Alacakaranlıkta Bir Kadın ve Lichtung

Göz kamaştırıcı ışınların tinsel tuzaklara boyun eğdirerek ve bir görkemli esrimenin karanlıklarını delerek geldiği atmosferde ansızın beliren yedi kafalı yılanlar, kendi şarkılarını söyleyen yunuslar, geçmişin sancılarını uğuldayarak günümüze taşıyan vahşi ormanın dilsel yapıyı kıran rengârenk formları, bilgelik görünümlü kayalar, kaynar sular gibi fokurdayarak buharlaşan kara bulutlar, mırıldanarak varlığın sırrını kulağımıza üfleyen kâhin tomurcuklar; her biri dünyanın doğuşunu anımsatacak kadar bir bütünlük resmi sunuyor: Dizginsiz bir vahşi gücün kendini param parça ederek doğurduğu evrenlerin taşkın şehvetli alevleri içinde her bir parçasını birbirinden uzaklaştırarak uzamın şehvetli dansı içinde her birini birbiriyle kaotik bir form içinde ilişkilendirdi.

Varlığın eros ve tanatos arasında kendi yasalarını kendi belirlediği bu sonsuz uzamın, insanı dilsiz bıraktığı bir atmosferde nefes almanın hüzünlü titreşimleriyle sevişen kurbağaların ikâmet ettikleri bir görkemli batağın yüzeyinde oturarak varlığın kaybolmuş şenlik bahçesini imgelerinde canlandırmaya çalışırken, alacakaranlığın gizemli renkleriyle şekillenip günün kızıllaşmasına dek sebat içinde gölgelerle sevişmenin ve savaşmanın o esir alıcı ve bilgiyi aşan, büyüleyici ruhuyla çırpınıyor; tıpkı çökek topraklarda yürürken duyumsadığı tüyler ürpertici korkunun ölümcül gücüne içsel gücüyle direnen ve kaybolmayı yadsıyan küçük çocuk gibi büyüme dürtüsünü arayarak ölümsüz ışığa yükselmeyi kendine vaat etmektedir.

Söz ve kavramların, düşünce ve fikirlerin; kısaca, usun yerini eros ve tanatosun formülsüz ve formsuz şehvetine bıraktığı yerde dile geliyor. Şehvet diyorum, çünkü evrenlerin oluşumunda kendini duyumsatan bu güç aslolandır. Bacchus, Afrodit, Kibele, Attis, Adonis, Ganymed, Pygmalion, İnanna, Minerva, Satir, Hera, Lilith, Medusa, Zeus, İştar, Şamkat, Gılgamış ve daha binlercesi şehvetin ölümsüz eserleridir. Ve her biri ölümlünün şehvetli gözyaşıdır.

Bir gözyaşıdır o da. Ve belleğinde sakladığı bir insansal yarayı mistik dalgalanmalarla kanatarak bataklığı çevreleyen tüm canlı güçleri ağlatan şarkılara dönüştürdü ve gövdesinde lânetini sakladığı erkeği, kadını, hayvanı, bitkiyi, her varolanı realizmin pençesinden çıkarıp, eros ve tanatosun şehvetiyle renklendirdi. Erkeğin erkekle, kadının kadınla, insanın bitkiyle, suyla, taş ve toprakla yüzleşip ve hepsinin birbiriyle yeniden karıştığı bir ilk şiddet atmosferinde kızıllaşmakta olan günün şehvetiyle renklendi –her biri.

H. İbrahim Türkdoğan

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Nietzsche Nedir, Kimdir?

Friedrich Wilhelm Nietzsche (15 Ekim 1844 – 25 Ağustos 1900) Alman filolog, filozof, kültür eleştirmeni, şair ve besteci. Din, ahlak, modern kültür, felsefe ve bilim...

Kenan Rifai’nin Nutk-u Şerif’i

Hak suretidir âlem-i imkan ile Âdem bundan güzeli nerede ki, cennette mi sandın? Her yer ne güzel menba-i hüsn. insan güzeli; sen de bu cemâli, hûri gilmanda...

Beceriksiz

Bir seni seviyorum iki seni seviyorum Üç seni seviyorum Seni çokça seviyorum Bunu söyleyebilmek için varımı gücümü sarfediyorum Arzu edilen bir incelikle Dünyada bilemedim ben o en küçük şeyi Arzu uyandırmayı Uyandırmayı...

Türkçeleştirilince Anlamsızlaşan Yabancı Grup Adları

Grammy’leri, MTV müzik ödüllerini silip süpüren, gönüllerimizde taht kuran bazı müzik gruplarının adlarının Türkçe'sini düşündünüz mü hiç? Gençken odanıza posterlerini astığınız hayranlıkla dinlediğiniz grupların adlarını...

Deha Üzerine

Dünya üzerinde her insan farklı bir karakter barındırır vücudunda, bu adli tıptaki parmak izi gibidir adeta. Bu karakterler aynı hayatı farklı yönleriyle yaşar, fakat...

Tapınakçılar

Tarihin en gizemli topluluklarından biri de hiç kuşkusuz Tapınakçılar’dır. Fransızca’da “Templiers” , İngilizce’de “Templars” olarak adlandırılan bu şövalyelerin gizemi günümüzde de varlığını korumaktadır. Özellikle...

Gölgeler Görüyoruz

birlikte beyoğlunun çirkin sokaklarında yürüyoruz gözlerimizi kızartacağız ot kafalı iki yarasayız seninle yeşil bir yaprağı geceye sarıyoruz neye baksak kahkaha atıyoruz yasakmeyvem çirkin sokakların birinden üç beş sarımlık yıldız aldığımızdan...

Oz Büyücüsüne Aşıktım

oz büyücüsüne aşıktım ölü bir adam kadar yürüdüm ve aç kaldım yollar hep uzayan intihar oz büyücüsüne aşıktım her kadın buna can atar kendi kendime sorardım hayatın fiyatı ne kadar oz büyücüsüne...

Kadın Yüzü

Yaradan, kadın yüzü çizmiş sana eliyle, İstek dolu sevgimin efendisi dilberi; İnce kadın yüreğin öğrenmemiştir hile, Bilmez kadınlardaki kancık döneklikleri; Gözlerin daha parlak, kahpelikten yoksundur, Neye bakarsa baksın altın...