Bataille’in Gizemciliği

Bu konu Bataille’da oldukça karmaşıktır. Kendisi tüm yapıtlarında gizemcilerle tartışmış, onlardan varoluşsal esrimeyi, ateşi, alevi almıştır. Ama Bataille gizemi açığa çıkarmaya, aydınlatmaya, iç deneyimi, felsefik kavramlarla iletmeye çalışmıştır. Sessizlik, süreklilik, olanaksıza ulaşmak, olabilirin sınırını aşmak gibi kavramlarla iç deneyimi söylemleştirmek istemiştir. Bu isteği gerçekleşmesine rağmen, Bataille’ı okuyan kişi iç deneyimi hissetmiş, kavramıştır.

Bataille söylemle söylemi aşarak, söylemeden iç deneyimi iletmeyi başarmıştır.

Sözcüklerin sınırlarına ulaşarak öte tarafı, adlandırılamayan olanaksız en ucu, tepe noktayı aydınlatmıştır. Bilgiyi en son noktaya kadar zorlayarak aydınlatıcı bilgisizliğe ulaşmıştır. Bunu yapamamış olsaydı, Sartre’ın adlandırdığı gibi sadece “Yeni bir gizemci” olacaktı. Gösteren en uca sürüklenerek, gösterensiz gösterileni ortaya çıkarmaktadır. Bataille, gizemciliği, XX. yüzyıl entelektüel yapısının içine sokmayı başarmıştır. XX. yüzyıl düşünce biçimi Bataille’dan sonra ortaçağı başka şekilde görmeye başlamış ve son olarak Umberto Eco “Gülün Adı”yla bu olguya yeni bir boyut kazandırmıştır. (Eco’nun, gülüşün gizemi açığa çıkarma özelliğini Bataille’dan aldığını zannediyorum).

Şimdi Bataille’ın gizemciliğiyle ilgili olarak “Erotizm” adlı yapıtına değinmek istiyorum. “Erotizm”, Bataille’ın yaptığı bir konuşma ile başlamaktadır. Bataille bu konuşmada, erotizmle insanların kendi ayrıklıklarından kurtularak sürekliliği aradıklarını belirtmiştir.

Bu sürekliliğin de ölümle bağlandığını söyleyen Bataille erotizmle ölüm arasındaki bağlantıları ortaya çıkarmıştır. “Şimdi birbirinden ayrı biz varlıklar için ölümün, varlığın sürekliliği anlamına geldiğini kanıtlamaya çalışacağım. Üreme, varlıkların birbirlerinden ayrı olmalarına yol açıyor ama onların sürekliliğini ortaya koyuyor, daha doğrusu üreme öz olarak ölüme bağlanıyor. Ölümden ve varlıkların üremesinden söz ederek, büyüleyici olan -ki bu büyülenme erotizmi yönlendiriyor- ölüm ve varlıkların sürekliliğinin özdeşliğini kanıtlamaya gayret edeceğim.”

Bataille için, esrimeyle birlikte insan için en önemli iç deneyim olan erotizm, birey olarak varoluşun yadsınması olayıdır. Sanki insan erotizmle ölümün kucağına atlamış oluyor. Ama aslında erotik etkinlik varlığın ölümle karşılıklı alış-verişi gibidir. Yokoluş (orgazm) ve varlığa geri dönüş. Erotizmde süreklilik bir an için hissedilir. Ama esrimede hissedilen süreklilik bir zaman süreci içindedir. Bataille’ın tüm iç deneyimlerinde içsel bir parçalanma vardır.

Erotizmde ve esrimede varoluş bir sınır noktaya gelir, ayrışır, aynı anda bilinç kaybolur, süreklilik gerçekleşir. “İç Deney(im)”de bunun örnekleri somut olarak verilmiştir.

İç Deney -Çevirmenin Önsözü
Mehmet Mukadder Yakupoğlu / Georges Bataille

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikNietzsche ve Bataille
Sonraki İçerikEli Kesilen Mimar

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Tibet Ölüler Kitabı Hakkında

Hindistan ve Mısır menşeli inançların kökeni hakkında dünyanın hala çok fazla bilgisi yok, bu özelliğiyle mistik Mısır ve Budizm inançları gerçekten de ilgiye değer ve meraklı biri için çok cazip görünmekte. Bunlardan biri de benim. Fakat az çok fikrimin olmasına rağmen, bu toplumlar ve inanç sistemleri hakkında...

