Tanrı Türkleri Çoktan Unuttu!

Ne kadar dindar bir milletiz değil mi? Ama her nedense burnumuz pislikten çıkmıyor. Riyakarlık, cinnet, cinayet, huzursuzluk… Bu saydıklarımın hemen hemen hepsi şu an Türklerin başında bir bela gibi dikiliyor. Ancak kime sorsanız her şey güllük gülistan; “Elhamdülillah Müslümanız” diyip klişeleşmiş bir sloganla herkes kendisini bu pislikten kurnazca kotarıyor. Bu ironi gerçekten trajikomik. Gülmemek elde değil.

Şöyle durup düşündüğümde, tarihin erken dönemlerinde her türlü tramvatik dönemi yaşayan ve içselleştiren Türk toplumunun ne kadar yozlaşmış ve bitik bir toplum olduğunu, maskelerin altında saklanan yüzleri, iğrenç çıkarlarını daha iyi kavrıyor ve idrak ediyorum. Adamlar 2009 tarihinde Türkiye’de ve dünya da dindarlık gelişimini Türkiye’de Dindarlık: Uluslararası Bir Karşılaştırma adlı raporda güzelce kıyaslamışlar. Mevcut rapora göre en inançlı toplum neredeyse biziz, yani ne Allah’ı ne de imanı kimseye bırakmıyoruz. Helal!

Rapordan kısa bir paragraf:
Yaygın olarak kabul gören dindarlığı vurgulayan tutumların siyasal iktidarda İslamcılık Cereyanı’ndan kısmen de olsa türemiş bir partinin bulunduğu bir dönemde verilmiş olan yanıtlardan oluştuğunu yadsıyamayız. Aynı araştırmanın İslamcılık Cereyanı’ndan esinlenen bir partinin tek başına iktidarda olmadığı bir zaman kesitinde tekrarlanması buradaki bulguların zamanın ruhunun ne ölçüde ürünü olduğunu da gösterecektir. Bugün için bu konunun içeriği hakkında daha fazla bilgi verebilmemiz maalesef olanaksızdır.

Raporun içinde geçen tablolara ve açıklamalara baktığınızda durum çok açık ve hazin, gelişmiş ülkeler ölçeğinde Allah ya da inanç durumu sosyal gruplara o kadar da nüfuz etmemiş ancak konu Türkiye olunca işler tam tersine seyrediyor. Yeni Zelanda, İsviçre ve Kanada gibi müreffeh ve güçlü milletler hayatın akışının ellerinde olduğunu düşünürken bizimkiler her şeyi Allah’a bırakmış gibi görünüyor, yazık gerçekten yazık!

Neden imanı ve uhrevi hayatı abarttığımız kadar, üretmeyi, düşünmeyi, bireysel anlamda güçlü olmayı, eğitimi, aydınlanmayı abartmıyoruz anlayamıyorum, adamlar aldı başını gitti biz hala aynı yerde yatıp kalkıyoruz! Bu böyle gitmez!!!

Bu yüzden diyorum ki:  Tanrı Türkleri çoktaaan unuttu diyerek son sözü Penguen‘e bırakıyorum.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

A Clockwork Orange

İzlediğim en sıra dışı senaryo, sağlam yönetmenlik, hikaye… Acı-vicdan-ceza-adalet gibi kurumları ve değerleri mercek altına alan film gerçekten de tam bir fenomeni konu ediniyor. Ustaca...

Birine Yarar Ötekine Zarar

Atinalı Demades, cenaze törenleri için gerekli şeyleri satan bir hemşerisini, bu işten fazla kazanç beklediğini, bu kazancın da ancak birçok insanın ölümünden gelebileceğini ileri...

Tekrardoğuşa Hazırlık ve Hayat Planı

Araştırmalarımızda klasik regresyon yaklaşımından farklı olarak hayatlar arasında geçen sürenin birkaç asır değil, birkaç yıl ya da birkaç on yıl olduğunu bulduk. Bazı varlıklar...

Hayatı Düzeltemeye Çalışan Devrimciler, Önce Kendinize Bir Bakın!

“Beni düzeltmeye çalışma” dedi Salim. “Ben böyle iyiyim. Rahatımı bozma, insanlardan hoşlanmadım hoşlanmayacağım da; bu yüzden uzak tut onları benden, mümkünse hiçbirisiyle tanışmak istemiyorum;...

Başarının Gerek Koşulu: Samimiyet

İnternette en çok ne arıyoruz? Bilinçli aramaların olduğuna gerçekte inanmasam da (genelde insan aramadığı bir şey de bulduğunda başından beri onu aradığını düşünür ya...

Yalnız Bir Katil Öyküsü

Son cinayetimin üzerinden beş yıl geçti. İşler eskisi gibi yürümüyor artık. Beş yıl önce ifadesi alınan yüz kadar kimseden sadece birisiydim. Bunca zaman geçmesine...

Bir Agnostiğin Savunması

Sir Leslie Stephen. Edebiyatçı ve filozof olan Sör Leslie Stephen (1832-1904) Cambridge’de rahiplik okulunda matematik dersi ve ara sıra vaazlar veren bir öğretim üyesiydi....

Sinema Üzerine

Günümüzde eğlence sektörünün içinde kalmış olan sinemanın değeri oldukça farklılaşmış ve körelmiştir. Artık boş zamanlarımızı doldurma üzerine bir aktiviteye dönüşmüş olsa da aslında sinema,...

Kurtar Beni Gece Konan, Kurtar! Gündüzlerden Hoşlanmıyoruz!

Şaşkınlığını gizleyemedi. “Hooop!” Yüzünü buruşturarak, havaya olgunlaştırılmış bir küfür savurdu. Küfür büyümüştü artık. Varlığınızı da… yokluğunuzu… da… hepsinin alayını… Kurtar beni gecekondu, binaların sırnaşık duvarlarının...