Bir Lucifer Güzellemesi

Bir Lucifer Güzellemesi

Şeytanın Gizli Tarihi bir Lucifer güzellemesi aslında. İlk başladığımda çeviri olması, devrik cümleler ve baskı hataları biraz canımı sıksa da kitap ilerledikçe şeytan, engizisyon, Da Vinci şifreleri ve simya üzerine epeyce ayrıntı okuma şansı buldum. Bu da ön yargılarımı kırdı diyebilirim. Yazarın uzmanlık alanı aslında daha çok Tapınak Şövalyeleri ve Da Vinci ancak cadılık kurumu hakkında da engin bir bilgiye sahip diyebilirim.

Şeytanın Gizli Tarihi, bütün çağlar boyunca gizli inanışları, okült kişilikleri ve yaşanan olayları bulabileceğiniz bir kitap. Yazar bu konuda derin bilgisini konuştutararak gerçekler ve Hıristiyanlık hakkında epeyce iddialı şeyler yazmış. Yahyacılardan tutun, Aleister Crowley’e, Lavey’den İsa’nın torunlarına kadar geniş bir yelpazede analizler yapmış ve bunu yaparken de tarihi kişiliklerden ve gerçek el yazmalarından yola çıkmış. Bu akademik kaygı beni etkiledi diyebilirim.

neden_seytan_tn

Kitabı okurken bolca not tuttum. Ama aklımda kalan tek bir şey vardı: Lucifer, (herkesin yanıldığı  gibi) şeytanı değil, aydınlığı ve bilgiyi simgeliyordu. Farkettim ki Lucifer, etrafına yaydığı ışıkla insanlığın bu güne gelmesinde önem arzediyor. Bilimden tutun, Aydınlanmaya, Rönesanstan tutun doğa bilimlerine kadar her yerde o var; Lucifer’ın Kutsal Işığı içimizde…

Bir tanrı olarak Lucifer, kitapta harika betimlenmiş. Picknett bunu okuyucuya tarihi arka planlarıyla sunmuş. Olaylar yumağı çok iyi sıralanmış ve gizli metinlerden yapılan alıntılar çok besleyici olmuş.

Okült yazarı ve araştırmacısı Lynn Picknett‘ın bu kitabı okunmaya değer ve tarihin gerçekleri yansıtması açısından önemli bir eser.

Başlıklar:
– Adem’le Havva’nın Cennet’ten kovuluşu
– Adem’in ilk eşi Lilith ve kadının şeytanileştirilmesi
– İsa’nın aşkları ve Mary Magdelene gerçeği
– Şeytan’dan Lucifer’e uzanan yol: Sabahyıldızı ve Vaftizci Yahya
– Hıristiyanlık ve Paganizm: Pan nasıl şeytanlaştırıldı?
– Leonardo Da Vinci’nin sırları: Torino Kefeni, Kutsal Kâse ve
resimlerde gizlenenler
– Hıristiyanlıkta kadının rolü ve bastırılmış cinsellik
– Şeytan işaretleri ve cadı avları
– Okültizm ve simya: büyüler, iksirler ve ruhun ele geçirilmesi
– Aleister Crowley ve olağanüstü fenomenler
– Satanizm ve Hedonizm: ayinler ve ritüeller
– Anton Lavey, Madam Blavatsky ve Şeytan İncili
– Şeytan miti ve Lucifer gerçeği

Lucifer’in temiz ışığı, iyi ve kötüye dair dogmaları alt ederek berraklaşıyor ve insanlara salt kendileri için düşünmelerini, hissetmelerini ve parlamalarını söylüyor. Sonsuza dek!

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

5 YORUMLAR

  1. S:(L) Dünya gezegenindeki bedenlere giren ruhlar nereden geldi? Buraya gelmeden önce başka bir gezegendeki bedenlerde miydiler?
    C: Bu grup değil.

    S:(L) Evrende bir yerlerde dolaşıyorlar mıydı?
    C: Bir’le birlik halinde. Süper eski Lusifer, Düşen Melek, efsanesini duydunuz mu?

    S:(L) Lusifer kim?
    C: Siz. İnsan ırkı.

    S:(L) İnsanların ruhları daha büyük bir ruhun parçaları mı?
    C: Evet. Yakın. Bir. Tüm düşenler “zor yolu” öğrenmek zorundadır.

    S:(L) Fiziksel gerçekliği deneyimleme isteğinin aslında düşme eylemi olduğunu mu söylüyorsunuz?
    C: Sizler parçalı bir ruh biriminin üyelerisiniz.

    S:(L) Fizikselliği istemenin “düşmek” anlamına gelmesi nasıl oluyor?
    C: Kendi için, zevk.

    Alıntı/Kaynak
    http://kasyopyadeneyi.tr.gg/Kasyopya-Celseleri-1.htm

  2. Lucifer’in ışığı iki ruhu birleştirsin.. Aydınlığın anahtarları elleriniz ve gözlerizle birleşip, kapıyı Aklın ve Üstünde ‘deniz üstü, bulutlu göğün görkemi’ renklerle kaplı bulutların üstünde ki ‘kar görünümlü şeffaf renklerin ritimsel döngüleri” içinde Hiçlikle birliğe ulaşmanızı temenni ederim..

