Hekim “Hikmet”in Sanatkârı Olmalıdır

Felsefe yapma faaliyeti, sanılanın aksine sadece soyut bir düşünce eylemi değil, hayatın tam merkezinde, hatta beyaz önlüklerin altında saklı bir farkındalık sürecidir. Bir düşünce platformu olarak felsefeyi yavan tanımlardan kurtarıp pratiğe dökmeyi amaçlıyoruz. Bu hafta, Can Murat Demir’in kaleminden M. Bilgin Saydam’ın editörlüğündeki “Hekimin Filozof Hali” kitabını inceliyor ve modern tıbbın felsefeyle olan kadim yoldaşlığını masaya yatırıyoruz.

Felsefe Hayatımızın Neresinde Duruyor?

Felsefenin insan hayatındaki etkisini düşündüğümde aklıma ilk gelen soru şu: Felsefe neden önemlidir? Neye yarar ki? O, insan hayatının neresinde duruyor? Evet, zor sorular biliyorum zira bir o kadar da ölümcül cevaplara gebeler. Gelin soruları çoğaltalım, ne de olsa felsefe her şeyden önce soru sorma sanatı değil midir? Herkes felsefe yapabilir mi, ya da yapmalı mıdır? Felsefe ile insan sağlığı ilişkisi nedir? Ölüm sorunsalını felsefe ile yenebilir miyiz?

“Dolaylı/dolaysız ölümsüzlüğü hedefleyen din, sanat, bilim, teknoloji, hepsi temelde ‘büyüsel düşünce’nin izleğini sürerler. Çünkü büyü olan yerde ölüm yoktur” Arafdalıklar, M. Bilgin Saydam

Felsefe, yaşamanın, daha açık bir ifadeyle yaşamdan tat almanın sanatıdır. Ayrıca o bir yönüyle de ölüm fikrini alt etme gayretlerimizin toplamıdır. Peki, sağlığımızı kaybettiğimizde felsefe bir alternatif tedavi yöntemi olabilir mi? Farkındalık denilen şey bir antibiyotik yerine ikame edilebilir mi? Sanmam. Eğer öyle olsaydı, hekimlik mesleği kat’iyen ortaya çıkmazdı. Peki, bir dahiliye uzmanı aynı zamanda bir filozof olabilir mi? Böyle bir şey mümkün mü? İşte bu soruların cevabını arayan “Hekimin Filozof Hali” bir cerrahın rutin bir tıp teknisyeni mi yoksa parlak bir “farkındalık” temsilcisi mi olmalı sorusuna yanıt arıyor.

Hekim mi filozof mu, hangisi?

Asıl mesele bu. “Hekimin Filozof Hali” işte tam da bu soruya yanıt arıyor, hem de ısrarla. Taban tabana zıt gibi görünen bu iki kavram üzerinden (onları bağdaştırarak), modern dünyada can çekişen hasta-hekim ilişkisini yeniden masaya yatırıyor. Kısaca, tıp camiasının (hekimlerin) asıl köklerine tekrardan dönmesi gerektiğinin altını çiziyor. Zira bunu ispatta girişirken de bizleri küçük bir tıp tarihi seyahatine çıkarıyor: Hekimlik sanatının “hikmet”in bir parçası olduğu gerçeğini, hem Farabi’den hem Jung’dan hem de Nietzsche’den birtakım aforizmalarla bezeyerek tipik felsefi iklimi okuyucuya hissettirmeyi başarıyor.

Bilgin Saydam Kimdir?

“Hekimin Filozof Hali” bir felsefeye giriş kitabı tadında, oldukça cesur, özgün ve eğlenceli bir dili var. Bir ders kitabı görünümünde, önsözü dahil tam 19 makaleden oluşuyor. Bu makalelerin büyük çoğunluğu tamamen felsefi bir kaygıyla kaleme alınmış. Her makale alanında uzman olan kişilerce kaleme alınmış.

