Astral Bir Acı: Faran ile Azra

Öfkeyle yerinden kalktı ve televizyonu kapattı.

– Lanet olsun sana, umarım geberdiğini görürüm senin! Tek bir dilek hakkım olsa; senin ölümün için kullanırdım! Suratsız, ahlaksız! Böyle sürüp gidecekken sarıldım ona. Sakin olmasını, bu kadar büyük bir nefretin ona zarar vereceğini anlatmak isterken beni itti.

– Faran*, kendine gel! Bırak şu barışçıl saçmalıkları! Seni hayretle izliyorum Faran, nasıl bu kadar sakin ve kör kalabiliyorsun? Anlatsana bana, nasıl?

– Azra**, gerginsin biraz. Sakin ol lütfen.

– Kes sesini Faran! Sen ve senin gibiler sustuğu için, korktuğu için bu diktatör bozuntusu yönetiyor bizleri. Senin gibiler barışçıl saçmalıklarla uğraştığı için bizler üzüm gibi eziliyoruz***. Senin gibiler onlara güç veriyor. Onlar saldırıyorlar, eziyorlar; karşılığında sizler öbür yanağınızı**** dönüyorsunuz… Komiksin Faran, gerçekten sana söyleyecek bir sözüm yok:

Kurtul artık komik düşlerinden!

– Azra, sevgilim; ben her şeyden önce tekâmüle inanıyorum. Gördüğüm düşlerin gerçekliğine inanıyorum, düşler gerçektir Azra… Herhangi bir varlığa zarar vermeyi hayal dahi edemem. Beni böyle kabul et lütfen. Seni çok sevdiğimi hissetmeni istiyorum.

– Tamam Faran. Sus artık. Sen gerçek saydığın düşlerinde yaşamaya devam et! Bu iş çığırından çıktı. Senin bu iyi niyet saçmalıklarına ayıracak zamanım kalmadı. Seni seviyorum evet ama bu kadar iyi niyetli olmana katlanamıyorum. Sana bir şey söyleyeyim mi, bitti Faran, bitti! Unutmadan, bu adamın öldüğü gün büyük bir hevesle gelip sarılacağım sana. Ama o güne kadar sen meditasyonlarına devam et, ben de mücadeleme devam edeyim! Artık sabrım kalmadı:

Şansın varsa seni unutmam…

Kapıyı vurdu ve tam olarak hatırlayamadığım türden hakaretlerini sürdürerek gitti. Ona ulaşmayı denedim ama nafile. Artık ulaşamayacağım kadar uzaktı bana. Oysa şu an onun tanıdığı ve Faran olarak bildiği bu beden, büyük bir bilinç taşıyordu. Faran bu fanilikte ancak onunla var olabilirdi, ancak ona dokunabilirdi, bu kez Azra için gelmiştim. Binlerce yılın gel-gitlerinde bulmuştuk birbirimizi. Her ikimiz de birbirimizin tekâmülüne yardım edecektik ve büyük bir sıçrama yapacaktık…

İlk kez çaresizliği deneyimliyor gibiydim. Aslında meditasyonlarım ve astral seyahatlerimde, birçok bedende kılıflandığım hayatları izlemiştim. Çaresizliğin her türlüsünü gördüm sanıyordum, yanılmışım. Azra’yı aşmam gerektiği aklımın ucundan bile geçmemişti. Heyhat! Nefes aldıkça neler yaşayacaktım, ne sürprizler görecektim daha…

Günlerim Azra’yı özlemekle geçti. Meditasyonlarım ve farkındalık çalışmalarımda verimli olamıyordum. Odaklanmakta zorluk yaşıyordum. Onsuz yapamıyordum. Bir karara vardım.