Ruh Boşluğundan Yazılanlar

İnsan açıp eski yazılanlara bakınca acısını hatırlıyormuş, sadece zaman girmiş araya, sadece kelimeler, özneler ve yüklemler değişmiş ama acı kalıcıymış. Kalıcı. Hayatı uzun bir süre kaldırmışsın yüreğinden ve birden bire geçmişle karşılaşınca kendinle baş başa kalmışsın. Burada durmuştum, burada geçmiştim, burada düşmüştüm, burada hızla uzaklaşmıştım kendimden dersin....

Moderniteyi Reddediyorum!

Modernite, zayıfların ve Hıristiyanların kurtuluşu olarak tüm aydınlığını üzerimize çökertti. Tüm safdilliğiyle, iyi niyetiyle bizim içimize yumuşaklığı yerleştirdi. Şimdi ben size bir mermer kadar sert olmayı öğütlüyorum. Tüm yükünü sırtlanıp kendi yoluna devam eden adamı yaratmayı arzuluyorum. Modernite, tüm yıkıcı ve yaratıcı içgüdülerin reddedilmesini emretti insana. Şimdi sıra...

Gözyaşlarımın Prensesi

o gün gözyaşlarım kristalleşti ve avuçlarına düştü hesaplamadığım bir anda karıştı tenine gözyaşlarımın prensesi bir adamın çırpınışı gibi son sözleri sonra yine ağladım sessizce korkma benimsin ayrılsak bile dedi gözyaşlarımın prensesi oysa beni ağlatan şey saflığının sarhoş etmesi tıpkı öpüşmek gibi ıslaktı benimdi gözyaşlarımın prensesi bekçisi gözyaşlarımın sebebi ağlamayı bilmeyen bir adamın tek öğretmeni sevgilim hisset beni   Can Murat Demir

Aylak İşte…

aylak elleri cebinde yürür aklında sürekli tüten bir izmarit yalnızlığı o sadece kendisini düşünür aylak işte diline eski bir melodiyi dolar tek yoldaşıdır esmer kaldırımlar aylak gezinir hayatın terasında hoyratça saldırır kendisi gibi olmayanlara aylak işte tek derdi yaşamaktır nefes alıp vermek için ekmek ve sigara tek sırdaşıdır aylak sokakları arşınlayan tek adamdır yırtık gömleğine benzer hayalleri bu yüzden aşıktır gökyüzüne aylak işte ne yapsa yeridir kimseye güvenmeyen sokak...

6 Saat Boyunca Kıpırdamadan Duran Kadına Yapılanlar Kanınızı Donduracak

1979 yılında o zamanlar henüz pek tanınmamış olan performans sanatçısı Marina Abramovic, gösteri sanatları tarihinin en unutulmaz, en konuşulan ve belki de en korkunç gösterilerinden birini gerçekleştirdi. Rhythm 0 adını verdiği bu gösteride, yaptığı şey aslında çok basitti. Olduğu yerde sabit durmak. Bunun yanı sıra gösteriyi izlemeye...

Medeniyet ve Hoşnutsuzlukları

Psikanaliz yönteminin yaratıcısı Sigmund Freud (1856-1939), hayatının büyük kısmını Viyana’da geçirmiştir. Tıp eğitimi alan Freud daha sonra psikolojik vakalar üzerinde yoğunlaşmıştır. Birçok nevrozun güçlü bilinçaltı etkenlere bağlı olduğunu deneysel olarak keşfetmiştir ve bilinçaltı etkenleri bilinçlilik alanına taşımayı amaçlayan psikanaliz tekniklerini geliştirmiştir. İnsan davranışlarında bilinçaltı güdünün özellikle de...

Ahlak Kavramı

Toplu olarak yaşayan bireylerin uymak zorunda bulundukları eylem ve davranış kurallarına ahlâk deniyor. Bu tanımdan ahlâkın toplumsal bir olgu olduğu sonucu çıkar. Oysaki ahlâkin toplumsal ve kişisel boyutları vardır. Toplumsal ahlâka Yunanca “ethos” sözünden kaynaklı “Etik” veya “Morale” denir. Türkçeye geçmiş olan moral sözü, ahlâktan farklı olarak...

Bir Yazarın Vakitsiz Ölümü

5 Ocak 1932 doğumlu Eco, tarihçi, filozof, Orta Çağ uzmanı, parlak edebiyat incelemeleri yazarı ve hiç kuşkusuz büyük bir romancıydı. Ne yazık ki roman yazmaya, profesörlük ünvanını alıp -1975 yılında- Bologna Üniversitesi Gösteri ve İletişim Bilimleri Enstitüsü’nün başına getirildikten sonra başladı. Ve çok şükür ki yazmayı ölünceye...