Uçlar / Dip ve Üst

Nietzsche, bir uç-istencidir. Her iki uçta aynı anda olabilendir. Bu, ona özgüdür.

Stirner, üst-uçtur. Stirner, dip-uçtur. Üst ile dibin Bir oldukları bir an vardır. O anda yaşamak Stirner’e özgüdür.

Wittgenstein, dipteyken kendine merdiven örerek kendini üste çıkarmasını belirledi. Üstteyken bir daha düşmedi.

Heidegger, dipteyken duvarları kemirerek orta denilen yere kadar geldi. Ve orada kaldı, ölümünü bekledi ve öldü. Düşünür için en çekilmez yer orasıdır. Ancak Heidegger, düşünceyi bile aldatabilecek bir kurnazlığa sahiptir.

Cioran, hep ortada yaşadı -üst’ü hiç tatmadı ve dipte olma süsü verdi kendine. “Ay, ben çok dipteyim.” Buna yapaycılık denir. Cioran’ın başarısı acıyı romantikleştirmiş olmasıdır. Ama ölümü romantikleştirmek neye yarar ki? Öleceksin -öyle de, böyle de.

Mainländer, dip-uçtur, her an. Üst-ucu bilmez ve tanımaz da. Mainländer’e göre yalnızca dip-uç gerçektir. Bu uçtan kurtulmanın tek yolu da anında ölmektir ve Mainländer, kendini anında öldürmekle ucu tamamladı.

Rimbaud, üst-uca gelmek üzereyken, kendini boşluğa bıraktı. Boşluğun cezbine bıraktı kendini ve düştü. Bir daha kalkmadı. Dipte öldü -kanayarak.

H. ibrahim Türkdoğan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikEn Çok Erotik Kitap Okuyan Ülke
Sonraki İçerikSonuna Kadar

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Sinemada Postmodern Karakterler

Hepimiz kimi zaman garip hissetmişizdir. Tehlikeli, saldırgan, karamsar, kindar... Bizi korkutan bunlar değil, asıl korkumuz bu duyguların ruhumuzu ele geçirmesi aslında. İşte bu düşüncelerin ele geçirdiği vücut ve karakterlere sinemada post modern karakterler diye adlandırıyoruz. Bazılarımız hayata kolayca adapte olabilir, bunu bir meziyet sanarak yaşar. Bazılarımız ise hayatın...

Azap Diyarı

Tanrı, sevgiyi bıraktı dünyaya, emanet etti onu insan doğasına. Ve o andan itibaren kimi anlayamadığı için, kimine ağır geldiği için azap diyarı adında bir sahne kuruldu dünyada. Cehennem sakinleri bile anlamsızca izlerdi, akla sığmayan sevginin kalpteki hudutsuz yolculuğunu. Yaşam izlerimizin içinde, her anımız mutlak enerjinin kendini baştan şekillendirmesiyle doğurganlığı...

Felsefenin Bazı Bünyelere Bol Gelişi Üzerine Bir Deneme

Felsefe ve felsefecinin uğraş alanı hakkında Felsefe, hiç kuşkusuz araştırılması gereken bir büyük-insani kültürel çabadır. Bu araştırma hiç de kolay bir araştırma değildir. Onda insanı derinden etkilemiş yaşamsal sorunların bir cevabını bulacağını sanmak, ortalama insanın tipik bir tavrı olarak karşımıza çıkar. Bu nedenle ortalama bir insan zihni ve/veya...

Biyolojinin Felsefi Temeli

John Scott Haldane (1860–1936) İngiltereli bir biyologdu, New College Oxford’da ders veriyordu ve Birmingham’daki Madencilik Araştırma Laboratuvarı’nın yöneticisiydi. Biyolojinin Felsefi Temeli (1931), Dublin Üniversitesi’nde verilen bir dizi ders temel alınarak hazırlanmıştı.  Bence biyolojiyi fizyo-kimyasal bir temele oturtma denemesinin sonucu hiç de cesaret verici olmadı. Teorik tanınma olmadan, ister...

Körlük ve Hiçlik

Yükselmek, yukarıdan tüm güzellikleri görmek, özgür olmak niyetindeydim sadece, yaratmak niyetindeydim. Aykırı düşüncelerim kalabalığın algılayamadığı şeylerdi. Körler sürüsünden ayrıldım bu yüzden, kör değildim ben. Başlarda korkularla başa çıkamazken, onların en büyük düşmanım olduğunu farkettim ve kurtulma yollarını aradım. O yolları bulana dek, korkular beni sürekli bir sürüye tekrar...

“Ruhsal Saat Tamircisi” Varoluşun Sonsuz Yolculuğu

İnsan, kendine has bir hastalığın ve ilacın eş zamanlı buluştuğu tek mecradır; tuhaf ama manidar bir ironi... Zira insanın bu mana dolu ikircikli yapısını idrak edebilen çok azdır: Daha doğru bir ifadeyle insan, hayatın keşmekeşine o kadar dalmıştır ki kendi kendisinin farkındalığına henüz ulaşmış değildir. İnsanın bu aymazlığı...

Gülmeyen İnsan Özgür Olamaz

Gülen Türkiye demokrasi, gülmeyen Türkiye totalitarizm demektir. Otorite gülmekten, güleryüzlü olmaktan, gülenlerden korkar. Gülemeyenin kendisinden korktuğunu biliyordur. Kâbusu: “Gülen Türkiye.”  Önce e-psikiyatri portalından bir haber: Gallup araştırma kurumunun anketine göre, “Dün gülümsediniz mi ya da kahkaha attınız mı”sorusuna en çok Türkler “hayır” yanıtını verdi. ABD merkezli kamuoyu araştırma kurumu Gallup’un...

İstek ve Özbilinç: Efendi – Köle Diyalektiği

“İki öz bilincin ilişkisi öyleyse, ölüm-kalım kavgası yoluyla birbirlerine kendilerini tanıtlamaları olarak belirlenir. Bu kavgaya girmelidirler, çünkü kendileri için olmayı, başkasında ve kendilerinde gerçekliğe yükseltmelidirler. Ve ancak yaşamın tehlikeye atılması yoluyladır ki, özgürlük kazanılır. Yaşamını hiç tehlikeye sokmamış birey, hiç kuşkusuz kişi olarak tanınabilir; ama bağımsız bir...

9 İhtimal

Düşündüğünüz, Söylemek istediğiniz, Söylediğinizi sandığınız, Söylediğiniz, Karşınızdakinin duymak istediği, Duyduğu, Anlamak istediği, Anladığını sandığı, Anladığı... arasında farklar vardır Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var. Sylviane Herpin