Felsefi şiir kategorimiz; düşüncenin imgeyle birleştiği, varoluşsal sancıların dizelere döküldüğü derin bir limandır. Bir Düşünce Platformu olarak, sadece düz metinlerle değil, ruhun en mahrem köşelerini sarsan şiirsel bir dille de hakikati arıyoruz. Bu hafta, yazarımız Can Murat Demir’in kaleminden çıkan, madde ile ruhun ezeli kavgasını işleyen eşsiz bir eseri sizlerle buluşturuyoruz. Bu felsefi şiir, okuru “hakikatin iğneli döşeklerinde” bir yolculuğa çıkarırken; mazi, maziye duyulan özlem ve varlık mücadelesinin hoyrat çilesini iliklere kadar hissettiriyor. “Maddenin saltanatında hangi ruh bizden daha maharetli?” sorusuna yanıt arayan bu metaforik anlatı, şiirseverleri derin bir tefekküre davet ediyor.
esaslı bir mürit gibi dinliyorum ruhunun ince nağmelerini
söyle bana hangi nota sefil bedenlerimizi
daha iyi izah eder ki
boşuna değil kifayetsiz ve mesnetsiz düşüşlerim
görüyorum korkunç bir bahis açılıyor tutsak organlarımın mahpusluğunda
ilk zar ölüme ikincisi ise hayata savruluyor
bazen bir ihtilale karışıp devrimcilerle sevişiyor
bazen bir meleğin ellerinden su içiyorsun
boşuna değil biliyorum
ama bilmek yetmiyor hakikatin iğneli döşeklerinde yatan adama
sonrası malum
sonrası
mahvolmaya yüz tutmuş bir mazi
yani yitik bir sergüzeşt
of of neden bu kadar güzelsin ayrılığın şarkısı
nedendir bu eziyet varlık kavgasında olanlara
oysaki anlaşmıştık değil mi
sürüncemenin hoyrat çilekeş kollarında
korktuğum başıma henüz gelmemiş
usul usul yol alıyor
tanrısal hengame
sarsıcı
ve kaskatı
besbelli
nazarından kurtuluyorum
silik bir bakış
yitik bir dua oluyorum
inançlı bir hilekar bir hırsız veyahut bir kaçkın gibi
tir tir titriyor karşımda
utangaç mı gösteriş budalası mı desem
anlaması güç
karanlığı çıplak elleriyle dürten sevgili
söyle bana
maddenin saltanatında hangi ruh
bizden daha maharetli
Can Murat Demir





