Mulholland Dr.

Mulholland Dr… Naomi Watts, Laura Elena Harring gibi oyuncuların başrolü paylaştığı filmde yine Lynch’ in parmak izleri her yerde…

Uzun metrajlı çekilen filmde sıradışı karakterler, hayaller ve şizofreni ön planda tutulmuş ve olaylar örgüsü harika tasarlanmış… Sondan başa doğru akan film, deliliğin, kabusların ustaca işlenmesiyle izleyiciyi sıkmadan ekran başında tutmayı başarıyor.

Başlangıçta genç, hevesli ve gözü yüksekte olan Betty Elms büyük umutlarla Hollywood’ a teyzesinin evine gelir. Büyük bir yıldız olmak ister ama bu o kadar da kolay olmaz. Bu sırada tuhaf bir şekilde tanıştığı Rita, hayatını deliliğe sürükleyecek olan kadındır.

Filmin başlangıç noktasını ölümcül bir trafik kazası oluşturuyor. Ve bu kazadan kıl payı kurtulan Rita karakteri üzerinden Betty karakteri sorgulanıyor. Her ikisi de aynı gibi ve her ikisi de aynı şeyi istiyor sanki… Birbirine benzeyen bu iki genç kadın lezbiyen bir ilişkiyi de beraberinde getiriyor… Sonuç: aşk, kıskançlık, şehvet ve intihar…

Mulholland Dr. kesinlikle izlenmesi gereken bir Lynch filmi. Hayalgücününde zorlanmasıyla herkesi içine alan ve Mulholland Çıkmazı’ na hoşgeldiniz diyen bir film. Karakterlerin davranışları üzerinde oynamayı seven yönetmen yine harika mekan tasarımlarıyla göz doldurmuş. Biraz komedi ve biraz da gerilim öğeleriyle harmanlanan hikaye gerçekten güzel bir üslupla sunulmuş.

Küçük ama önemli bir not: Kesinlikle şunu söylemeliyim ki; Mulholland Dr. izleyicinin kendi hayal gücü, düşleri ve gerçekliği ile anlayıp kavrayacagı bir film ve herkesin izleyebileceği tarzdan bir film değil. Tavsiyem bu filmi izlemeden önce Eraserhead, Lost Highway, Blue Velvet gibi Lynch işlerini de izlemenizdir.

Kesinlikle psikoloji bilmeden izlenilmemesi gereken bir film ve yine küçük bi uyarı: “ben bu filmden bir bok anlamadım” diyen arkadaşları tekrar uyarıyorum; Lynch herkes anlayabilsin, çözebilsin diye film yapan bir yönetmen değil…

Psikoloji sever tüm arkadaşlara keyifli seyirler dileriz…

Yeter Bayram & Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

2 YORUMLAR

  1. david lynch… sürrealist insan… bu filmin en güzel tarafı, kabusun ortasındamı, hayalin başındamısınız belli değil. belli anlamlar yok, yargılar yok; tam da lynch in bizden istediği gibi. harika bir film…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikLucifer: Uyanışın Temsilcisi
Sonraki İçerikHerakleitos

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Kenan Rifai’nin Nutk-u Şerif’i

Hak suretidir âlem-i imkan ile Âdem bundan güzeli nerede ki, cennette mi sandın? Her yer ne güzel menba-i hüsn. insan güzeli; sen de bu cemâli, hûri gilmanda mı sandın? Her yerde, fakat arifin kalbindedir Allah. Yoksa sen onu arz-u semavatta mı sandın? Dünya diyerek geçme sakın, buradadır her şey. Mizan-u sıratı, mutlaka orda mı...

Uzun Bir Yas Tutuyorum

Uzun bir acıya yas tutan geleceğimle bir çukura bakıyor yıllardır gözlerim. Enkazlarımızı gömüyor her gece dünya. Sabahları gözü ağlamaktan şişmiş, düşleri morarmış bir çocuk olarak uyanıyorum. Vücudumda yaralar açılıyor. Dünyaya ait yaralar. Annem ve tanrı hala sessiz duruyorlar. Hala suçlular. Doğmanın, var olmanın yaşamak olmadığını çoktan anladığımdan...

