Ya Kalbine Dokunsaydı?

Ya dokunsaydı kalbine.. Daha çok incinmez miydin? Daha çok yaralamaz mıydı böylesi seni?

O şehvetli benliğini kadınların mükemmel vücutlarına değil de, kalbine vermiş olsaydı nasıl hissedersin? Acaba öyle olduğunda nefret edebilir miydin? Yoksa yine ” Ben hayatında değildim.” ‘lerle mi kandırırdın kendini? Yine yutkunurken o acıların canını nasıl yaktığını da yutar mıydın? Ses çıkarmadan bakar mıydın o adamın gözlerine. “Ben nasıl bir adama aşığım.” diye düşünür müydün? Tekrar ellerinden tutabilir miydin o zaman? Yüzünü gördüğün de ilk günkü aşkı görebilir miydin kalbine dokunsaydı başkasının. O zaman aldatmış mı sayılırdı? Hayatında olmasa bile seni ‘başkasının kalbine dokunarak’ aldatabilir miydi? Senin için evet. Ya o? Nasıl intikam alırdı ki senden başka türlü. Onun canını yaktığın kadar senin canını başka nasıl yakabilirdi ki? O olması gerekeni yaptı. Sana ait zannettiğin vücudunu başkalarına verdi. Onların yanında gözlerini açmıştı gündüzlere. Onlarla günaydı. Ve daha bilmediğin neler kim bilir..

Sen,
Sadece onun için ağlarken, o başka gözlere bakıp kahkahalar atıyordu.
Sen,
Yazın ortasında onsuzluktan üşürken, o başka vücutlarda terliyordu.

Tek suçun gitmekti. Gitmek kazanan olmak değildi. Gittiğinde kaybetmiştin. Daha ilk gününden belki. Sensiz olamayacağını düşündüğün, hayalini kurduğun aşkın, daha ilk günden sana ait olduğunu söylediği güzelliğini başka bir kadına yakıştırmıştı bile. Doğru ya sen terk etmiştin. Hiçbir şey söylemeden terk edip gitmiştin. Hiçbir şey söylemeden ölmüştün.
Sen yoktun.
Siz yoktunuz.
Sessizce ölen bir aşk vardı.

Bunun acısını başka kadınlardan çıkarttığını zannederken o, her inlemede sen hıçkırıyordun. Onun içtiği şehvet sonrası sigarası, senin yalnız geçirdiğin bir gecenin sonunda yeni pakete ulaşmadan önceki son sigarandı. O çektiği dumanı üflerken yorgunluğunu üzerinden atıyordu, sen sigara dumanında onu bulup iyice içine çekiyordun. “Bari ciğerlerimden gitmesin” dercesine. Çok insan tanıdın, hepsine onu anlattın.. Duyduğun şeyler aynı şeylerdi ;

“Üzülme geçer.”
Geçmiyordu.
Saatler, günler, haftalar, aylar geçti.
“O” senden bir türlü geçmedi.

Geçecekti.
Saatler ve belki birkaç gün sonrasın da geçti.
Çok güzel geçtin ondan.
Bir başkasına kalbini açmaya hazır olduğunu sanmıştı.
HAYIR.
Senden başka kimseye o kadar zamanda kalbini açamazdı.
En azından bunu yapmazdı..
Senden geçmedi, ondan da geçmeyecekti.
En azından sen öyle düşünüyordun..

Bir insan öldüğüne ne kadar pişman olur bilinmez ama sen pişman oldun. Ölmen bir şey değil de sessiz ölmek sana koydu. Basit bir şekilde gitmedin ondan. Basitçe ölmedin. Hem sen kazanmadın ki. Aşk kaybetmiş gibi aldığı intikam da neydi öyle? Sen giderken kaybettin. Zor olanın kalmak olduğunu değil, gitmek olduğunu anladın.. Sen kaybettin. O geride kalmanın intikamını aldı. Halbuki ölmüştün.

Sen sessizce giderken aslında sessizce ölüyordun.

Mine Saka

Mine Saka
Mine Sakahttp://www.felsefehayat.net/
1994 yılının soğuk bir Şubat günü, İstanbul’da doğdum. Yalova Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunuyum. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konaklama İşletmeciliği lisans öğrencisiyim. Okumaya ve yazmaya tutkum çok küçük yaşlarda başladı. Yazı yazmak benim için özgürlüğün soyut boyuttan somuta boyuta geçişidir. Az konuşan çok yazan, gezelim – görelimci , hızlı karar veren, halinden memnun, çok Beşiktaşlı, biraz ağzı bozuk, biraz kırgın, en çok hırçın, biraz da Mine işte.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Kim İnanır…

kim inanır annesi ve sevgilisi tarafından istismar edildiğine ve şiddet görerek ayrıldığına henüz otuz sekiz günlükken dünyadan onun da bir çoçukluğu olacaktı kahkahaları ya da sokakta ve ya okulda tanışıp oyun...

