Kutsanmış

Kapanmayan bir kaç yaram var.
Tekrar tekrar kanayan,
Ve inançla, aylarca,
Evet tam 10 ay önce girdiğim ve
son kez dediğim bu savaştan,
Tekrar yalnız ve mağlup çıkıyorum.
Bunca yıl biriktirdiğim tüm sancılar,
yeniden ortaya çıkıyor.
Sessiz gidiyorum bu sefer,
daha alışmış..
Sonunu bile bile girdiğim bu savaştan,
kasten kanayarak ve sessiz ayrılıyorum.

Tam karşındaydım, vurman için,
Biliyordum, sonunu biliyordum.
Defalarca gösterdin silahını,
İnan, hiç birinde, gözümü kırpmadım.
Böyle biteceğini biliyordum,
hissedebiliyordum.
Güzel korudun mevkiini.
Keşke, ama keşke,
Sırtımdan vurmasaydın,
en azından bu sefer.

Sana güvenecektim,
dayanacağım duvardın sen.
Ben bu limana demir atacaktım.
Vuruldum, yeniden
Yine sırtımdan..

Şimdi dönülecek bir ev yok,
son kuytumuzu yitirdik..
Kendi ellerinle, isteyerek,
Yine koruyamadın 10 yılı,
bile bile, kasten.

Deşilecek yaram, akacak kanım,
Sana alacağım nefes yok.
Kelimelerimin üzerinden,
başkasına ait nefes geçmiş.
Ve artık,
her şeyi,
son bir kez daha,
kurtarmayacağım!

Mine Saka

02 Nisan 2020
03.17

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikGörkemli Kurtuluş
Sonraki İçerikÖzgürlük Üzerine

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Kâğıttan Hayaller

Hayallerimiz var bizim… Kâğıttan hayaller… Sürekli buruşturup attığımız... Var edeceğimize inandığımız ama hiç olmayan hayaller… Hep bir özlemin, bir bekleyişin unutulmuş karakterleri ve sözcükleri gibi… Gülüşlerimize iz bırakmış ağlayışlar… Çocuk bakışlı masumiyetlerimiz… Sonra avuçlarımıza alıp garip garip baktığımız her şeylerimiz, hiçliklerimiz, çoklarımız, yoklarımız, varlarımız… Avuçlarına ağır bir yük gibi gelir hayallerin, gözlerin sakınır...

Dücane Cündioğlu: Leyla’ya Kavuşmak Hangi Mecnun’un Haddine?

Yazar Dücane Cündioğlu, son kitabı ‘Motto’yu, bir tür çatı arası metrukatı, evrak-ı perişan olarak tanımlıyor. Çünkü Kapı Yayınları’ndan çıkan kitap, Cündioğlu’nun bugüne kadar sosyal medya platformu Twitter’da yazdıklarından oluşuyor. Sosyal medyayı dev bir not defteri olarak tanımlayan yazarla ‘Motto’sunu konuştuk. Motto nasıl ortaya çıktı? - Büyük çoğunluğu, yıllar içinde...

Yaşama Hakkını Tanrıya Geri Vermeliyiz

... Kaç günlük ömrün kaldı? Bir ömrü bitiren o son nefes bir hayatı içine hapsedebilir miydi gerçekten? Kayıp hüzün mutlulukları etrafa dağılırken onları almaya kimse cesaret bile edemedi. Sığ bir kentin kayıp insanlarıydı çünkü hepsi. Adlarının anlamlarına takılan bildik yaşantılarından ötürü öteye varamayan ezber zihniyetlerdi oradan geçip gidenler....

Alın Yazısı ve Hürriyet

Alın yazısı, alınlarımıza zorla yazılmış şeyler değildir. Biz, her birimiz, kendi isteklerimizle geliyoruz dünyaya. Alın yazısı denilen şeyler, bizlerin dünyaya gelmeden önce, Ruhsal Dünya'da seçtiklerimiz ve isteyerek talep ettiklerimizdir. Eksikliklerimizi telafi edici olaylardır. Alın yazısı (kader) dediğimiz mesele budur. Kahrolmaya, üzülmeye gerek yoktur. Ne yaparsanız yapınız, alın yazısı...

Evet, Hiç Öldürür, Şakası Yok!

Öncelikle Merhabalar hocam; umarım iyisinizdir: Bu sizinle ikinci röportajımız olacak, bundan önceki röportajda Max Stirner’ın Biricik ve Mülkiyeti hakkında konuşmuştuk; bu kez son kitabınız "Hiç: Sınır Ötesi Tümceler" üzerine konuşacağız. Dilerseniz başlayalım; Merhaba sevgili Can Murat. Teşekkür ederim, ben iyiyim, kötüyken de iyiyim. :) Çünkü kötüyken daha keskin bir düşünceyle yazabiliyorum,...

Daha Sonra‏

Sigaraların birini söndürüp diğerini yakınca, zamanın çoğaldığı, uzadığı filan yok. Yazmam gereken makaleyi yazmak için sahip olduğum zamandan daha fazlası gerek bana. İçtiğim sigaranın ve kahvenin yaptığım işe hiçbir faydası yok. Biliyorum. Lüzumsuz insanlar, lüzumsuz sinir bozuklukları, lüzumsuz işler derken, belli oldu. Bu gece de sabah kendiliğinden, ben...

Türküler

Öylesine geniş ki yüreğim bir deniz gibi, Güler yüzün bir güneş ışığınca Tatlı ve derin yalnızlığında, Dalganın dalgaya sessiz karıştığı yerde. Gece mi bastırdı? gün mü yoksa? bilmiyorum. Güler bana o tatlı o sevimli Güneş ışıltılı yüzün, Ben bir çocuk gibi mutluyum. Gece yarısı bir de rüzgar Yavaştan yavaştan pencereme çarpar. Bir sağnak başlamış inceden Damlar odama yavaşça. Mutluluğumun...

Ölmek ya da Yürümek

Parlak bir ölümün eşiğindeyim. Her yanımı sarmış ölüler... Yürüyorum mezarıma zoraki adımlarla. Aklımda sadece sen ve küllerle kaplı mezar taşım... Gece yaratıklarının melodileri eşliğinde ağlamaktan vazgeçiyorum bir an. Anlıyorum ki zamanım gelmiş, anlıyorum ki bu hayat fazla artık bana. Yürüyorum... Yağmurdan çamurlaşmış toprak üstünde... Her yanımda sonsuzluğun hayaletleri fısıldaşıyor......

Allan Kardec

Asıl adı, Leon Denizard Hippolyte Rivail olan «Allan Kardec» 1804’de, Lyon’da dünyaya geldi, İsviçre’de iyi bir eğitimle yetiştirildi. Paris'te Pedagojik bir enstitü açtı. 1850’de, Fox Ailesi’nin Amerika’dan duyurduğu ruhçuluk, Fransa’yı da sarmış bulunuyordu. Rivail, ruhlarla bağlantı kurdu ve bir Druid Rahibi olarak evvelce yaşadığını ve şimdi Spiritüalist deyimle...