Zamanın Keşişi Jerzy (2. Bölüm)

Burada istenmiyorsun” dedi yaşlı adam. Çevresini saran insanların düşmanca bakışları bir an dondu. Her birinin yaşlanmış bedenleri üzerinde göğe yükselirken bakışları, tertemiz çocuk ruhların çarmıha gerilmiş ve ölüme terkedilmiş hallerini gördü Jerzy. Farklı yaşlarda onlarca çocuk cesedi havada asılı kalmıştı. Bembeyaz tenlerini kanlı çivilenmiş el ve ayakları, sağa sola düşmüş başlarında simsiyah açık gözleri vardı. O anda bir çan sesinin yarattığı titreşimi hissetti Jerzy. Çana vurulduğu anda, metal titreşmeye başlamıştı. Görebiliyordu metal sanki bir güneş ve titreşimler ise güneş ışığı gibi havayı harekete geçirmiş, her bir ruhun kulağına özgün bir ses olarak belirmişti. Titreşim, dolayısıyla de ses, o kadar karmaşıktı ki; çana vurulduktan hemen sonra, 50’yi aşkın farklı ruhun her birinin kulağına bir şeyler söylenmiş ve onları ölüm uykusundan uyandırmıştı. Her birini sanki hiç bağlı değillermiş gibi özgürlüğüne kavuşturmuştu. Bir anda dağıldı kalabalık. Çanla birlikte havalanan kuşlar kondular.

Geri dönmemeye karar verdi Jerzy. Bu adada kalacak ve bu kaybolmuş insanlara ışık olacaktı. Uzaklaştı köyden ve geceyi geçireceği bir yer aramaya başladı.
Köyü gören bir tepeye çıktı. Yolda topladığı odunları yere attı ve çepeçevre saran taşlar dizdi. Cebinden odun piposunu çıkardı. Üzerine kendi topladığı özel mantarları kurutup toz haline getirdikten sonra bir kaç bitkiyle birlikte harç ettiği içimliğini koydu ve yaktı. O anda babası Zaim’in o daha çocukken ateş başında söylediği bir söz aklına geldi. “Kiminle savaştığını bilmeden öldürme ve ölme”.

Karşısında deniz ve altında küçük bir köy. Ama onun gözleri ateşe takıldı o gece. Jerzy ilk defa ateşin dansını o gece izledi.

Çıtırdayan ağaç sesleri bir anda kendine getirdi. “Tanrı misafiri kabul eder misin” dedi yaşlı bir adam. Elinde kalın ve yılana benzer bir sopa tutuyordu. Jerzy doğrulup ayağa kalkana kadar adam yanında bitiverdi. Jerzy yaşlı adama doğru eğildi, selam verdi ve ikisi de bağdaş kurup oturdular.

“Bir yerden tanıdık geliyorsunuz” dedi Jerzy. Adam gülümsedi.

Jerzy elinde yanan odunu uzattı. Adam da bir nefes aldı. Konuşmaya başladı:
“Ben ve Rahim bir asırdır arkadaştık. O büyümedi, ben ölmedim. İlk karşılaştığımızda korsanlık yapıyordum. İşimize ne yararsa gider alırdık. Alkol mü bitti git ticaret yapan gemileri soy. Altın bulursan bitirene kadar İtalya’yı gez. Ta ki yolum bu koya düşene kadar gezindim durdum. Burası gizli bir cennet.

Bulunduğumuz tepeleri aşmaya gerek bile kalmadan bu vadide senelerini geçirebilirsin ferahlık ve bolluk içerisinde. Biz buraya gemimizle yaklaşırken yakıp yıkmayı, soymayı düşünüyorduk. Sahile indiğimizde bizi romlarla karşıladılar ve on gün boyunca şu gördüğün kumsalda yaklaşık yüz elli korsan deliler gibi eğlendi. Köye girebilen bile olmadı inanabiliyor musun? Onuncu günün sonunda herkes gemiye dönerken ben ve Rahim on gün boyunca aralıksız muhabbet etmiştik. Gemiden indiğim anda göz göze geldik ve bana bugün senin elini kolunu sallayarak girdiğin o yolu işaret etti. Çok güzel bir kadın elime rom verdi, içtim ve yürümeye başladım. O kızgın hayvanları görmeliydin. Korkunçtular. Bundan içmek istersen daha iyi anlayabilirsin” dedi ve siyah mantarlı bir şişeyi uzattı.

Mantarı açtı ve yaşlı adama tekrar uzattı Jerzy. Adam gülümsedi ve içti. Jerzy bir dikişte kalanı miğdeye indirdiğinde köyün ışıkları tek tek yanmaya başlamıştı. Köyden zevke gelmiş gibi çığlıklar kopmaya, kahkahalar patlamaya başlamıştı.

