Birlikte Uyuyanların Hikâyesi

Adamlar, leş gibi pis yatakların içine girmiş uyuyorlardı. Ağır yorganları kafalarına kadar çekmiş, horuldayarak. Yatakları çamur­dan, yorganları kandan tanınmaz hale gelmişti. Uzun zamandan beri uyuyorlardı. Üst üste, biri sağa kıvrılmış diğeri sola, kimi baş aşağı, kimi yanlamasına, horultuları birbirine karışaraktan…

Hepsi de aynı rüyayı görüyordu, ama değişik renklerde. Biri rüyasında diğerinin kafasına basarken, başkası gelip ensesine bir tokat patlatıyordu. Kafasına basılan da yanındakini boğazladığını gö­rüyordu rüyasında. Boğazı sıkılan ise tokat atanın gözünü oymaya çalışıyordu. Birbirlerini sıkılmış dişleri arasından çıkan hırıltılarla sindirmeye çalışanların rüyaları hep aynıydı.

Uyandırmak için gelenler, önce yavaştan sonra avaz avaza ba­ğırmaya başladılar. Kimse duymadı, rüyalarında çığlıklardan kulakları tıkanmıştı adamların. Horultular arttı sadece. Gelenler, uyuyanları dürtmeye başladılar. Rüyasında yanındakinin ağzından lokmasını kap­maya çalışan, homurdanıp öbür tarafına döndü. Bu defa, öbür tarafa geçip dürtmeye başladılar yeniden. Adam dönecek yer bulamayınca kaçmaya başladı rüyasında, yatağın içinde tepinerek. Uyandırmaya çalışanlar yatağın başında durmuş, ona kaçacağı yeri gösteriyorlardı. Gözlerini açmayan adam, inatla kafasını yastığın altına soktu, yor­ganı iyice tepesine çekti.

Uyandırmaya çalışanlar çaresiz kalınca arkadakilere sordular; şimdi ne yapalım, diye. Arkadan birisi : “Üstünden yorganı çekin, başında davul çalın, şimdilik bu kadar”, diye seslendi. Adamların üzerindeki yorganı aldılar ve davul çalmaya başladılar. Önceleri yavaştan, sonra gümbürdeterek. Uyuklayan adam nefretinden titremeye başladı. Rüyasında, yanındakine dönüp onu evinden dışarı attı, içine girdi oturdu. Bu sefer de evin damı çökünce duvarlar yıkıldı ve altında kalıp bağırmaya başladı. Rüyasında gördüğü güneş batıyor, dünyası kararıyordu. Yıkıntının ortasında oturup, güneşin yerini tutacak bir ateş yaktı. Sonunda alevler büyüdü ve adamları yakmaya başladı.

Uyandırmak isteyenler arkadakilere sordular; niçin bu adama ateş verdin, diye. Arkadan bir ses: “Ateşi görüp uyanması gerektiğinin farkına varması için”, dedi. Alevlerin içinde terleyen adamı kâbus bastı. Alevler yaklaştıkça adamlar çırpınıyorlardı. Sonunda bir kısmı uyandıklarını gördü rüyasında. Diğerlerini de uyandırmak için faaliyete geçtiler. Alevlerin içinde, uyuyanlarla uyandıklarını görenler bağrışıp duruyorlardı kâbusa dönüşen rüyada: “Biz uyan­dık işte bakın, siz de uyanmalısınız” diye haykıranlarla homurdanıp yataklarında büsbütün kıvrılanlar aynı kâbusu paylaşıyorlardı aslında. Uyandırmak isteyenler de bunların başında durmuş habire davul ça­lıyorlardı, dürtükleyerek.

Bütün bu hengamenin içinde, adamlardan biri uyukladığı yatağın içinden esneyerek yavaşça doğruldu tek başına. Davul çalıp dürtükleyenlere gözü ilişti. Çevresine bakıp rüyasında gördüklerini anla­maya çalıştı. Davul çalanlar ona nasıl ayağa kalkacağını anlattılar. Ayağa kalkınca da uyuyanların nasıl dürtükleneceğini söylediler. Uyanan adamı birkaç adam daha takip etti. Davul sesini dikkatle dinlediklerinde, aslında ahenk içinde bir müziğin sesini duyduklarını fark ettiler. Ortalıkta ne bir ateşin alevleri ne de kâbus çığlıkları vardı. Ama, ötede duran yataklar yine pislik içinde ve ortasında uyuklayanlar da yine homurtulu bir kâbus bunaltısında kıvranıyor­lardı.

M. Halûk AKÇAM
Ruh ve Madde dergisi, sayı 232 – 1979 Mayıs
Ruhsal Evrim dergisi, sayı 13 – 1986 Kasım/Aralık

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikKentin İçinden
Sonraki İçerikDefolun‏

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Kimin Arzuları Bunlar

kimin arzuları bunlar kullandığın zehirler kalemini sivreltip kafanı boşalttığın zevkler yeraltında saklanmaya başladın kalabalık ve gürültülü bir şehirde hiçbir şeyi hiçbir zaman siklemedin çünkü kendini biliyordun yalnız olacak kalabalıktan uzak duracaktın yıldızlar kayıyordu içinde gölgesiz, sessiz kadınlara müziğe ve içkilere sarıldın bu kalabalık şehirde ortamlarda piyasa yapmak tarzın değildi gün oldu gecelere karıştın beğendiğin kadınlar araladıkça bacaklarını oynaştın hiç umursamadan tüm geceleri zehirle harmanlamıştın anılarından şıçradı sözcüklerin dizelerin sayfalar dolup taştı şiirlerden neredeyse tüm anımsadıklarını...

