yazar profil sayfası

Prof. Dr. Doğan Göçmen

Dokuz Eylül Üniversitesi’nde felsefe profesörü olarak çalışmaktadır. Akademik öğrenimini Almanya’da ve İskoçya’da gördü. Sosyoloji, hukuk, iktisat gibi sosyal bilimler alanlarında ve felsefede öğretim gördü ve lisans, yüksek lisans ve doktora tezlerini yazdı. Adam Smith üzerine İngilizce bir kitabının yanında Modern Felsefe: Adam Smith, Hegel ve Marx adlı bir de Türkçe kitabı bulunmaktadır. Sosyal bilimler alanında Rusça, İngilizce ve Almanca da dâhil olmak üzere farklı dillerde birçok yazısı bulunmaktadır. Ağırlıklı olarak pratik felsefe çalışmaktadır. Ahlak ve siyaset felsefesi alanlarında uzmanlaşmıştır. Hukuk, sanat felsefesi, epistemoloji ve ontoloji alanlarında da çalışmaları bulunmaktadır.
12 YAZI YAZDI
0 YORUM YAPTI

Hegel’in Descartes ile “Tinin Fenomenolojisi” Üzerine Diyaloğu

D: Sevgili Hegel, Kant bana insanların senin artık asıl isimlerini dahi bilmediğini, sana hitap ederken soy isminle “Hegel” diye hitap ettiğini söyledi. Bu, ünlü...

Stoacılar, Varlık ve İnsanın Özgürlüğü

Stoacıların özne olarak kavradıkları insanın etkinlik alanı, onun bulunduğu mekândır. Bütün bir varlığın yani kâinatın parçası olarak insanın etkinlik alanı bütün bir kâinattır. Onların...

Anlamlı Yaşama Sanatı Üzerine

Deneyime dayalı görgül düşünen ve yaşayan insan istemese de faydacı davranmak zorundadır. Bir deneyim nesnesini tüketip diğerine geçerken geride bıraktığı nesneyi değersizleştirmek zorundadır. Ancak...

Ebedi Barış Arayışı: Rönesans’ta Tek Tanrılı Dinlerden Stoacılara Dönüş

Yunan mitolojisinde dünyada barışçıl durumun gerçekleşmesi bir tanrısal öngörüdür ve öznesiz kendiliğinden işleyen sanki otomatik olarak gerçekleşecek bir süreç olarak anlatılır. Buna karşın tek...

Hegel, Marx ve Almanya’da Din ve Tanrı Tartışmaları

Karl Marx’ın 1844 yılında yayınlanan “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Dair” başlıklı giriş yazısında yaptığı “Din halkın afyonudur” belirlemesinin düşünüldüğünden çok daha derin bir anlamı...

DÜŞÜNMENİN spotları

Yalnız Kurdun Emaneti I

bir bahar daha geçti saplantılardan taziyelere, otlakçılıktan meziyetlere uzanan. hiç derdi olmadığı halde harlayan Ocak marul yetiştiren toprağa, adı konulmuş caddelerin zamandan bir haber ayak parmakları, cezaevi voltalarındaki tespih seslerine karışıyordu. dişlerini gıcırdatan hapçılar namus bekçisi avından, tekerlekli sandalyeli evlerine dönüyordu. yarım yamalak kalan sigara partileri yeni köpekler yetiştiriyor, görsel kasanlar ise sakinliklerini çirkinleşerek koruyorlardı. zamanın Ateş, varlığın ise su...

Alain Badiou “Wittgenstein’ın Anti-Felsefesi”

Anti-felsefe en genel ifadeyle, herhangi bir felsefe yapma tarzının negatif yönlü yorumu ve eleştirisi olarak karşımıza çıkar; başka bir ifadeyle, kanıksanmış/yerleşmiş bir felsefe yapma tarzının ters çevrilip özgün haline dönüştürülmesini betimler. Burada eleştirilen şey önce metot sonra doğal olarak içeriktir: “anti” vurgusu ise filtreleme/ayıklama sürecine işaret etmektedir....

Dionysios Thraks “Gramer Sanatı”

Antik Yunan, birçok alanda olduğu gibi gramerin de gelişimi açısından önemli bir dönemin adıdır. Dönemin büyük filozofları dilin doğru kullanımını ve gramer sanatının inceliklerini vurgulayan ve önemseyen bir kültüre sahipti. Bu bağlamda Antik Yunan, dilbilgisinin ve gramer sanatının gelişiminde önemli bir kilometre taşı olarak kabul edilir. Yunanlar,...

“Almanya’da Din ve Felsefenin Tarihi Üzerine”

Din ve Felsefe ortak kaygılarla yola çıkan iç içe geçmiş tarihiyle kardeş gibidir. Her coğrafyada olduğu gibi bu kaygı (insanın ihyası) Almanya’da da fazlasıyla görülmektedir. Özellikle Martin Luther King bu (16.yy) dönemde etkin rol oynamıştır. Özellikle Almanya, tarihsel planda Hristiyanlık üzerinde güçlü bir etkiye sahiptir. Katolik Kilisesi'nin...

