Aşk, Erkek, Kadın

Uyku, geceyle sevişmenin bir diğer adıdır. Ve her sevişme yeni bir acının sana rağmen tekrarlanmasıdır.

Kadın, aşkın sadece habercisi değildir. O aynı zamanda elinde kırbacıyla bekleyen bir terbiyecidir. Buna rağmen, sevişmenin coğrafyasını belirleyen kadın asla bir savaşçı olamaz. Fakat elinde bulundurduğu şehvet, tutku, tensel çekim gibi kozlarla ölümcül olabilir. Bir elinde cinsellik, bir elinde ise kölelik tacını tutar. Erkek her ikisini de yaşarken buna aşk der; oysaki kadın dipsiz bir kuyudur, bunlar işin sadece görünen tarafıdır.

İlişkide her iki cinste zorbalık ve egemenlik peşindedir. Aşk, iki ruhun birbirine meydan okumasıdır ve genelde kadın lehine vuku bulur.

Kadın boyunduruğa almanın, güçten düşürmenin keyfini çıkarır. O bu lüksü yaşarken siz içkiye verirsiniz, melankoliye boğulursunuz… Bu şu demektir: Erkek farklı bir acının pençesinde debelenirken, kadın sadece erkeğin üstünde yarattığı yıkımı, yani sefilliğinizi uzaktan izler. O bir avcıdır arık, yerinde duramaz ve ipler elindedir, acımasız ve üstünkörü bir ruha sahiptir. Erkek ise, acıya meyilli yapısıyla daha çok kurban konumundadır.

Hem metafizik, hem fizik olarak aşk, kadına değil erkeğe yakışır çünkü erkek oyunu kurallarına oynamayı seçen ve kendi payına düşen acıyı kabullenen bir hayvandır. Sevinin kuralı yoktur, fakat kadının ölümcül şartları vardır. Aşk bu yönüyle, erkeğe hitap ediyor gibi görünse de, aslında onun canına okur. Bu bir illüzyondur, yanılgının ta kendisidir. Erkeksi aşk, kadının ellerinde rezil bir hastalığa ve oyuncağa dönüşür. Tek ilacı ise yalnız kalmaktır.

Aşk bir savaştır. Bu ilk zamanlarda eşitler arası mücadele gibi görünse de özünde kadın kokan bir tuzaktır. O sadece egosunu tatmin ederek erkeği sümsük ve pısırık bir hale sokmayı ister. Kadın sıradan istekleri ve içi boş içgüdüleriyle aşkı kirletir. Asıl estetik aşk unutulur, kaynak boş geçilir. Unutulanlar ise sözler, cümleler, onur, derinlik ve asilliktir. Kadın naifliğine yenilen aşkın metafiziğini sıradanlıktan kurtaran bu sayılanlardır. Kadın sayesinde aşk sadece üremeye kanalize edilir, hayattan uzaklaşarak soğuyan cinsleri monotonluğa iter. Bu da aşkın yok olmasına değin sürüp gider.

Bunların ötesinde aşk, taraflara rağmen devam etmek ister. Onun için kurbanlar önem atfetmez. O sadece yaşamak ve var olmak ister. Dirilmek ve yaratmak, yok etmek ve değiştirmek ister, kendisine bu konuda yardım edecek müritler arar. Aşk, en kutsal tarikattır ki ibadeti en zor olandır, aşk bu hayatın içinden yeni bir hayat çıkarma gayretidir. Bunu yaparken ne size sorar, ne de bir başkasına muhtaçtır, o arar bulur ve hiç bir zaman taviz vermez.

Aşk, sevgili denilen hayaleti tanrı belleyip ona ibadet etmektir. Aşk, bile bile bu hayattan caymaktır. O, ilacı yine kendisi olan tek hastalıktır.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Biricik’in Tanımı

Max Stirner’in Der Einzige und sein Eigentum (Biricik ve Mülkiyeti - yazı boyunca BvM diyeceğim) adlı eserinin yayınlanmasından (1844-45) kısa bir süre sonra BvM’ne...