İsyan Yoksunu Kalabalık

Koş dediler koştuk, dur dediler durduk. Şimdi atla diyorlar, atlayalım mı ? Gerçeğe ulaşma özlemiyle münakaşa ederken onların fetişizmine kapılmam ben. Bahsettiğim, sahip olduğumuz her şeyden...

Ruh Parçadır, Bütünü Arar

Gün Gri, müsait renklere yakışmaya. Aşk çaresiz yanışların nefes tutmaz sahibi. Dil tercümadır kalbin. Kalp kapılarında gönül yaraları… Yaralardan yansıyan bilinçler, Zamanın izlerinde sessizlikler… Unuttuğumuz anların tek sahibi Görülen ve görünenin ötesinde...

Bölüşün Dünyayı

Alın bu dünyayı! diye seslendi bir gün Zeus göklerinden İnsanlara; alın, sizin olsun artık. Armağanım olsun sizlere bu mülk, bu toprak; Ama kardeşçe bölüşün aranızda. Koştu eli ayağı...

Diyalektik Düşünce Tarihi

Doğu halklarında metafizik düşüncenin günümüze kadar ağır bastığı açıkça görülmektedir. Eski doğu felsefesinin en temel özelliği durağan (statik) ve değişmez bir dünya görüşüne dayanmış...

Siyasal Propaganda

Başkalarının kanaatını değiştirme girişimlerinin konuşmanın gelişmesiyle birlikte başladığı kabul edilir. Konuşma vasıtası ile insanları fizik güce başvurma gereği kalmadan kullanma ya da ikna etme...

Yokluğun Tadı

Acılı ruh, didinmeye düşkün eskiden, Umut ki mahmuzu can katardı çabana, Artık sürücün olmaz! Utançsız yatsana Kocamış at, her engele takılıp giden. Katlan yürek; ağır uykuna dal şimdiden. Yenilmiş,...

Kaotika: “Önce “Göz” Vardı

Önce “göz” vardı. Sonra göz, töz’e ve söz’e dönüştü... “Sanki ağzını açıp tek bir söz söylese, etrafını saran boşluk dağılacak, içini kemiren hayaletler yok olacaktı....

İki Bilinmeyenli Bir Denklem

Her şeyin anlamını arıyordum doğduğum günden beri. Kendi benliğimin, kendi varoluşumun temel nedenini. İnsan çok sorgulayınca galiba deliriyordu bu hayatta. Bende çok sorgulamıştım. Bir...

Yaşamanın Ağırlığı Altında

Geldim burada durdum bu pişmanlığın içinde. Gitmeyi istedim yollar kadar. Üstelik duraklarına da uğramamıştım çoktandır yüreğimin. Kafam karışmasın, kalbim bir daha ağrımasın diye kalmanın acısına. Kalmak dört duvar...

“Hepimiz Her Birimiz İçin; Her Birimiz Herkes İçin!”

Nietzsche önermiş olduğu bu seçkinler toplumunun sürekli rekabet ve savaş durumunda, yani toplumun her bakımdan hep gerginlik halinde örgütlenmesi sonucu oluşabileceğini ileri sürmektedir. Buna...

Karanlıktaki Saklı Işık

Kimse yok.... Hiçbir şey yok.... Yokluk bile terk etti beni... Kadehimdeki şarap her gün damarlarımda dolaşan kanla rengini değişerek yeniden damarlarıma hapsoluyor. Elimdeki sigaramı ateşe...

Until the Light Takes Us

Until the Light Takes Us (Işık Bizi Alana Kadar) bir black metal belgeseli, Darkthrone'dan Fenriz ve Burzum'dan Varg'ın diyaloglarıyla ilerleyen bir film. Belgesel, Varg'ın...

Bok Gibi

uzak durduklarınıza yakın oldum ve sevmediklerinizi sevdim sizin tabirinizle bok gibi yaşadım bok çukuruna atladım bilerek isteyerek ve orada uzun bir süre kaldım çıktığımda leş gibiydim istediğimde buydu tam olarak napayım ben bir boktum ve her şeyim bok gibiydi eğitimim...

Eflatun’ da Kötülük ve Düzen

Din Felsefesi okumalarım devam ediyor... Hocam Prof. Dr. Metin Yasa sayesinde birçok makaleden haberdar oldum. Bu bağlamda aşağıdaki notları çıkardım, faydalı olacağını umuyorum, iyi...