    Hiçlik Mimarı

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Şiirin Öznesi, Poetika ve Kendindenlik

Şairin poetikaya olan gereksinmesi teknik mahiyettedir. Poetika şiirin/şairin daima yedeğindedir ve onun bir 'uzantısı' olabildiği sürece anlam kazanır. Bundan dolayı öncü poetikadan değil öncü şiirden söz edilmek gerekir. Şair ile şiiri arasına giren herhangi bir söylemsel düstur öznenin kendiliğine karşı gelişme olasılığını beraberinde taşır. Poetik söylem bütün içselleştirilebilirliğine...

Zaman ve An

Bilimde kullanılan en temel kavramlardan biri zaman diğeri mekân, yani uzamdır. Bu iki kavram olmasa ne madde ne de etkileşim tanımlanabilir. Fakat her ikisi de bizim hem dışımızda hem içimizdedir. Zamanın sürekli bir akış içinde olduğunu varsayıyoruz. Günlerin ve mevsimlerin geçişi bizde zamanın da geçmişten geleceğe doğru...

“Dracula” Kötülükle Mücadele ve Fedakârlığın Öyküsü

İnsan şeytandır. Neden böyle söylediğimi kendimden biliyorum, bir başkasından değil. İnsan kendisinden yola çıkarak doğruyu ve yanlışı bulur, bir aynadır Öteki. Bu bağlamda Öteki, bize kendimizi gösteren, benliğimizi yansıtan bir aynanın ikamesi gibidir. Evet, insan şeytandır, hep bir diğerine ötekisine bahaneler uyduran bir sefaletin, acizliğin, uyuşukluğun adresidir....

Şarkı

Selim kapının arkasında tir tir titriyordu. “Daima bu şarkıyla bitanem, hadi, daima bu şarkıyla, ne olur devam et.” Yasaklı ve coşkulu bir sevişmenin hüzünlü bir şarkıya ulu orta peşkeş çekildiği bir öğle vaktiydi. Selim bunları defalarca duyarken. O inlemeler duvarları değil, Selim’in göğsünü dövüyor, Selim yavaş yavaş elden ayaktan...

Yasalara Dair

… Adalet için yaratıldığımız ve adaletin insanoğlunun görüşünde değil, Doğa’da temellendiği, filozofların tartışmalarından çıkan en önemli/değerli gerçek olmalı. Bu gerçek, insan, insanoğlunun kardeşliği ve birliği hakkında net bir kavrayış edinince apaçık ortaya çıkar. Çünkü hiçbir şey biz insanların birbirine benzediği kadar birbirine benzeyemez. Kötü huylar ve batıl...

Hiç Karşılaşmadan Yaşıyoruz

Borçlu olmaktır yaşamak, anlamı üstüne düşünmek, bu borcu ödemenin yollarından biridir... Nice insanla sözde birliktelikler yaşıyoruz, hiç karşılaşmadan. Yıllarca birlikte olduğumuz can dostumuza soruyoruz: "Hiç karşılaştık mı seninle? Gözlerimiz birbirini gördü mü? Gözlerimiz: Ruhumuzun pencereleri. Ruhlarımız değdi mi birbirine? Karşı karşıya geldik belki ama karşılaşabildik mi?" Yalnız bireyler mi? Toplumlar, kültürler...

Deccal

Hristiyanlığa, acımanın dini denir. Acıma, yaşam duygusunun erkesini artıran gerilim verici duyguların karşıtı bir duygudur: çöküntü verici bir etkisi vardır. Kişi, acıma duyduğunda, gücünden yitirir. Acıma yoluyla, zaten acı çekmenin kendisinin yaşama getirdiği güç eksilmesi, yoğunlaşır, çeşitlenir. Acı, acıma yoluyla bulaşıcı hale gelir; bazı durumlarda, acımayla, neden birimleri...

Hayatı Boyunca Susan Bir Çocuktu Gençliğim

Yağmur sonrası toprak kokan şiirler Gür ormanların ikliminden Bir ikindi vakti Sessizce Odamın en kahpe yerine En orospu haliyle Sırnaşıyordular. Ve kadın Sırf stabil düşler kurabilsin diye Tüm bilekler, tüm bacak araları ve tüm öpülmemiş dudaklar Teker teker Aforoz ediliyordular. Sehpada yarım bardak su İçinde kaşık Az miktar siyanür ile Başımdan aşağı boca edilmesine engel değildiler. Ölmek, Akşam vakti babasından çikolata bekleyen bir çocuğun...

İçki

Sanıyorum bizim kuşaklarla birlikte ozanların, yazarların, sanatçıların içki tüketiminde önemli bir artış oldu. Ama içki üstüne unutulmaz bir şiir yazıldığını söyleyemeyeceğim. Orhan Veli'nin "Bir de rakı şişesinde balık olsam" dizesi rakıyı anlatmaz. Ahmet Haşim' in "Göllerde bu dem bir kamış olsam" dizesine naziredir. Benim içki konulu şiirler içinde...