Arabalar ‘Ne Olurdu Acaba’ Diyen İnsanlarla Dolu

At yarışlarından dönerken
yeşiller içinde bir kadın gördüm
her tarafı göt ve meme–karşıdan karşıya
geçen baygın bir ruh
sarhoş ve yeşil bir antilop kadar seksi
kaldırıma gelince ayağı takıldı ve
yere düştü
öylece pisliğin içinde oturdu durdu
arabamda oturup onu
seyrediyordum
sanki hiç birşey olmamış gibi
öylece kayıtsız hissettim kendimi
bu yeşil yaratığa bakıyordum
aniden 20 metrelik bir kamyon geldi
ve tam kadının önünde durdu
adam inip bayanı ayağa kaldırdı.
beyaz çalışma giysileri içindeki
bu genç adamın yüzü kızardı
kızın vücudu nefisti, gerçekten de öyle
ama düşecek kadar da aptaldı,
yaşamı da öyledir garanti
birer kule misali yüksek topuklar üzerinde
yalpalanmaktadır
durup bembeyaz dizlerini ovaladı
aptal, korkak sarışın ve yalnız genç adam
kadınla konuşmayı sürdürdü
ama kadın birden
en yakın barın nerede olduğunu sordu
adam sırıtarak caddenin sonunu gösterdi
artık pes etmişti
kamyonuna bindi
20 metrelikmobilya, battaniye
ve soba dolusu
caddede yoluna devam etti
yeşil antilop bara girmek üzere
karşıya geçti
sallanarak ve titreyerek
titreyerek ve sallanarak
öyle birşey işte
gözlerimiz ona takılmış
izliyorduk
arkamda arabalar birikmişti
iri yarı biri korna çaldı
vitese taktım
marketin önünde
arabayı ikiye katlayacak
büyüklükteki çukurun önünde
biraz yavaşladım
diğerleri de beni takip etti
çukurun önünde yavaşladılar:
18 arabanın içindeki erkekler
aynı şeyi
kaçıp giden adamı düşünmekteydiler
‘ne olurdu acaba’ —
güneş batmak üzereydi
trafik ağır ilerliyordu
yaşam ne kadar da dayanılmazdı.

Charles Bukowski

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikIt
Sonraki İçerikFilozoflar ve Tanrılar

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Özlemle…

Günlerden hoşçakaldı... Bunu neden söylediğimi anlatamadım, sığınmak istedim, öylece kaldım! şehri altüst edip bulabilmek seni akıllardan geçip görebilmek seni rüyalarla karışıp düş alemine anladım her şey özlemle Yetim kalmış bir şehirde damla damla hüzünlerle adımladığım sokaklar bir gün nasılsa sana çıkacaktı. Ve üstelik sen de biliyordun. Hissettin gelecek, yaşanılacak o anı, bir olan...

Bütün Gece Ruhunu Emdim

Varlık, hiçliğin içine atılmış bir köprüdür, Bu yüzden var olmadan önce iyi düşün ve her an karanlığa saplanabileceğin korkusuyla yaşa... bütün gece ruhunu emdim. sana sormadan seninle aklımı teninle zehirledim dudaklarının sonsuz ateşinde bütün gece ruhunu emdim ateşin ve kızıllığın rehberliğinde saçlarının kokusunu ezberledim yatağımızın eşsiz cennetinde bütün gece ruhunu emdim nefessiz kalırcasına her saniye sanki yokluğun canına değdim ölümün karanlık...

Tanrılar Üstüne

En az bildiğimiz şeyler tanrılaşmaya en elverişli olanlardır. Onun içindir ki Yunanlıların, biz insanları tanrılaştırmalarına bir türlü akıl erdiremem. Ben kendi hesabıma yılana, köpeğe, öküze tapanları daha akla uygun görüyorum; çünkü onların huylarını daha az biliyoruz. Onlara hayalimizle istediğimiz gibi değer biçimler, görülmedik kudretler vermek daha fazla...

Dinlenmeyen Aşk

Kara, yağmura doğru, Rüzgara karşı, buğulu Uçurumlar arasından, Sislerin ortasından, Yılmadan! Durmadan! Sıkılmadan! Yorulmadan! Daha çok gam üstlenip Yaşamak isterim ben, Hayatın gani tadını alıp Taşımaktansa mütemadiyen. Onca meyiller muzdarip Kalpten kalbe akar, Aman, nasıl da garip Neşreder tüm ağrılar! Nereye kaçayım? Ormana mı dalayım? Herşey nafile! Ömrün tahtı çile, Huzuru ve tacı, Aşk, sensin Acı! Johann Wolfgang von Goethe

Kimi Sevsem Sensin

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet sarışın başladığım esmer bitiyor anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli dudakları keskin kırmızı jilet bir belaya çattık / nasıl bitirmeli gitar kımıldadı mı zaman deliniyor kimi sevsem sensin / hayret kapıların kapalı girilemiyor kimi sevsem sensin / senden ibaret hepsini senin adınla çağırıyorum arkamdan şımarık gülüşüyorlar getirdikleri yağmur / sende unuttuğum hani...

Tamam mı, Devam mı?

yüzümün önünde bir yüz, bir ruh kimyasala karışıyor, hepimiz oldukça güzel görünüyoruz, hepimiz geceyken... bir gece kulübünün neon ışıkları altında, bir ateşli kız ateşi ile yanıyor, o, kızın küllerini buluyor, şeytanın kapısının önünde... kama'nın imgesi, gıcırdayan yatağın etrafında yankılanıyor, pörsümüş eski sesler kafamın içinde, kitaplarda, ve caddelerde ve evrende ve cehennemde erosun sesi, bedenin dönerken... artık çok geç... bir gece daha geçen geceler gibi seni düzeceğim, aşk...

Klasik Felsefesever Okuyucuya Cevap: Felsefe ve Edebiyat Yoldaştır

İbrahim B.'ya cevaben; Yorumunuzdaki gayret dikkat çekici. Teşekkürler. Ama yorumunuz ne benim için ne de diğerleri için “yapıcı” değil. Sadece yüzeysel ve çılgınca bir tepkiyi görüyorum. Ama keşke bu kadar gayreti bir şeyler yaratmaya harcasaydınız da biz de görseydik: “asıl felsefi yazın” nedir? Sizin hayalinizdeki felsefe ancak olsa olsa...

Reenkarnasyon ile İlgili İki Konu

Bugün, birbirinden çok farklı iki ayrı sohbet çevresinde, benzer iki soru ile karşılaştım. İlki, 4. İslâm Kitap Fuarı'nda tanıştığım ve bir şeyler öğrenmek isterken ortaçağın örümcek tuzağından sıyrılmak için çırpınan bir avuç genç insanın arasından, ilâhiyat eğitimi görmüş birisinden geldi. Yeniden bedenlenip dünyaya gelmek diye bir şey...

Behçet Necatigil’in Çevirisiyle Benoni Kitapçılardaki Yerini Aldı

Timaş Yayınları olarak Türkiye'de koleksiyonunda en çok Knut Hamsun eserine sahip yayınevi olarak Benoni'yi size sunmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Hamsun'un diğer bütün eserleri gibi Benoni de bir Behçet Necatigil çevirisi. Ayrıca Hamsun'un Nordik Edebiyatın en önemli temsilcileri arasında yer aldığını ve Nobel Edebiyat Ödülü sahibi olduğunu da...