Dışavurumcu Dönem ve Sovyet Sineması: Örnekleriyle Kısa Bir Girizgah

Sinema, düşüncenin yürüdüğü yollardan yürür ve kendini bu şekilde belirler. İnsan düşüncesinin ayak izlerini takip eden sinema tarihi ve diğer alt şubeleri aslında düşüncenin gelişimiyle paralel olarak şekillenmektedir. Sinema teorisinin gidişatı incelendiğinde görülecektir ki sinema düşüncenin çocuğudur, dolayısıyla düşüncenin türevlerinden ve dışarıya doğru uzanımlarından ilham alır, sonuçta...

“Mantıksal Atomculuk Felsefesi” Russell’ın Gerçekçiliği

Mantıksal Atomculuk, 20.yy’da ortaya çıkmış modern mantık ve dil felsefesinin önemli bir uzantısıdır. Bertrand Russell ve Ludwig Wittgenstein gibi filozoflar tarafından geliştirilen bu felsefi yaklaşım, mantık ve dilin temel yapılarını atomik (bölünemez-yalın) parçalara indirgemeyi amaçlamaktadır. Dolayısıyla “Mantıksal Atomculuk” okulunun felsefenin analitik şubesine büyük katkı sağlamış olduğu ve...

“Felsefe Tarihi” Bir Umberto Eco Geleneği

Felsefe tarihi, bilinenin aksine ‘kronolojik’ olarak sıralanmış düşüncelerin ya da okulların bulunduğu basit bir dizgeden ibaret değildir. Bu bağlamda felsefe tarihini sistematik olarak derlenmiş Düşüncelerin Deposu olarak görmek tekdüze ve sığ bir görüşün doğal sonucudur. Sığlaşma, düşünce, felsefe ve tarihi ayrı görme alışkanlığının doğal sunucudur. Buradan hareketle...

“Fenomenoloji: İlk Temeller”

“Fenomenoloji: İlk Temeller” bir giriş kitabı gibi görünse de içerik olarak oldukça tatmin edici bir metin. Fenomenolojinin temel kavramlarını ekolün önemli filozoflarıyla tartışarak fenomenolojinin psikoloji ve sosyolojinin radarına takılan akademik pratiklerine de yer veren rehber bir metin olma özelliği taşımaktadır. Kitap 3 bölümden oluşmaktadır, Birinci bölümde fenomenolojinin...

“Tractatus Logico-Philosophicus” 1 ile Başlayan Önermeler

Tractatus Logico-Philosophicus bir mantık kitabı ya da özgün bir felsefe yapma şekli gibi görünür. İçsel kuruluşu, ayrıksı-ciddiyeti Tractatus'u özgün yapmaz. Tractatus'un özgünlüğü akademik ciddiyetsizliği ciddi şekilde alaya almasından gelir. Tractatus şeyleri olduğu gibi bırakıp hiçbir felsefi problemi çözme yoluna gitmez, üstüne üstlük filozofa görev biçer: “Dil, dünyanın...

Hayat ve Sanat Üzerine

Yazmayı en sevdiğim konulardan bir tanesi de Hayat ve Sanat uyumu hakkındadır. Evrenin içinde en uyumlu ve paralel olabilecek başka ikili zor bulunur. İnsan, ne kadar entelektüel kapasitesini arttırır ve sonra da hayata dönerse bu ikilinin uyumunu o kadar net görür. Yaşam telaşından dolayı anda kalamayan herhangi bir...

Çoğu Kez Bir Tanrı Kurtarırdı Beni

Çoğu kez bir Tanrı kurtarırdı beni Bağırışlarından ve değneklerinden insanların, Sonra oynardım güzelce ve güvenle, Korudaki çiçeklerle, Ve havası göklerin Oynardı benimle. Ve nasıl sevindirirsen Yüreklerini bitkilerin, Sana uzattıklarında Narin kollarını, Sevindirirdin yüreğimi öyle, Baba Helios! ve, Endimion gibi, Sevgilindim senin, Kutsal Luna! Ah, tüm siz sadık Dost Tanrılar! Bir bilseydiniz, Ruhum nasıl severdi sizi! Elbette o zamanlar çağıramazdım Adınızla sizi, ve ne de sizler beni, Birbirlerini...

Ders’in Neliği-Nasıllığı Hakkında Bir Soruşturma

"Ders nedir" sorusuna verilen cevaplarda şu unsurlar bulunur: Öğretici, öğrenci ve sınıf. Bunların tesadüfen bir arada olduğu mekânsal-zamansal birlikteliğe de "sınıf" denmektedir. Bizim burada amacımız bu gibi sıradan tanımların gereksiz tekrarlarını yapmak değil. Bu zırvalıkları sözüm ona eğitim danışmanları ve pedagoglara bırakalım. İmdi ‘bir ders tasarımı ve bir...