Saydam’ın asıl uzmanlık alanı “Psikomitoloji.” Kendisi Zürih Üniversitesi’nde nörofizyoloji alanında doktora yapmış parlak bir bilim adamı. Saydam’ın yine editörlüğünü ve yazarlığını yaptığı İthaki Yayınları’ndan çıkmış bir başka kitabı daha var: Psikomitoloji İnsanı Öykülerinde Aramak… Bu metin de kesinlikle okunmaya değer görünüyor.

“Hekimin Filozof Hali” Neden Yazıldı?

Fikrimce, kitabın tek bir gayesi var, o da: “bir hekimin, insan ve varlığı uğruna dönüşme, bir tıp teknisyeninden bir farkındalık okuluna devşirilmesi süreci.. Hekimin asıl varoluş amacı bu olmalıdır: O, hastasının sadece medikal veya fiziksel birtakım eksikliklerini gidermek yerine hastasında “farkındalık” yaratarak, ruhsal bir rehabilitasyon imkânı sunmalıdır. Bu da ancak felsefe ile mümkün görünmektedir. Felsefe ile duyarlılık kazanacak hekim, “filozof” etiketini beyaz önlüğünde gururla taşımalıdır.

İnsanın Olduğu Her Yerde Felsefe Kaçınılmazdır

Evet, “Hekimin Filozof Hali” aslında alt metinlerinde bu cümleyi kulaklara usulca fısıldar. O aslında insanın derdindedir. Felsefenin insan için binlerce yıldır bıkmadan usanmadan ürettiği parlak çözümler ivedilikle kullanılmalıdır. Tıp literatürü felsefeyle bu yüzden yoldaştır çünkü her ikisi de merkeze “insan ve hayatını” koymaktadır.

İnsan İki Farklı Şekilde Sağlıklı Yaşayabilir

İnsan sağlığı tek yönlü değildir; o hem ruhsal hem de maddi bir beden ile yaşamını sürdürür. Fiziksel bedenini birtakım ilaç tedavileriyle ayakta tutabilir, peki ruhsal tedavi neyle mümkündür? İşte burada devreye yine felsefe girmekte. “Hekimin Filozof Hali”öz itibariyle şunu söylemekte: Ölüm ve yaşam kavramları irdelenmelidir, bunu hastaya yansıtırken felsefeyi kullanabiliriz, hasta ve hekim arasındaki “bilme-anlamlandırma” kanalıyla oluşacak farkındalık süreci bu bağlıdır. Ölüm ve yaşam arasında gidip gelen insan varoluşu ancak bu sayede bir anlam kazanabilir.

Sonuç

Bir tıp tarihinden ziyade bir felsefe kitabı titizliğinde kaleme alınmış olan “Hekimin Filozof Hali” kullandığı dil açısından oldukça sade ve güçlü.

Farklı birçok konuda yazılmış makaleler arasında bir felsefeci olarak dikkatimi cezbeden Ölüm, Varoluş ve Tıp (syf.51) adlı bölümdü. Saydam, bu bölümde ölüm kavramına farklı bir açıdan yorum getirerek, birtakım insani (psikolojik) zaafların öncüllüğünde farklı bir bakış açısı sunuyor. Yazar, ölüm korkusunun felsefi ve psikolojik kodlarını başarıyla deşifre ederek ölümsüzlük arayışının insan için ne denli bir saplantı olduğunu izaha girişiyor.

“Hekimin Filozof Hali” okunması gereken bir kitap. Sadece felsefecilerin değil, genel okur kitlesinin de ilgi duyabileceği başarılı bir edisyon. Çünkü kendi içinde gizlenmiş bir idealizm de barındırıyor: Modern kapitalizm ve üretim çılgınlığı arasında sıkışan “Hekim-Müşteri” profilini yeniden dizayn edip Hekim-İnsan dönüşümüne aracı olmaktan geri kalmıyor.

Can Murat Demir

başka yazılar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.