Felsefi alıntılar kategorimiz düşünce dünyasının dev isimlerinden sarsıcı pasajlarla zihnimizin sınırlarını zorlamaya devam ediyor. Bir Düşünce Platformu olarak, sadece yüzeysel sözleri değil, anlamın kökenine inen kuramsal metinleri de sizlerle buluşturuyoruz. Bu hafta, fenomenolojinin önemli ismi Maurice Merleau-Ponty’nin “Signes” (İşaretler) adlı eserinden, dilin kendi kendini deşifre eden mucizevi yapısı üzerine bir felsefi alıntılar seçkisi sunuyoruz. Merleau-Ponty, Saussure’ün dilbilimsel devrimini yorumlarken; kelimelerin tek tek anlamlarından ziyade, aralarındaki “farklardan” doğan o gizemli iletişimi ele alıyor. Dilin, onu öğrenen kişiye kendi anahtarını sunmasını bir “mucize” olarak nitelendiren bu alıntı, dil ile gerçeklik arasındaki bağı yeniden sorgulatıyor.
“Saussure’den öğrendiğimiz şey, işaretlerin tek tek hiçbir anlam ifade etmediği, her birinin bir anlam ifade etmekten çok, kendisiyle diğerleri arasındaki anlam farkını işaret ettiği. Aynısı diğerleri için de geçerli olduğundan, dil terimler olmadan farklardan oluşur; ya da daha doğrusu, dildeki terimler yalnızca aralarında ortaya çıkan farklar tarafından üretilir. Zor bir fikir, çünkü sağduyu şöyle yanıtlar: Eğer A terimi ile B teriminin hiç anlamı olmasaydı, aralarında nasıl bir anlam kontrastı olabileceğini anlamak mümkün olmazdı; ve eğer gerçekten iletişim, konuşulan dilin tamamından duyulan dilin tamamına doğru gidiyorsa, dili öğrenmek için onu bilmek gerekir… Ancak bu itiraz, Zeno’nun paradokslarıyla aynı türdendir: tıpkı paradoksların hareketin uygulanmasıyla aşıldığı gibi, bu itiraz da sözün kullanımıyla aşılır. Ve dilin, onu öğrenenler nezdinde kendisine öncülük etmesini, kendi kendini öğretmesini ve kendi deşifre edilmesini önermesini sağlayan bu tür bir döngü, belki de dili tanımlayan mucizedir.”
Kaynak: Merleau-Ponty, Maurice, et al. Signes. Paris: Gallimard, 1960.