K. Jerzy

POPÜLER BAŞLIKLAR

3 YORUMLAR

  1. Yaklaştırırsan hayalle cehennemi,mecbursun misafirlerine sunmaya (her şeyi). Ana hatlardan mahrum bırakılmış delirten ve dudak ısırtan hatta bazı bazı taylanlaştıran detaylar istiyorum. Yüzdelerden 70 kafi…

    • Bahsi geçen olayların yaşandığı belirli bir zamanın keşişi değildir Jerzy. Zamanın keşişidir ya da zamansızlığın. Olayların akışlarındaki gizemlerinin çözülmesiyle olayların seyrinin değişimini sergileyen varoluşsal ve ruhsal bir yolculuktur yaşadıklarım. Elinize bir teoremin ispatlanmış hali, yasa, geçtiğinde bunu takip etmenizle, hipotezlerin üzerinde çalışmanız arasındaki fark gibidir. Bahsettiğiniz detaylar çevrenizde hanımefendi. Ben sadeyim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Uyurken Beynimizde Neler Oluyor?

Eğer bir insanın başına 'elektroensephalograf (ezberlemeniz gerekmez!) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın...

Bir Mizaç Problemi

ayın 17'sinin gecesi bütün gece boyunca radyo çaldım komşular alkış tuttu ev sahibem ise kapıyı çalıp şöyle dedi LÜTFEN LÜTFEN LÜTFEN ARTIK BURADAN TAŞIN, çarşafları kirletiyorsun sonra o kan nereden geliyor? asla çalışmıyorsun uzanıp radyo ile...

Gel

Gökleri kucaklasın kolların, gel içime Ellerin gözlerimin mehtabını süslesin Akıyorsun ırmaklar gibi hayallerime Büyülüyor gönlümü sanki rüyada sesin Naz ile uğulduyor kulaklarımda meltem İğneli bakışların yıktığı viraneyim Istırap sergilerken yüzünde,...

Trans ve Tarihçesi

G. Lapasade’nin çok zor bir çalışma olan bu denemesi fizik ve fizik üstü arasında mevcut olan ilişkinin pek küçük bir kesitinden söz etmektedir. Kitapta...

Eylem: Kurtuluşun Sistematiği

Eylemin Ruhu: Yok etmenin gidişatı kaosa gebe; bunu artık çok iyi biliyoruz. Her eylemin kanla bitmesi ve kanın arttıkça kutsallığını yitirmesi bu yüzden olsa...

Yalnızlığınla Yaşamak

“Evet, bu çocuk tam bir bok parçası! Beni anlıyor musun? Bu kahrolası çocuk tanrının senin rahmine sıçtığı bir bok parçası…” Babamın sesi odamın kapısını tırmalıyor,...

Felsefe Nedir, Ne Değildir?

Felsefe, radarı açık bir sezgi makinesini öngörür. Bu makine bazen insan bazense ruhlardan ibarettir. Kavramlarla boğuşan hem ruh hem de insanlardır. Aydınlık gibi görünse de ayak...

Demir Can ve Ruh-eşi Yeter Bayram’a İthafen

Karanlık ufkun ardından güneşin altın şafağı doğmaktaydı... Karanlıklarda var olan sevginin ölümsüzlüğü kaybettiği son zerresini aramaktaydı. Uzun ince acı dolu yollardı yürüdüğü, ağlayarak hıçkırarak ruh...

The Devil’s Rejects

Rob Zombie'nin House Of 1000 Corpses'ın devamı olan filmde,"Firefly Çetesi"nin çiftliğine yapılan baskınla başlayan seri olaylar ve cinayetler konu ediniyor. Şerif Quincey ateşli bir...

Hayyam Rubaileri -XIV-

261. Ben şarap içiyorum, doğrudur; Aklı olan da beni haklı bulur: İçeceğimi biliyordu Tanrı, İçmezsem Tanrı yanılmış olur. 262. Dünya hangi gülü bitirdiyse yerden Kırıp atmış, toprağa gömmüş yeniden. Su yerine toprağı...

Mesela

Gizlesem her şeyden mürekkebi Yüreğe inmesek mesela Şiirler yazmasak istekle. Her sayfada Her satırla.. Göze görünmese sözcükler Duymasak seslerini Ve Hiç sevmesek mesela İstemedikçe içimiz. Kim bilir, Hangimiz İzmir kadar dertliyiz. Bırakın dizeler dizildikleriyle kalsınlar.. Bahadır Çalışır

YKS-TYT-AYT Felsefe Çıkmış Soruları Ve Cevapları -IV

5. ÜNİTE – SANAT FELSEFESİ 1. Ege’deki bir koyu, tasarladığı otele uygun olduğu için güzel bulan bir mimar ya da incelemek istediği canlıları barındırdığı için...

Cennet ve Cehennem

Giriş Cennet ve Cehennem… Bu kavramların kulağa hoş gelen bir tınısı, hem de insanı korkutan bir tarafı var. Ayrıca bu iki kavram, bir köşeye kapanıp,...

Hakikat Arayışı: El-Munkız Mine’d Dalal

İslam felsefesinde klasik(kurucu) metinlerin yeri muazzamdır zira bu metinler İslam temeddün hareketinin de miheng taşını oluştururlar. Bu eserlerin kimisi tahkik ehlinin elinden çıkan şarih...

Bir Yazar Nasıl Okunur?

Dünyaca ünlü eleştirmen John Freeman, yazarlarla yaptığı en iyi elli beş söyleşisini Bir Yazar Nasıl Okunur?: Çağdaş Dünya Edebiyatından Yazarlarla Söyleşiler kitabında derledi. Doris...