Kalp her şeyi kaldırmaz, bazı şeyleri ruhunun altına süpürür. İşte sana eşsiz bir hastalık: Aşk. Tek çaresi: Porselen Kalp, bu durumda çok işe yarar. Onu alıp kullanabilir, duygusuz ve gaddar bir bedene kavuşabilirsin. Çünkü “Porselen kalp” te sinir sistemi yoktur, bütün elektriklenmeler, duygulanımlar metal üzerinde gerçekleşir. Bu yüzden acı diner, kaygı azalır, çünkü beyaz ve madeni bir evrenin ortasında kalan ruh kendi alemine çekilerek işi ona, bırakır. Aşk acısından kurtulmanın en iyi yolu: Porselen bir kalp taktırmaktır.

Operasyonu yapacak cerrah eğer sevgiliniz ise bu durum da dikişleri çift attırmanızı öneririm. Bu sayede ruhunuzu kurtarabilir, bütün hislerinizi gömebilirsiniz. Sevgilinin attığı her dikiş bir acının anahtarını dipsiz kuyuya atar. Ruhun kurtuluşunda sevgili en iyi doktordur. Sevgili acının kaynağını kendi elleriyle yaratır ve yine kendi elleriyle dikip mezarlığa gömer. Porselen kalbi yaratan sevgilidir. Sevgili bu konuda üstattır.

Porselen kalp tarih itibariyle aşkın varoluş sebebine değin uzanır, çok eskidir, örneğin orta çağda homeopati yerine önerilen bir tedavi yöntemi, ve her aşkın yanında bulundurması gereken bir cep aynası gibiydi. Yapıldığı hammadde topraktı, toprak atıl ruhların dünyası olduğundan, ona duyguların mezar bekçisi de denilirdi. Porselen kalp fenomeni bir vazgeçişin sembolüydü.

Bu duruma en iyi örnek “Dracula” dır. Bilinen en iyi porselen kalp işçiliği onun üzerinde denenmiştir ve başarılı da olunmuştur. (Bu arada belirtmekte yarar var işçilik tanrıya aittir) O kadar güzel gelinlerin arasında duygusuzca kalabilen ve ölü sevgilisini de kendisine benzetmeye çalışan bu prensin benzerine dünyanın hiçbir yerinde rastlayamazsınız. Dracula’nın aşkı bu sebeple nadir olanlardandır. O cezalandırılmış bir ruhtur ve tek istediği öçtür. Öç aşkın içine sığmayan bir duygudur ve porselen kalp tasarımcısı tanrı bunu iyi bilmektedir.

Şimdi gelelim son söze… Porselen kalp aslında bir ironidir, her aşkın içinde sallanıp duran bir can simidini andırır. Acıyla başa çıkamayan zayıfların ilgi alanıdır. Ancak çok tehlikelidir de, bu durumdan hoşlanıp kalıcı porselen kalp nakli yaptıranların sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Sonuç olarak siz siz olun bu tarz tedavilere izin vermeyin çünkü yaşadığınızı hissettiren şeyler duygularımızdır, acıdır ve acı varoluşun kendisidir.

Karar sizin!

(Dracula için Bram Stoker’a, yazıya ilham veren şarkı içinse Opeth grubuna ayrıca minnetarım)

Can Murat Demir

2 YORUMLAR

  1. bende biraz birşeyler yazmaya çalışıyorum bilgi sahibi olduğum konularda ama. bir türlü konuyu toparlayamıyorum anlatım bu kadar iyi olmuyor gerçekten güzel yazı olmuş başarılar.

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.