ruhun-evrimi-bedri-ruhselman_3

Anlaşılıyor ki İlâhi İrade Kanunları’nın, bizim sezebildiğimiz mahlûkatın doldurduğu sonsuz kâinat hissesine isabet eden kısımlarının tatbik sahaları o kâinatın içinde gene bir kâinattır. Ve orada yaşayan bütün varlıklar da bu tatbikat sahasında kendi ihtiyaçlarına göre, kendi kudretleri nisbetinde insiyak, istek, irade, tahayyül ve daha bilmediğimiz namütenahî canlılık melekelerini kullanmak suretiyle bilerek veya bilmeyerek faal birer rol oynamaktadırlar. Dr. Bedri Ruhselman

îlk bölümde söylendiği gibi, hayattar varlıklarla, cansızların kâinatımızdaki mukadderatı birbirine bağlıdır. Böylece birincilerin devamlı bir evrim halinde bulunduklarını kabûl edersek onların etkinliklerinden bağımsız kalmayan cansızların da zorunlu olarak evrim halinde bulunduğunu kabûl etmemiz icabedecektir. Hakikatte hâl böyledir. Ruhun evrimi perisprisinin evrimi ile uyumlu olarak vukua gelir. Hattâ ruhun evrimi perisprisi ile ilişkisinin evrimi demektir.

Perispri sâdece bir maddedir. Ve ruhun tesiri altındadır. Ruhun evrimi ile gelişen perisprisi gittikçe daha yüksek titreşimlerle alâkalanabilecek durumlara girer. Demek ki bir taraftan ruh perisprisinin bu gelişimiyle kâinatta daha geniş etkinlik imkânlarını bulurken diğer taraftan da onun gitgide gelişimini temin etmiş olur. Üstat şunları söylüyor:

Ruhun tekâmülü ile perisprisi gittikçe incelik peyda eder. Perisprinin yoğunluktan seyyal hallere geçmesi, ruhun evrimi ve madde üzerindeki etkinliği ile olur.

Perispri nasıl böyle ruhların etkinliği ile gittikçe tekâmül ediyorsa kâinatın bütün maddeleri de öylece Yüksek Şuurlu Varlıklar tarafından İlâhi Kanunlar’a göre kullanılarak tekâmül ettirilmektedirler ki bu varlıkların hemen hemen hiçbirisinden bizim haberimiz yoktur. Maddelerin tanıdığımız halleri, onların en kaba olanlarıdır. Katı, sıvı, gaz… gibi haller belki birinden diğerine geçebilecek kadar birbirine yakın aynı gruptaki maddi varlıklardır. Çok yüksek maddî hallerin bu saydıklarımız  ilişkisi olmaması icabeder. Bütün maddeler bu ve bundan daha kaba haldeki durumların da tedricen yüksele yüksele, âlemden âleme geçmekte ve ruhlarla beraber geriye dönmemek üzere evrimlerine devam etmektedirler. Biz farzedebiliriz ki dünyamız bütün maddi varlığı ile bizim duyamadığımız bir tarzda, yavaş yavaş uzayda kaybolmaktadır.

Bütün maddelerde radyoaktif halin mevcut olduğunu ilim âlemi elbette bir gün tasdik edecektir. Bu, maddî evrimin bir neticesidir. Ve bunu bir âlem içinde vukua gelen ileri – geri maddî değişmelerden ayırmak lâzım gelir. Bu arada ; bize göre çok yavaş, fakat geriye dönmemek üzere vukua gelen maddî kâinatın bir evrimi söz konusudur. Üstadın aşağıdaki tebligatı bu fikrimize hak vermektedir:

Her şey gayet mükemmel tabiat kanunları hükümlerine tâbi olarak cereyan etmektedir. Güneş ve onun gezegenleri uzayda sabit bir noktada durmazlar. Tüm sistem olarak uzayda yerlerini değiştirirler. Kâinatta sabit bir şey yoktur. Hep hareket, hep evrim. Bütün gök cisimleri kâinatta cereyan eden evrim kanunlarının sevkiyle mütemadiyen değişmeye mâruzdurlar. Güneş Sisteminin uzayda tüm kütlesi ile hareketleri esnasında katettikleri mesafe sizin ölçünüze girmeyecek kadar yüksek bir sür’attir. Bu hareketler evrim kanunlarının hâkimiyeti altında devam eder.

Maddenin evrimi üzerinde dururken bunu hayattar varlıkların evrimi ile karıştırmamak icabeder. Zira bu iki varlığın evrimi ayrı ayrı yollarda yürür. Maddenin, tekâmül ettikçe, etkinlik hassasının (özelliğinin) artmasına mukabil, ruhların evrimleri bilâkis müessiriyet kudretlerinin gelişimini gerektirir. Ve zaten genel evrim bu iki hadisenin birbiriyle uyumlu olarak vukua gelmesine bağlıdır.

Demek madde ve ruh evrimlerinin zıt yollarda birbirinden gittikçe ayrılan, fakat o oranda birbirini tamamlayan ve karşılıklı gelişimlerine sebep olan yürüyüşleri vardır. Biz burada çelişki içinde (dahî) bir birlik ve bir uyum görüyoruz. Yüksek ruhlar en iyi etkinlik imkânlarını en iyi etkinlik kabiliyetine malik maddeler arasında bulabilecekleri gibi, yüksek etkinlik kabiliyetine malik olan maddeler de ancak yüksek ruhların etkinlik sahalarında yüksek maddi kıymetlerini kazanabilirler. Kaba bir ruh yüksek maddî ortamda asla yaşayamaz. İşte madde kâinatında, daima söylediğimiz gibi, ruhların evrim ihtiyaçlarını onlara duyuran etmenlerin başında bu ahenksizlik gelir. Ruhların bu ahenksizliği idrâk etmeleri, çeşit çeşit ruhî reaksiyonları davet eder ki bunlar ruhlar için, kendilerini cehitlere sevkedecek hakiki birer ıstırap kaynağı olur. Özetle, maddeler pasif oluş hallerinde ebediyen nasıl yükselmekte iseler ruhlar da buna mukabil aktif oluş hallerinde öylece ebediyen yükseleceklerdir. Ve bu iki nevi yükseliş, kâinatımızda birbiri için zorunlu olan ve birbirini tamamlıyan iki esaslı harekettir.

Evrensel Evrim Yolları, Bilim Araştırma Merkezi Yayınları, Ekim 1979

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.