olması ve ne yapılması gerektiği hususunda saf hayaller kurmaktan, konferans ve kongrelerde konuşmaktan ziyade, eyleme davet ediyor. Binaenaleyh, eksik olanın düşünmeden ziyade eylem olduğunu söyleyebiliriz.

[…]

Martin Heidegger
Düşünmek Ne Demektir?
[1951/52 Kış Dönemi Ders Notları]
Paradigma Yayıncılık, Çev.: Rıdvan Şentürk

patika-yollar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.