Bugün günlerden Çarşamba, Faran’ın bedenlendiği gün, yani benim için kutsal günlerden bir tanesi. Tüm günümü odamı hazırlamakla geçirdim. Bugün, büyük bir gün olacaktı. Her şeyimi koyacaktım ortaya. Odamı kutsamakla başladım işe, kötü enerjilerden arındırdım. Küçük meditasyonlarla günü bitirdim ve nihayet akşam olmuştu. Hafif bir şeyler yedim, duşa girdim. Ilık su iyi gelmişti. İç çamaşırlarımı giymeden pozitif enerjiyle arındırdığım ipek kıyafetimi giyindim. Dişlerimi fırçaladım. Nihayet doğduğum saat geldi çattı. Başımı yüksek tutarak sırt üstü uzandım. Ayaklarım hafif açık, ellerim yanda ve avuç içlerim yukarıya dönük bir pozisyon alıp düşüncelerimi temizlemeye başladım.

Gözlerim kapalı. Nefes alıyorum. Nefesimi bekletip yavaşça veriyorum. Sesler azalmaya başladı. Bedenimdeki her bir ayrıntıyı hissediyorum. Şimdinin muhteşem gücüyle bir’im.
Ben kutsal gücün kendisiyim. Ben geçmişim. Ben geleceğim. Ben şimdinin sonsuz gücüyüm.
Hiçliğin kendisiyim. Bedenim uyuşmaya ve karıncalanmaya başladı. Artık bedenim ve bilincimi ayrı ayrı hissedebiliyordum.

Zaman düşlerimi gerçek kılma zamanı!
Zaman varlığımı özgür kılma zamanı!
Zaman sonsuzluğa hükmetme zamanı!

Bedenim aşağılarda bir yerlerde kaldı, yükseliyordum; bedenimse soğuyordu.

Ben mutlak gücün kendisiyim. Ben oluşun ad’ıyım.
Ben kutsal gücün kendisiyim.
Uçsuz bucaksız zaman ve mekânda onun varlığını duyumsadım, ona gidiyordum.
Boşlukta süzülüyorum, olacak olanın kendisiyim artık.
Onun bedeniyle yüz yüzeydim.
Evrenin eşsiz melodisi benimle var oluyor.
Onu izledim ve harekete geçtim, kararım kesindi. Kendi bedenimden kilometrelerce uzaklıkta görev bildiğimi yapmak üzereydim.
Boşluğun kendisiyim.

Nefesini takip ediyorum; nefesini verdi. Bedenini sıkıca sarmaya başladım, direnemedi, hâkimiyeti çok zayıftı. Ölümden çok korkuyordu, her bir hücresi titremeye başladı korkuyla.
Neden burada olduğumu anlattım, fırsat versem dilenip yalvaracaktı. Bedeni kaskatı kesildi, ter içindeydi. Dilini geriye çekmesini sağladım. Dili en geride soluk borusunu kapatıp bekledi. Nefes alamıyordu artık. Gövdesini daha da sıkı sardım, bir süre bekledi ve teslim oldu. Bıraktım gövdesini, anında gevşedi. İzledim onu. Ne kadar zaman bekledim böyle bilmiyorum.

Zaman anlamsızlaşmıştı.

Bıraktım boşluğa bilincimi. Aniden büyük bir kaosun içinde buldum kendimi, bunu beklemiyordum!

Buyurgan bir ses:

İçinde bulunduğun kalp ritminin faraziliği ile yanlış kararlara sürüklendin. Sahip olduğun hoş duyguları unuttun, belleğinden uzaklaştın.

Boşluğun kendisi değil de boşlukta sürünen bir şey olmuştum şimdi. Her şey birbirine karışmıştı. Zamanın başlangıcı, şimdim ve bütün bir evrenin uğultusu varlığımın üzerine çökmüştü.

Buyurgan ses devam etti:

Şimdiki zamanın mutlakıyetini hiçe sayıp egona yenik düştün. Varlığınla nerelere savrulacağını hiç düşünmedin. Artık boyutlar döngüsüne bırakmalısın kendini, direnmekten vazgeç…

Buyurgan ses gitmişti. 

Aşkın varlığım ağlayabilseydi bırakırdım gözyaşlarımı sonsuzluğa. Yaşadığım bu duygu zamanın ötesinde bir yok oluşu simgeliyordu. Bedenimi duyumsuyordum, nefes almayı bırakmak üzereydi. Bedenim ölüyordu. Binlerce yıllık tekâmülüm akıp gidiyordu önümde, her şeyimi kaybediyordum. İşe yaramaz, cansız bedenimi bulacaklardı, haberlerde onun adı geçecekti. Benim bedenim ise Azra’yı bekleyecekti. Söz vermişti, büyük bir hevesle gelip sarılacaktı bana.


