Aşk Dişidir!

çığlıklar sarkıyor gökyüzünün karanlık kubbesinde
her acı mevsiminde bulutlar ağlıyor
aşk can çekişiyor
yeryüzü kana doyuyor
şefkatli tanrının cümlelerinde
yüreği ve elinde kaderiyle bir adam
sadece seni seni arıyor…

Hayat bulur seni. Hem de hiç farkına varmadan… Ayaklarını yerden keser, nefes alıp verişini anlamlı hale getirir. Dokunur ve kollarına alır. Büyütür seni, bir adam yapar. Sıradanlığın bütün ezgilerini yok ederek şehvetin sıcak kanatlarında gezdirir. İşte aşk böyle bir şeydir, aşk bu yüzden hayatın ta kendisidir.

Aşk, en umulmadık anda karşına çıkar. Bütün içgüdülerini öldürerek, sadece bir tek şeyi öğütler: “Tapınmayı” Sevgilinin tenine, ruhuna, organlarına… “Tapınmayı!” İşte aşk böyle bir şeydir; karanlığın etiyle beslenen sezgilerini uçurur ve yerine yepyeni bir “sen” koyar. Ama bu senin bildiğin “sen” değildir. Sen sen değilsindir! Aşk hiçbir zaman “sen” değildir hep “o” dur. O… Çünkü aşk birinci ve ikinci tekil şahısları sevmez. Aşk, çoğul zannedilen en estetetik acıdır.

“Sen”in ülkesinden “O”nun ülkesine yapılan en güzel yolculuktur.

Aşk durağanlığı sevmez. Hep açtır, acıya ve tenlere… Ardı-sıra sürükler seni oradan oraya. Çünkü bilir ki aşkı en güzel yaşayanlar sürüngenlerdir. Sürüne sürüne gidersin ama tadacakların tanrıyı bile kıskandırır. Sürünürsün çünkü sevgilinin hayaleti bunu emreder. Sen kıvrandıkça o güler, sen kan kaybettikçe kahkaha atar. Aşk, sevgilidir, sevgilinin zehirli sözcüklerinde saklı gizli bir davettir. Siz onu zehirlemeye çalışırken o sizi çoktan ele geçirmiştir. Aşk, çıngıraklı bir yılanın son duası gibidir. Ümitsizliğin pınarlarında kaybolan ruhunu bir yarasa gibi emer.

Bu yüzden “sen” sen değilsindir. Sen ancak aşkın en garip ve en umulmadık türevinin son çarpanı olabilirsin.

Aşk, dipsiz bir kuyudur. Karanlığıyla sizi çepeçevre sarar. Suya atılan her taş ve her dalgalanma sevgilinin öfkesi gibidir ve her boş çekilen kova erkeğin ümitsiz dünyasıdır. Erkek bu yüzden aşkın sicilli katilidir. Erkek aşka sığmaz, aşk her zaman kadınsıdır, o, aldatıcı naifliğinin altında bir ejderha gibi ateş saçar.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikFaust
Sonraki İçerikDeccal

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Şiirsel Avuntular

gece ve şehir aşklarına inat, yalnızlığı anlatır. günü aydın yapacak olanın bir çift göz olduğu bilinir. zamanın akıp, akmaması varlığıyla ilişkilidir. her sokak ona aittir. renkleri, sesleri, tüm izleriyle… yani nereye gitsen...

İnsanın Kararsızlığı

İnsanların davranışları üzerinde düşünce yürütmek isteyenler, bu davranışları birbirine uydurmakta, hepsini bir kalıba sokmakta çektikleri zorluğu hiçbir yerde çekmezler çünkü bu davranışlar çok zaman...

Beyti Dost Celse: 4

Geç kaldınız…! Geç kaldınız…! Geç kaldınız…! İnanınız diyoruz… Önce mantıkla ölçünüz, sonra inanınız ..! İnanmayanlar kör olanlardır. Onlar karanlıkta kalmaya mahkum… siz inansanız da inanmasanız...

Uğraşma Artık Sevgilim

Bir çok eski sevgilinin arkasından bir şeyler yazdım. Hiç biri bu kadar zor olmamıştı. Gittiğinden beri çok soğuk sevgili. Seni tanıdığım günden daha soğuk.....

Mimesis: İnsan Gerçekliğinin Ayrıntılı Temsili

Mimesis: Batı Edebiyatında Gerçekliğin Tasviri, tarih boyunca insanlar tarafından çokça okunan metinleri edebi anlamda mercek altına alan ve bu metinleri (Homeros ve Kitab-ı Mukaddes;...

The Night Listener

“Kimin dinlediğini asla bilmezsin” The Night Listener, Toni Collette’in ve Robbin Williams’ın başrollerini aldığı bu psikolojik gerilimde, bir radyo yapımcısının hayalleri peşinde koşarken yaşadığı kayıpları...

9 İhtimal

Düşündüğünüz, Söylemek istediğiniz, Söylediğinizi sandığınız, Söylediğiniz, Karşınızdakinin duymak istediği, Duyduğu, Anlamak istediği, Anladığını sandığı, Anladığı... arasında farklar vardır Dolayısıyla insanların birbirini yanlış anlaması için en az 9 ihtimal var. Sylviane Herpin

Bellek İrrasyonel Bir İnsan Gibidir Şimdi

Bellek, balkonuna sıra sıra dizdiğin ve atmaya kıyamadığın bira şişeleri gibidir çocuk. Benim içinse yalnızca bir çöplük! Parmak ucuma basarak, o şişeleri devireceğim korkusuyla yürümekten...

12 Eylül’e Nasıl Geldik?

12 Eylül 1980 harekâtı, 20. yüzyıl Türkiye tarihindeki dördüncü askerî darbedir. Birincisi 1908 Temmuz'undaki, tarihimizde II. Meşrutiyet olarak bilinen ihtilâldi. Bu anayasal hareketin üzerinden...