Sarı Lira Gibi Ömrümüz

Gözümüz saatte söyleştik hep,
Koşuşur gibi seviştik, yarışır gibi çalıştık.
Hep yetişecek bir yerler vardı

Aranacak adamlar, yapacak isler..
Bir sonraki günü telası bir öncekine bulaştı..
Başkalarının hayati bizimkini aştı.

Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine
Kuşluk vakti, kızarmış ekmek kokusu
veya yavuklu busesiyle uyanma düşlerini
Ha babam erteledik.
20’li yaslardayken 30’lara kurduk saatin alarmını
30’larımızda 40’lara, belki sonra 50’lere..

Lakin öyle karmaşık kurgulanmış ki hayat,
Kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size,
Artık uyku girmez oluyor gözlerinize..

Doyasıya söyleşmek,
Telaşsız sevişmek için bol zamana
kavuştuğunuzda,
Söyleşecek, sevişecek kimsecikler kalmıyor
yanınızda..

Özenle sakladığınız bir sari lira gibi
ömrünüz;
Vakit gelip sandıktan çıkardığınızda,
Birde bakıyorsunuz ki,
Tedavülden kalkmış.

Can Dündar

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikHalloween
Sonraki İçerikÖzgürlük ve Yaratma Gayreti

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Häxan

Danimarka - İsveç ortak yapımı olan Häxan, cadılık uygulamaları ile engizisyon mahkemeleri arasındaki mücadeleyi belgesel film tarzında işlemiş. Film yedi bölüm halinde hareketli resimlerle ilerliyor. Seyirciye tarafsız şekilde yaklaşarak bilgi vermeyi amaçlayan yönetmen, cadılık kurumunun uygulamaları hakkında ilk çağdan orta çağa (hatta cadılar için çok özel ve ara...

Geçelim, Her Neyse Geçelim

Geçelim, geçelim buraları. Özet geçelim. Hiç anlamamış, hiç duymamış gibi geçelim. Hiç bilmemiş ve hiç okumamış gibi geçelim. Zaten ne çıkar ki anlamaktan. Zaten ne çıkar ki bunca olandan sonra. Yaşamı geçelim. Özet geçelim. Muğlak ve tuhaf sözcükler birikiyor diyelim. Yaşamak bir yazım hatasıdır diyelim. Bu yüzden geçelim. Kimsenin kimseyi anlamadığından başka ne var ki burada. Bir can sıkıntısı,...

Dilenci

Sen, her gün köşebaşlarında yırtık urbanla kirli ellerinle avuç açan, sefil insan. İnan yok farkımız birbirimizden. Sen belki tüm yaşamınca dilenecek; Beklediğin beş kuruşu biri vermezse, ötekinden isteyeceksin. Ama ben, tüm yaşamım boyunca tek bir kez dilendim, Bir acımasız kalbin sevdası ile alevlendim. Öylesine boş öylesine açık kaldıki elim, Yemin ettim bir daha dilenmeyeceğim. Victor...

Morfolojik Olarak Şiddetin Gramatik Ayrımları

Önce birtakım ansiklopedileri karıştırarak "şiddet" maddesinin karşısına yazdıkları rafadan yumurtaları bir bir okudum. Vay canınaydı! Ama bununla da yetinmeyip bazı temel eserlerin içinden şiddetin eserlerini çıkardım. İlginçtir, "eser ve keser" arasındaki göz ardı edilemez ve kayıtsız kalınamaz ilişki de tam bu sırada kafama dank etti. Çünkü keser, şiddet mefhumu etrafında eser...

Felsefe Yapma!

Bizim kız dün okuldan morali bozuk geldi. Bir arkadaşı ile tartışmış yanıma gelip kızgın bir şekilde “Baba bana bir arkadaşım 'felsefe yapma!' dedi; ne demek istedi sence?” diye sordu. Tablet ekranında ben de yeni makale için bir şeyler karalıyordum, kafamı kaldırıp “Kızım sana düşünme demek istemiş” dedim....

Bedensiz Yürekler

neresindeyiz bu garip esintinin hangi savrulmuş köşesinde, kimin ismiydi hiç unutmayıp aklımızda tuttuğumuz, ne için neden saklar dururuz? bu sözle başladı ilk nefesi... ve yerleşik hayata geçilen ilk andan itibaren ile devam etti. gönül göçü bir ruhaniyetle yol almaya başladı, kabullenemezdi çaresiz bir pencereyi... yeri geldiğinde bir rüzgardan farksız, yağmur kadar lekesiz ve anın içinde...

Beceriksiz

Bir seni seviyorum iki seni seviyorum Üç seni seviyorum Seni çokça seviyorum Bunu söyleyebilmek için varımı gücümü sarfediyorum Arzu edilen bir incelikle Dünyada bilemedim ben o en küçük şeyi Arzu uyandırmayı Uyandırmayı istediğim anda bile Buysa eğer sözü edilen duygu masum bir teşhirciliktir alt tarafı Fiziksel olduğu kadar ahlaksal da bir konu allahın belası şey tüm bunlar hiç...

Max Scheler ve Hiç

Max Scheler (1874-1928), insanın düşüşten kurtuluşunu birincisi dogmayla ikincisi tinle aşılabileceğini ileri sürer. Şöyle der: hiççiliğin aşılması aşamasında tanrılar yaratılır. Scheler, tanrıların karşısına tini çıkarır. Ama tine inanmaz, tinle insanlaşmayı benimser. İnsanlaşma tinin kuracağı yüceltmeyle (Sublimierung) olur: (aşağı) içgüdülerin kültürleşmesiyle. Ancak Scheler, insanlaşmakla yetinmez: yüceltmeyle insanin Tanrılaşmasını (bu...

Gerçeküstücülük ve Türk Edebiyatı

Gerçeküstücülükten ilk söz edenlerden biri Mehmet Behçet Yazar. Yazar'ın Genç Şairlerimiz ve Eserleri (1936) adlı yapıtında Dada ve sürrealizm akımlarına değinilmiş, belirli bir tanımlama yapılmış ve Türk şiirinde o güne göre bu akımlara yaklaşmış şairlerden söz edilmiş, örnekler de verilmiş. Tahir Olgun da 1936'da yayımladığı Edebiyat Lügati’nde “sürrealizm”...