Kazanç ve zarar, toplumsal düzenin ve doğanın işleyişinde birbirini besleyen ayrılmaz bir ikilidir. Montaigne, Denemeler eserinde Atinalı Demades’in bir cenazeciyi mahkum etmesini eleştirerek, aslında her türlü kazancın bir başkasının kaybına ya da ihtiyacına dayandığını savunur. Çiftçi kıtlıktan, hukukçu kavgadan, asker ise savaştan beslenir. Yazara göre bu durum sadece insani bir bencillik değil, fiziksel dünyanın da temel kuralıdır: Bir varlığın doğması ve beslenmesi, ancak bir başkasının bozulup çürümesiyle mümkündür. Montaigne, gizli dileklerimizi yokladığımızda birçoğunun başkasının zararına filizlendiğini hatırlatarak, bizi dürüst bir ahlaki hesaplaşmaya davet eder.
Atinalı Demades, cenaze törenleri için gerekli şeyleri satan bir hemşerisini, bu işten fazla kazanç beklediğini, bu kazancın da ancak birçok insanın ölümünden gelebileceğini ileri sürerek mahkum etmiş. Haklı bir yargı denemez buna; çünkü hiçbir kazanç başkasına zarar vermeden sağlanamaz, öyle olunca da her çeşit kazancı mahkum etmek gerekir.
Tüccar, gençliğin sefahata düşmesinden kar sağlar, çiftçi buğdayın pahalanmasından, mimar evlerin yıkılmasından, hukukçu insanların davalı, kavgalı olmasından; din adamlarının şan, onur ve görevleri bile bizim ölümümüze ve kötülüklerimize dayanır. Yunanlı komedya şairi Fhilemon, hiçbir hekim, dostlarının bile sağlığından hoşlanmaz, dermiş, hiçbir asker de yurdundaki barıştan. Daha da kötüsü, herkes içini yoklasa görür ki gizli dileklerimizin birçoğu başkasının zararına doğar ve beslenir.
Öyle sanıyorum ki düşündükçe doğanın genel düzeni hiç şaşmıyor böyle olmaktan: Çünkü fizikçilerin dediğine göre, her şeyin doğması, beslenmesi, çoğalması, başka bir şeyin bozulup çürümesi oluyor:
Nam quodcunque mutatum finibus exit, Contineuo hoc mors est illius quod fuit ante. (Lucretius)
Bir varlık biçim ve nitelik değiştirdi mi O anda yok olur biraz önce var olan.
(Kitap 1, bölüm 22)
Montaigne; Denemeler‘ den…
Montaigne’in bu pasajda sunduğu perspektif, hümanist bir idealizmden ziyade “doğal bir gerçekçilik” içerir. Kazanç ve zarar dengesi, sadece piyasa ekonomisinin değil, biyolojinin de bir yasasıdır. Lucretius’un dizelerinde belirttiği gibi, her değişim bir önceki halin ölümüdür. Modern dünyada mesleklerin etik değerini sorgularken Montaigne’in bu dürüst yaklaşımını hatırlamak gerekir: İhtiyaç ve sorunların olmadığı bir dünyada, çözüm üretenlerin ve ticaret yapanların varlık sebebi de ortadan kalkar. Önemli olan bu döngüyü inkar etmek değil, bu zorunlu ilişkinin içinde adaleti ve vicdanı nasıl koruyacağımızı düşünmektir.




