Felsefe, radarı açık bir sezgi makinesini öngörür. Bu makine bazen insan bazense ruhlardan ibarettir. Kavramlarla boğuşan hem ruh hem de insanlardır. Aydınlık gibi görünse de ayak izlerini takip etmek zordur. Burası sıradanlığın cehennemi gibidir.

felsefe sözleri

Bir kas grubunun çalışmasını düşünün. Kavramlar esnerken zihin bu aktiviteye enerji sağlayan bir akü gibidir. (İşte felsefenin hizmet alanı budur).

Evet, felsefenin uğraş alanı kavramlardır. Bunu daha önceki birçok yazımda tekrar ettim. Felsefe yapma edimi bu sebeple kaygan bir zeminde cereyan eder. Kavramlar ise her zaman tehlikelidir. Felsefe ise dik kafalıdır, bildiğinden şaşmaz. Oynak bir zeminde hareket eder ama kendini sürekli geliştirir. Bu şu demektir: Akademik kürsü yobazlığını, bilimsel saplantıları vs. kabullenemez. O, özgür bir insan prototipinin bu dünyadaki temsilidir.

Felsefe, boşluğu örmeye çalışır ama kendince…

Bu bir sanattır. Keşfedilen her kavram, insana ve hayata yeni şeyler yükler. Doğuştan boş bir levha olan insan ruhunu damıtmaya ve doldurmaya çalışır. Tanrı da felsefe yapmayı emreder. Bu yüzden tüm ayetler birer aforizmadır. Aforoz edilen her ruh bu aforizmalardan hayat bulmayı diler. Hayat kısaca budur. Felsefe yapmadaki asıl amaç budur, içi boşaltılan bu hayatı yaşanabilir hale getirmek…

Felsefe, nicel değil nitel olanla ilgilenir. Kısaca nitel olana değil nicel olana atıf yapar. Ona göre nicel olan tüketime açıktır ve incelenmeye tabi tutulamaz. Filozof bu yüzden aritmetikten hoşlanmaz ve daha çok kavram simyageri gibi çalışır. Laboratuvarı ise tüm evrendir. Sonsuzluğun korkutmadığı tek yer felsefenin ilgi alanıdır.

Felsefe, insanın tekrar tekrar doğurulduğu mecradır.

Felsefe doğal olana meyillidir. Bozulmuş, ahengini yitirmiş şeylerle ilgilenmez. İlgilense de bunun insan için olmadığını müjdeler. Felsefe ve bilim işte tam burada birbirinden ayrılır. Bilimin sabit gerçeklerinden hoşlanmayan felsefi düşünüş onunla asla kardeş olamaz. Bilim ve felsefe kanlı bıçaklı birer ezeli düşman gibidir. Bilimin asıl kaynağı felsefe olmasına rağmen bilimin bu nankörlüğü felsefeyi kendisinden soğutmuştur.

Soyut ve dokunulmamış, somut ama dönüştürülmemiş olan her şey felsefenin alanına girer.

Felsefe, yüksek bir zihni ve gelişmeye açık bir aklı öngörür. Bunu şu yüzden ister: Tüm evren doğuma açık bir fabrikadır. Sürekli üretim olduğu için gözünü açık tutmalı ve her daim zinde olmalısın. Buradan şu erken sonuca da varmamız mümkün: Felsefe birçok düşüncenin yarıştığı bir olimpiyat gibidir. Galipler sürekli değişir.

Felsefe sonsuzluğa gebedir.

Bu özelliği onun dişiliğinden ve anaçlığından ileri gelir. Her doğum bir eser, her eser ise fikri bir yaratmadır. Sonsuz olandan bağımsız olan hiçbir şey felsefenin uğraş alanına giremez. Felsefe sonu olmayan bir maceradır. Filozof ise bir arı gibi felsefenin kovanına bal taşır. Petek petek fikir akıtan filozof, kavramların dünyasında kavramlarla sevişir. Her şey doğal olana yaklaşmak içindir. Filozof, kavramlar deryasında metafizik ile ilişkiye girerek sonsuzluğun ırmağında yüzer. Bu ırmak hiçbir zaman berrak değildir.

Felsefe, içinde taşıdığı çeşit çeşit materyallerle zenginleşerek insanlığa emanettir. O, şehvetli bir kadındır. Salyasını silemeyen erkeğine –insanlığa- hayatı öğretmeyi amaçlar. Sıradanlığın cirit attığı insan familyasının kendisine dönmesini bekler durur.

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.