İnsan ve Ötesi

Kendini beğenmek insanın özünde, yaratılışında olan bir hastalıktır. İnsan yaratıkların en zavallısı, en cılızıdır öyleyken en mağruru da odur. Şurada, dünyanın çamuru ve pisliği içinde oturduğunu, evrenin en kötü, en ölü, en aşağı katında, göklerin kubbesinden en uzakta, üç cinsten yaratıkların en kötü haldekileriyle birlikte, dünya evinin en alt katına bağlı ve çakılı olduğunu bilir, görür ve yine hayaliyle, aydan yukarılara çıkıp gökleri ayaklarımın altına indirmek sevdasıyla yaşar.

Aynı hayal gücüyle kendini tanrıyla bir görür; kendisine tanrısal özellikler verir; kendini öteki yaratıklar sürüsünden ayırıp kenara çeker, arkadaşları, yoldaşı olan varlıklara yukardan bakar; her birine uygun gördüğü ölçüde güçler ve yetenekler dağıtır.

Biz insanlar öteki yaratıkların ne üstünde ne altındayız. Bilge der ki, göklerin altındaki her şey, aynı yasanın ve aynı yazgının buyruğundadır.

Indupedita suis fatalibus omnia vinclis. (Lucretius)
Her şey, kırılmaz zincirleriyle bağlı yazgının.

Bazı ayrılıklar, düzeyler ve dereceler vardır; ama her şeyde aynı doğanın yüzü görülür.

Res quoeque suo ritu procedit, et ommes
Foedere naturae certo discrimina servant (Lucretius)

Her şey kendine göre gelişir ve hepsi
Sürdürür doğa düzeninin ayrılıklarını. (Kitap 11, bölüm 12)

Montaigne; Denemeler‘ den…

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikSonuna Kadar
Sonraki İçerikİntihar Bir Çözüm mü?

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Madam Blavatsky ve Dzyan Kitabı

Dzyan Kitabı, en eski kutsal kitaplar’dan biri olmakla birlikte, diğer tümü gibi, pek çok tahrifata uğratılmıştır. Bunun beşerî açıdan nedeni, durulmamış ve fırtınalı kişiliklerin ve olgunlaşmamış bilinç-idraklerin, bunları sürekli tahrif etmeleri yüzündendir. Gene de, geçmişteki kozmik ve antropolojik olayların neler olabileceklerine ve nasıl olduklarına ilişkin belirli temel...

Ölçü

İtimadım belki kalmıştır diye insanlığa Günde bir kere şeytan kalbimi yoklar benim Bizde vicdani telâkkiler bu yolda ölçülür Zevk alır görse perişan hâlimi toklar benim Cavidanî sözlerim sanma isabet eylemez Saplıdır kalb-i hedefte attığım oklar benim Her…. benzerdi bin bir Apis’li mabede Heykel-i Fir’avn’e döndü ….ğım ….lar benim Ezkaza bir lokma et yersem hayalen, vergici Rüzgâr...

Melankolik Gıcırtılar

hazin aşklarımın melankolik gıcırtılarıdır gecenin kasıklarından öpüp-geçen şarkılar zaman geçtikçe çığlıkları yükselir bir sigara tüttürür yalnızlığım ve alışkanlıklarımın kompleksi nükseder odamda volta atarım.. dün tiyatroda tanıştığım hatunu çağırsam işe yarar mı beni nasıl avutabilirler yazdığım şiirler ve bu memeler gömleğim hala parfümün kokuyor ve saçların evimin her köşesinde yokluğunun ardından ucuz aşk filmlerindeki gibi amatör replikler dökülüyor dizelerime... İlkay Beyaz

Mandala

Tanrılar kendi gövdeleri üstünde hora tepiyorlar Yeni çiçekler açıyor Ölüm'ü unutarak Göksel gözler kuruntunun yürekvuruğu ötesinde Şen şakrak Yaratıcı'yı görüyorum Bandolar dünyalara marşlar çalmak için kalkıyor Bayraklar ve flamalar aşkınlık içinde dalgalanıyor Sonsuzluk içinde en sonunda çok gözlü bir görünüm kalkıyor Yapıttır bu! Bilgidir bu! İnsanoğlunun sonudur bu! Allen Ginsberg

Kayıp Sevgiliye Adanmış Bir Hayatın Arabeske Bulanmış İmtihanı

Kaybettiğim sevgilime gelsin, hatta bir Ümit Besen şarkısıyla şenlensin burası: Yeterince yatağımız var yeryüzünde sevgilim, ne duruyorsun, hadi seç birini! https://youtu.be/xgvrY_HeqyY Aşk, gariban organlarda satılan bir mezedir. Ne zaman bir Demirkubuz filmi izlesem bu hastalığa tutuluyorum: Cümlelerim olgun bir kadına asılıp kalıyor. Sizce de bunu haketmiyor muyuz? Yani hasta olmayı? https://www.youtube.com/watch?v=ZSLEBAOpFQs Değersiz...

Yaşamanın Ağırlığı Altında

Geldim burada durdum bu pişmanlığın içinde. Gitmeyi istedim yollar kadar. Üstelik duraklarına da uğramamıştım çoktandır yüreğimin. Kafam karışmasın, kalbim bir daha ağrımasın diye kalmanın acısına. Kalmak dört duvar beş hece içinde kalan çığlığım, sesi solgun çocukluğum, kayıp fotoğraflarım… Şiir söyleyince biraz kısalıyor bu uzun cümlelerim, biraz diniyor sanki bu acı ama hala...

Clownhouse

You can't leave... They want to play... Sanatoryumdan kaçan dört delinin bir kasabaya yaşattığı dehşet dakikaları… Evde parti yapan 3 kardeş… Bakalım hangisi hayatta kalmayı başaracak? Clownhouse kült bir korku örneği ve çok fazla bilinen bir film olmamasına rağmen felsefehayat'ta yer vermeyi düşündük. 80'li yılların kült sinema örneklerinden biri...

İnancın Derinliği‏

Üzerinde durulması gereken önemli konulardan biri de "İnanç"tır. İnanç konusunu herkesle tartışmazsınız. Çünkü karşınızdaki yeterli bilgiye ve anlayış, hoşgörüye sahip değilse siz suçlanırsınız. İnanç Türkçe olan bir sözcük ve inanmaktan geliyor. Kişinin inanılana olan kanıtı yine kendi inancına olan inancıdır. "Ben biliyorum çünkü ben inanıyorum" (Tersi de...

Vikinglerin Kökeni

31-Ağustos tarihli yazımda Viking dili hakkında bilgi verdim ve bir kısa Viking yazısını 6 yıl önce yorumlamıştım. Yazıda geçen boynuz sözünün anlamını açıkladım. Gerçekten de içi boş olan yabani dağ keçisi boynuzu öttürüldüğünde çok uzak yerlere kadar sesi yayılırdı. Boynuz kadim Asya toplumlarında hem tanrılardan yardım istemek...