“Muhyiddîn İbn Arabî ve Düşünce Dünyası” Bir Sufinin İrfan Yolculuğu

İbn Arabî. İslam fikir ve ilim dünyasının en önemli şahsiyetlerinden biri kuşkusuz. Birçok ilmi hıfz etmiş, öğretmiş ve bu ilimlerin beşeriyete nüfuz etmesini sağlamak için dünyayı gezmiş hiç durmamış bir gezgin aynı zamanda. “eş–Şeyhü’l Ekber” sıfatını sonuna kadar hak etmiş bir mutasavvıf, müfessir, fakih, muhaddis, mütekellim ve...

Allah Senden Razı Olsun Dr. Kevorkian: Edebi Bir Dervişin Uhreviyatı

İnsani değerlerin kaygan zemininde “kavramlar”ın bozguna uğratılması ya da herkesçe aşikâr bir kavramın yine insan eliyle “mutasyona uğraması” bana hep cazip gelmiştir. Çünkü bu sayede sıradanlığa saldırma ona savaş açma imkânımız doğar. Bu muharebe alanlarından biri “felsefe” diğeri de “edebiyat”tır. Her ikisi de insan tarafından yaratıldığı öne...

Şiir İktidara Açıktan Saldırıdır

Deliliğin kaynağı, aklın sınırlarını zorlamakta yatar. Şiir okumayı onun hakkında düşünmeyi ve yazmayı seven bir kişi, edebiyatın bu alanını “iyi-kötü”, “anlamlı-anlamsız” yargılarla tartışıldığını gördükçe deli gömleğini üzerine giymekten çekinmemesi gerekir. Türk şiirinin (dünya şiiri için de geçerli) dünü bugünü, eğilimleri, beslendiği kaynaklar, felsefesi, etik duruşu, magazinliği vs. hakkında...

Biz Hiç Doğmamalıydık!

Kardeşim Halil; Aşk bazen gerçekten acıtıyor. Bunu seninle defalarca konuştuk biliyorum, hatta bir keresinde karşılıklı oturup anason kokusunun bizi terketmeyen kardeşliğinde dakikalarca ağlaşmıştık. Evet, acıtıyordu aşk, canımızı yakıyordu ya da biz onu böyle kabullenmiştik? Düşünüyorum da… Biz böyle adamlardık değil mi? Güvenip medet uman, yar için fedakârlıkta bulanan… Offf! Offf! Ne...

Soyut Somut

Şiirin soyutluğu somutluğu sorunu çok tartışıldı. Gene de belli bir sonuca varılamadı. Kapalı şiir için soyut, "anlamsız şiir" için soyut, toplumcu olmayan şiir için soyut, hatta yeni şiirlerin tümü için soyut denildi. Gerçi soyut şiirle, somut şiir arasındaki ayrım kesin olarak belirlenmiş değil. Değil ama, işe bu...

Yaşayan Ölüler‏

Benim gözlerinden kan damlayan körelmiş ölülerim. Kalkın ben sizi çağırıyorum siz benimlesiniz! Mezarlarınıza akıttığım canlı ölülerin kanı sizi yeniden canlandıracaktır. Avucumdan akan kanı için doya doya, o bitmeyecektir asla, ben istemediğim sürece, gözlerimdeki ışıktan yararlanın körlüğünüzü kaldırın. Zaman yaklaşmaktadır benim uyuyan çocuklarım. Zaferimiz çok yakındır. Korkaklar ve...

Ağlamak İçin Gözden Yaş mı Akmalı?

Ağlamak için gözden yaş mı akmalı? Dudaklar gülerken, insan ağlayamaz mı? Sevmek için güzele mi bakmalı? Çirkin bir tende güzel bir ruh, kalbi bağlayamaz mı? Hasret; özlenenden uzak mı kalmaktır? Özlenen yakındayken hicran duyulamaz mı? Hırsızlık; para, malmı çalmaktır? Saadet çalmak, hırsızlık olamaz mı? Solması için gülü dalından mı koparmalı? Pembe bir gonca iken gül dalında...

Good Will Hunting

Bir insan diğer bir insanın hayatını ne kadar etkileyebilir? Bir deha, onu keşfeden bir profesör ve onların arasında kalan hassas bir psikolog… Bir hayat bilgeliği öyküsü, tercihler ve tabii ki aşk… Sorumsuzca bir hayat yaşayan dâhimiz Will (Matt Damon) hayatını sürekli okuyarak geçiren biridir ve çevresindekilerin etkisiyle son derece hoyrat...