Lamentate: Bir Topyekûn Çözülüş

Sükûnette bir feryat. Geçicilik sözcüğünün düşünceden koparak duyuda vücutlaşması. Varoluş çığlıklarının ölümsüzleşmesi –sükunette. Ötekine yakınmaksızın kendinde çözülmek. Ve: Çözüşen zaman algısı. Ve: Belleğin sabit mekandan zamansızlığa akışı.

H. İbrahim Türkdoğan

Bellek kaybı yaşadığı kendi ekseninde dönmesinden anlaşılıyor; bir tinsel sarhoş gibi Lamentate ekseninde dönmekte, ekseni terk etme şansı yok, bedensel olarak uzaklaşsa da kafasının içerisinde yankılanan güç, canlı kadar gerçek. O bir Lamentate.

Dönüp dolaş, yine oraya gel. Bir nevrozun oluşma süreci gibi gözükmekte; hâyli bir zaman âşk-oluşu tatmamanın nevrotik süreci belki, evet, belki.

İki piyano tuşu tınısı sadece, hepsi bu ve bu bir dünya kadar ağır; acı gülümseme, en ağır ve en derin türünden, en dip ve en güzelinden. Ruhun iştahına göre tüm gerginliğini yitiren bir beden ve aniden acı acı gülümseyen bir ağız ve hüzünlü bakan gözler. İşte şimdi o hâl. Ve ardından, çözülmüş olan bedenin akıttığı iki damla gözyaşı. Ne kadar da masum! Ölüm.

Nereden ve nereye ve ne için sorularının bir daha sorulmadığı an. Kendi ekseninde dönmek. Yaşamın tek anlamı. Tüm edimler kendi ekseninde dönüşü tamamlamaktadır. İki damla gözyaşı bunun psikanalitik sonucudur, hüzünlü gülümseyiş bunun felsefi analizidir.

Medusa’ya ulaşmaya çalışan imdat çığlıkları, ne de Ganymed’e uzanan alt-bilincin sesi varoluşu simgeleyebiliyor artık. Bu üç sorunun duyumsanma gereği yitirildiği anda her duyu ve her düşünce terk edilmişliğin yalın hâlinde kaybolmaktadır.

Lamentate bu terkedilmişliğin ve bu kendi içinde (yok)olmanın psikolojik senfonisidir. İki piyano tuşu tınısı dünyanın ağırlığını duyumsatmaya ne kadar da yetmekte.

İşte yine o an, bir kez daha ölüm, kendini tekrarlayan melankolik gülümseme ve art arda çözülen yüzlerce düğümlerin getirdiği nihai içsel kopuş. Bir kez daha ölüm. Son ölüm.

‘Tut elimdem çıkar beni kuyudan’ yakarışının anlamsızlığını duyumsama anı. Ve: ‘Uzat sihirli parmaklarını ve uçur beni bilinmeyene’ arzusunun boşunalığı.  Ve bak, işte yine o an, tam o an: İçsel kopuşun tamamlanması: Lamentate.

H. İbrahim Türkdoğan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Semavi Dinler ve Çelişkileri‏ -II-

Kuran sadece Arapça yollandığına göre Allah'ın ataları ya Arap olmalı ya da Arapları diğer insanlardan daha çok sevmiştir. Her gün ibadet ettiğin tanrı neden size kitabını anlayacak şekilde yollamadı hiç düşündünüz mü? Veya bu Muhammed' in Arap olmasından ileri gelmesin? Bu bölümü incelediğinizde bile birçok mantık hatası bulabilirsiniz. Kuran kadar...

Materyalizm ve İhtilal

Jean-Paul Sartre da siyasi sola yakındı. Yine de materyalist efsaneyi, yani Komünizmin dayandığı metafiziği beğenmemektedir ve onu kendi “ihtilal felsefesiyle” değiştirmek istemektedir. Sartre, kendi varoluşçuluğuyla bariz bir benzerliği olan bu felsefeyi, “Materyalizm ve İhtilal” isimli ve 1946 yılında Les Temps Modernes’te yayınlanan uzun bir makalede anlatır. Demek ki...

