Serdar Bayraktar şiirinde “o” kavramı, bireyin varoluşsal parçalanmışlığını, zıt kutuplar arasındaki salınımını ve en nihayetinde her şeyin ötesindeki o “Aşkın Merkez”e (O’ya) bağlanma arzusunu temsil eden kozmik bir köprüdür. Şair, gündelik yaşamın en sıradan ikiliklerinden (akşam-sabah, uzak-yakın, dün-bugün) yola çıkarak, insan ruhunun derinliklerindeki saklı birliğe doğru sarsıcı bir yolculuk tasarlar. Dizeler boyunca tekrarlanan her “ve ‘O'” nakaratı, şiirdeki ritmi kurmakla kalmaz; dünyevi olan her durumun arkasında gizlenen o mutlak, kutsal veya ontolojik anlam odağına işaret eder.
akşamım, sabahım
günüm, günlerim var.
ve “O”
acıkan, doyan
ama acısı duyulan anlarım var.
ve “O”
yollarım, yolcularım
hallerinden memnun cam kenarındakiler,
arta kalan camda gördüklerim var.
ve “O”
uzak, yakın mesafelerim
sessiz, sedasız sohbetlerim var.
ve “O”
ışığım, ışıklarım
bir gölge misali karanlığım var.
ve “O”
izsiz, isimsiz
meçhulden belirsiz patikalarım var.
ve “O”
tadım, tuzum
aşımda katıksız lokmalarım var.
ve “O”
dünüm, bugünüm
çocukluğumu büyüten yaşlarım var.
ve “O”
hissedişlerim, inancım
anlattıkça büyüyen topraklarım var.
ve “O”
“var”lığım dediğim yoklukta
“O” var diye;
netleşen hiçliğim var…
Serdar Bayraktar
Serdar Bayraktar şiirinde o kavramın analizini göstermektedir ki şair dününden bugününe taşıdığı çocukluk yaşlarıyla, içindeki inanç ve hissedişleri “anlattıkça büyüyen topraklar” olarak niteler. Söz, toprağa değdikçe bereketlenir; insan, içindeki “O”ya yaklaştıkça hafifler. Serdar Bayraktar, bu dingin ve sarsıcı lirik metniyle, modern insanın unuttuğu o aşkın merkezi, yani her şeyin çekildiği o mutlak “O” odağını ve bu odak sayesinde kazanılan o asil hiçliği felsefi bir derinlikle armağan eder.




