ask-felsefesini-yapmak (1)

çığlıklar sarkıyor gökyüzünün karanlık kubbesinde
her acı mevsiminde bulutlar ağlıyor
aşk can çekişiyor
yeryüzü kana doyuyor
şefkatli tanrının cümlelerinde
yüreği ve elinde kaderiyle bir adam
sadece seni seni arıyor…

Hayat bulur seni. Hem de hiç farkına varmadan… Ayaklarını yerden keser, nefes alıp verişini anlamlı hale getirir. Dokunur ve kollarına alır. Büyütür seni, bir adam yapar. Sıradanlığın bütün ezgilerini yok ederek şehvetin sıcak kanatlarında gezdirir. İşte aşk böyle bir şeydir, aşk bu yüzden hayatın ta kendisidir.

Aşk, en umulmadık anda karşına çıkar. Bütün içgüdülerini öldürerek, sadece bir tek şeyi öğütler: “Tapınmayı” Sevgilinin tenine, ruhuna, organlarına… “Tapınmayı!” İşte aşk böyle bir şeydir; karanlığın etiyle beslenen sezgilerini uçurur ve yerine yepyeni bir “sen” koyar. Ama bu senin bildiğin “sen” değildir. Sen sen değilsindir! Aşk hiçbir zaman “sen” değildir hep “o” dur. O… Çünkü aşk birinci ve ikinci tekil şahısları sevmez. Aşk, çoğul zannedilen en estetetik acıdır.

“Sen”in ülkesinden “O”nun ülkesine yapılan en güzel yolculuktur.

Aşk durağanlığı sevmez. Hep açtır, acıya ve tenlere… Ardı-sıra sürükler seni oradan oraya. Çünkü bilir ki aşkı en güzel yaşayanlar sürüngenlerdir. Sürüne sürüne gidersin ama tadacakların tanrıyı bile kıskandırır. Sürünürsün çünkü sevgilinin hayaleti bunu emreder. Sen kıvrandıkça o güler, sen kan kaybettikçe kahkaha atar. Aşk, sevgilidir, sevgilinin zehirli sözcüklerinde saklı gizli bir davettir. Siz onu zehirlemeye çalışırken o sizi çoktan ele geçirmiştir. Aşk, çıngıraklı bir yılanın son duası gibidir. Ümitsizliğin pınarlarında kaybolan ruhunu bir yarasa gibi emer.

Bu yüzden “sen” sen değilsindir. Sen ancak aşkın en garip ve en umulmadık türevinin son çarpanı olabilirsin.

Aşk, dipsiz bir kuyudur. Karanlığıyla sizi çepeçevre sarar. Suya atılan her taş ve her dalgalanma sevgilinin öfkesi gibidir ve her boş çekilen kova erkeğin ümitsiz dünyasıdır. Erkek bu yüzden aşkın sicilli katilidir. Erkek aşka sığmaz, aşk her zaman kadınsıdır, o, aldatıcı naifliğinin altında bir ejderha gibi ateş saçar.

 

Can Murat Demir

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.