Bronz Bacaklı Garson Kız

bar taburesine oturmuş bira içiyorum yaz günü ve garson kızın etrafta dolaşan bronz bacaklarını hayranlıkla izliyorum benim suçum değil garson kız kısacık şortu müthiş bacaklarıyla ve kızıla boyanmış kıvırcık saçlarıyla fır dönüp tebessümler saçıyor bana bakarak etrafımda bana yaklaşıyor sinsi şey parfümü çilek ve vanilya aromasıyla harmanlanmış kokusunu biranın yanında çerez niyetine mideme dolduruyorum bekar bir erkek ne yapabilir çevresinde böyle çekici ve kendinden...

Beyti Dost Celse: 12

İnanmayanlar için sabrediniz. Şimdi onlar size gülüyor. Bir gün de siz onlara güleceksiniz. İşte bundan kurtulamayacaklar. Çok evvelden söylenmiş, şimdi kulaklarınızın duymadığı neler var. Boşlukta dolaşıyor. Bir gün onları yeniden, çok daha net duymasını becereceksiniz. O zaman göreceksiniz ki size söylenenler ve gönderilenler hakikatlerin ta kendisidir. İşte...

Görmek

Görmek, Bir kör gibi içinden görmek, Ellere dogan manzaraları. Ve yine Kör gibi ellerle yoklayarak Görmek çiçekleri,görmek baharı... Görmek altın kusları Ki uçan siirlerde Ve parlar bir vezin gibi Ruhun havasından geçerken Görmek mesafelerde kalbi Ve görmek aynalarda "Yasıyormuyum" derken... Görmek,çocuklugun Yatakları kadar Sıcak hislerle En uzak hatıraların En güzel yerini Görmek, geçip giden Bütün hayatı görmek... Ve düşünmek seni, Düşünmek seni... Fazıl Hüsnü Dağlarca

Arabalar ‘Ne Olurdu Acaba’ Diyen İnsanlarla Dolu

At yarışlarından dönerken yeşiller içinde bir kadın gördüm her tarafı göt ve meme--karşıdan karşıya geçen baygın bir ruh sarhoş ve yeşil bir antilop kadar seksi kaldırıma gelince ayağı takıldı ve yere düştü öylece pisliğin içinde oturdu durdu arabamda oturup onu seyrediyordum sanki hiç birşey olmamış gibi öylece kayıtsız hissettim kendimi bu yeşil yaratığa bakıyordum aniden 20 metrelik bir kamyon geldi ve...

Ben Konuşmayalı Sen Kadar Oldu

I. Çığlık Sen işitti.  Usulca yorganın altına girdi. Gözleri her zamankinden daha yeşildi. Kirpikleri uzuncaydı. Yanakları al aldı. Burnu kemerli. Kaşları… Sesler çoğaldı. Alt alta, üst üste. Enlemesine, boylamasına odanın içine yayıldı. Sen sessizdi. Ağzını açsa… “Neden açacakmışım” dedi. Yutkundu. Midesi yeterince asitliydi. Sindiremedikleri kursağını yakıyordu. Yüzünü ekşitti,...

Gerçeğin Çaresiz Kıpırdaması

İnsanlar, birbirlerinin kuyusunu kazarken yağmur yağıyordu göğün çıplak günahlarına. Kim bilir kaç adım daha vardı yüreğimin uçurumlarına ya da ne kadar çok düşersek düşelim o uçurumlara sonuç hep aynı iğrençlikle karşılayacaktı bizleri. Bu durum belli zamanlarda insanda nefes darlığı yapabilecekti. Kendi kazdıkları kuyuda boğulacaklarını bilmeyen insanların feryatları, şimdiden kulakları...

Kaybedenler Kulübü

ÖLÜMÜN OLDUĞU YERDE DAHA CİDDİ NE OLABİLİR! Kaybedenler Kulübü şu ana kadar izlediğim Türk filmleri arasında umut vaat eden yapımlardan biri. Doğruyu söylemek gerekirse ilk başta epeyce önyargılı bakmıştım bu filme, çünkü 90' larda büyük bir ivme kazanan Türk Sineması 2000' lere gelindiğinde berbat durumdaydı. Bu olumlu ivmenin...