* Faran: İncil’de Mekke dağlarına verilen isim.
** Azra: El değmemiş bakire kız, delinmemiş inci, ayak basılmamış kum.
*** Nazım Hikmet RAN’ın Akrep Gibisin isimli şiirine gönderme.
**** İncil’i ve barışçıl eylemleri eleştirmek için söylenmiş bir söz.


 

Varlık E.

Varlık E.
Varlık E.http://www.felsefehayat.net/
Sabaha karşı başlamış bir doğumun eseriyim_ Cennet bahçelerinden düşenlerdenim bir de- Parçalanmış benliklerimin gölgesinde bir bireymiş gibi yaşıyorum_ Tuzlu suyun yakınlarında olmak şanslı kılıyor beni- #ModelEvren -yazar-okur-seslendirir-https://varlikergen.com/

POPÜLER BAŞLIKLAR

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Sevgi ve Kendini Bilmek

Bütün evreni dıştan içe doğru saran sevgi enerjisi, varlıklar tarafından çeşitli derecelerde tezahür ettirilmektedir. Buna rağmen, günlük yaşamımızda insanların birbirlerini sevmediklerini gözlemlemekteyiz. İnsanlar birbirini...

Adam Olmak

çevrende herkes şaşırsa bunu da senden bilse sen aklı başında kalabilirsen eğer herkes senden kuşku duyarken hem kuşkuya yer bırakır hem kendine güvenebilirsen eğer bekleyebilirsen usanmadan yalanla karşılık vermezsen...

Türkiye ABD’ den Zeugma Mozaiğinin Kayıp Parçalarını İstedi

Bowling Green Devlet Üniversitesi, mozaiklerin yurtdışına yasadışı olarak çıkarıldığını ispatlayan doküman sunulmasını istedi. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Zeugma Mozaik Müzesi’nin bin 800 yıllık gözdesi ‘Çingene...

Eğitim Üstüne

Bir kutlama günü genel olarak her şeyden önce bir geriye bakış, özel olarak da kültür hayatının gelişmesindeki paylarıyla ün kazanmış kişileri anıştır. Öncülerimize gösterilen...

İsa’nın Soyundan Gelen Devrimciler ve Salim’in Soğuk İnsanlarla İmtihanı

Aklına estiği her gece karısıyla sevişip uyumayı adet edinmişti. Dünya ölçeğinde yapılan istatistiksel bir araştırmada ortaya çıkan rakamlara göre tipik erkek modeli genelde böyle...

The Sunset Limited

The Sunset Limited sadece diyaloglar üzerinden ilerleyen bir film, Tommy Lee Jones'un yönetmenliğinde harika bir hikaye. Ne dijital efekt ne de 3. kişiler var......

Sen’in Ben’deki Yansıman

ateş teninin o yatakta parlamasıdır sonra kan kokusu ellerinde aşk ilacıyla yalnız bir adamı çağırır öpücük en ıslak kaçıştır sonra gözlerin içinde ayışığıyla uslanmaz karanlığı yaratır ruhlarımız en akışkan haliyle ölümü arzulayan bedenlerimizi kıskanır her yanımızı saran saflığın kutsanmasıdır henüz...

Virginia ‘Kırılmaz Bir Fanusla Çevriliydi’

Virginia Woolf, 75 yıl önce bugün, 28 Mart 1941’de hayatına son verdi. Eşi Leonard Woolf, birlikte geçirdikleri 30 yılı, 5 ciltlik “Virginia ile Yaşantım”...

İçsel Olanın Belirişi ya da Ben’in Öteki Üzerine Uzanımı

Fotoğraf dur(ul)maz tam aksine sürekli homurdanır. An’ı verir ancak fenomenolojik bir nesne olması bağlamında hem geçmişe hem an'a hem de geleceğe doğru bir sarkaç...