Rüya Analizi

Ülkemizde kadınlar, kendilerini tanımaya daha fazla çaba gösteriyorlar. Erkeklerin çoğunluğu rüya görmediğini söyler. Bu, kesinlikle yanlıştır. Her insan, her gece rüya görür. Sorun rüyaların...

Bir Agnostiğin Savunması

Sir Leslie Stephen. Edebiyatçı ve filozof olan Sör Leslie Stephen (1832-1904) Cambridge’de rahiplik okulunda matematik dersi ve ara sıra vaazlar veren bir öğretim üyesiydi....

Şiir Dili

... Bunun dışında, benzetilse benzetilse, şiir dili, metafiziğin diline benzetilebilir ki onu da bugünkü felsefe kale almamaktadır. Eğer şiir dilini bir üst dil saymaya...

Platon: Hakikate Adanmış Bir Hayatın Mimarı

Philosophia’nın yani düşünmenin biricik gayesi nedir’ sorusuna, bir nebze olsun konuya ilgisi olanlar şu cevabı verecektir: Hakikat . Peki, nedir bu hakikat? Nasıl...

Arınma Odası

Şiirsel üst erkekliğimi ayaklandıran bu dişi, her gece beni içine alıyordu. Hem tecavüz, hem de aşk bir aradaydı. Keskinlik yoktu, sadece iki tenin arasında...

Felsefe Nedir?

Felsefe, bir takım gizli hikmetlerle dolu olduğu görüntüsü veren, bazı ağırbaşlı ve saygıdeğer insanlarca dile getirilen gizemli kavramlarla bezenmiş, adeta çözülmemek üzere hazırlanmış bir...

Tarih

"Kişi yaşadığı çağı gereğince bilemez" görüşü pek de yabana atılır bir görüş olmasa gerek. Neden derseniz, tarih, ayıklanmış, düzene sokulmuş bir olaylar bütünüdür; başka...

Düşünce ve Düşünme Süreçleri

Diyalektik nedir? Ülkemizde dillere pelesenk olduğu kadar da anlamı bilinmeyen bir kavram, daha doğrusu yöntemin, Türkçe’deki bence en yakın karşılığı “dillendirilen”dir. (“Görüngü” diye de geçer...

Edeştirinin Yollarında

Yetmişli yılların başında bıraktığım edebiyat eleştirisi çalışmalarının ardından, ara ara giriştiğim şair ve şiir değerlendirmelerini saymazsak, edebiyat eleştirisi üzerine otuz yıl sonra yazdığım ilk...

Çocukluk Bir Sanattır

Çocukluk ve bir yere ait olma duygusudur bizi yaşatan. Çoğu kez bunu unutarak yaşarız. Aslında bir ümit etme halidir olgunluk ve yaşlanmak. Çocukluksa… Tam...

Commentariolus

Nicholas Copernicus (1473-1543) ,Polonya’da doğdu, babası Thorn şehrinde Hansa Birliği4 üyesi, zengin bir tüccar ve memurdu. Kendi dönemindeki birçok âlim gibi İtalya’ya giderek Bologna’da...

Alacakaranlığın Sesleri

sana sessizliği ben buldum diyorum yeniden o usul ikindide, adın yakılınca kömürleşince büyük altın alevinde on dokuz yılının. sevgim alacakaranlığın bağlarını çözdü yalnız senin fısıltına vermek için kendini, beyaz odun...

In the Mouth of Madness

Bir korku romanı yazarının etrafında dönüp duran paranormal olayları konu edinen In the Mouth of Madness 1994 yapımı bir korku örneği. Delilik, şizofreni ve paranoyaya...

Dört Öğenin Yapısı

Sıkıdır, kaskatıdır anaözün öğeleri, Yumuşak yapıdadır toprak, su, yol, od, Boşlukla karışmıştır bunların tümü de. Yumuşak değildir kurucu ilkeler, yoksa Nereden çıkardı demir, kaskatı çakıllar, Hangi güç kurmuş bunları?...