Rüzgârla Sevişenler Soğuk Kelimesini Kullanmayı Sevmezler

Memlekette okuyan insan kalmasın diye tüm personel servisleri el ele vermiş, arabalarının dikiz aynalarına yapıştırdıkları el yazmalarıyla, dalga geçer ya da düğüne gider gibi bizlere meydan okuyorlardı. Bu bir cenk havasıydı. Biz, okumuş memurlar çaresizdik, ne yapsak olmuyordu, çareyi beklemekte bulduk. Soğukta beklemek… Kitap okumaya alışık olmayanların...

Üç Frenk Havası

1. Capriccio Alum Gülünç bir ölümle öldü deniyor Max Stirner için çünkü mahvına sebep nihayet bir sinektir ama Fanya Kaplan nasıl öldü diye sorarsak sanırım işimiz fazlasıyla ciddileşir. Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için. Ölümle şaka olmaz diyenler kıyasıya yanıldılar bu çağda Taksitle...

“Seyahatname IV” Hermes Kitap Etiketiyle Raflardaki Yerini Aldı

Yeni nesil gezginlerin aksine Yavuz Çekirge, klasik anlamıyla bir seyyahtır. Eserlerinde çıkış noktası ekseriyetle başından geçenler değil coğrafya, tarih, arkeoloji ve inançlardır. Ziyaret ettiği yerlerin coğrafyasını görüp, tarihi ve inançları konusunda kapsamlı araştırmalar yapar, bunları da titizlikle eserlerine yansıtır. Binlerce yıldır onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış olan Anadolu...

Sapkınlık Üzerine

İzleyen bölümler, Aziz Thomas’ın Summa Theologica adlı eserinde yer alan “Sapkınlık Üzerine” başlıklı yazısından alınmıştır. Aquinas’ın bu konudaki bakış açısı “Onları gelmeye zorla” (Luka, 14:21-23) ayetiyle vaaz veren Aziz Augustine ile temelde aynıdır. Ne var ki, On Üçüncü yüzyıl Augustine’in karşı çıktığı ölüm cezasını beraberinde getirir.  Sapkın kişi,...

Hayat Işığım

Kalabalıkların bulanık yüzlerinde, hiç bitmeyen telaşlı hallerinde, yaşamaya çalıştıkları en karmaşık duygularında gördüm seni! Kime sorsan, adı aşktır belki? Oysa aşktan bir adım sonrasıydı, yürek kapılarımı içerden açışındı, o an’dı... Yorgun ayakkabıların henüz bitmemiş yollarında, günlerce- gecelerce, zamanın avunulmuş isimlerince aradığım sen! Meğer BEN'DEYMİŞSİN! Çocuk zamanlarımızın yalnız sokak başlarında yanan...

Aylak Bir Peygamber, Görevsiz Bir Hayalet Öyküsü

Şu kısacık ömründe, arzu ettiklerinin hiçbiri gerçekleşmedi mi? Yanılıyor olabilir misin? Hayır. Bundan eminim. Ben kaybetmiş biriyim. Halbuki yola çıkmadan bir sürü söz verilmişti bana. Ellerimdeki kelepçelerden, ruhumun boyunduruğundan kurtulmak en tabii hakkımdı. Ama öyle olmadı değil mi? Ruhdaşların (yoldaşlığın tanrı katındaki karşılığı) yardım etmezken, üstüne bir de...

Ah Bir Bilseniz

Ah bir bilseniz, ah bir bilseniz insanın içinde kaç siyah gökyüzü var? Kaç yaralı kuş? Kaç umutsuzluk biriktirmiş insan ve kaç intihar? Kaç ölüm? Ah bir bilseniz yaşamın aslında durup acı çekmek olduğunu, deliliğin sınırlarında hayatla aklını kaçırdığını insanın. Her sabah bir umuda uyanmak için kaç düş biriktirmeye...