Milyonlarca kelimenin içinden 'seni' seçmek o kadar anlamlı ki.. Oysa henüz aşkı kaldıracak kuvvetim yoktu. Onca kelime içinden 'sensizliği' yaşatma bana... İlk olmasına rağmen...
Gidiyordu..
Kalbinden gidiyordu.
Yavaş yavaş farkettirmeden,
Yaşanacak onca şey varken..
Buse biliyordu, farkındaydı.
Sesini çıkarmıyor, sadece seviyordu..
Yaşanacak şeyleri yaşamaya çalışıyor..
Çabalıyordu..
Önceki filmi Buse bitirmişti, bu sefer Güney'in bitireceğinden emindi ama...
Ya dokunsaydı kalbine.. Daha çok incinmez miydin? Daha çok yaralamaz mıydı böylesi seni?
O şehvetli benliğini kadınların mükemmel vücutlarına değil de, kalbine vermiş olsaydı nasıl...
Kalp bakireliğinin yanında seri bir cinsellikle bir kez daha kırılmıştı kalbi. Her ilişkisini piyanonun tuşlarına benzetiyordu. Her ilişkisini aşk sandığında daha sert notayla karşılaşıyordu....
Şimdilerde bu koku sana ait değil. Sana ait her şey senin ihanetinle gitti. Eksilmek miydi bu? Sanmıyorum. Acıtmıyor artık. Çok deniyorum, seni düşünüp hüzünlenmeyi......