İngiliz doğa bilimcisi Robert Charles Darwin (1809-1882) “doğal ayıklanma” kuramını kendisinden habersiz olarak geliştirmiş olan Alfred Russel Wallace (1823-1882) ile birlikte. 1858′ de Linnean Society’ye ortak bir yazı sunar. 1844 yılında tamamladığı halde bastırmadığı The Origin of Species (Türlerin Kökeni) adlı yapıtını 1859 yılında yayımlatır.Bu yapıtında türlerin nasıl doğal ayıklanma yasasına göre geliştikleri yolundaki evrim kuramını, gezileri boyunca derlediği bitki, hayvan ve fosil kolleksiyonlanna ve aldığı notlara dayanarak belgeleriyle açıklar.

Darwin, kuramının hareket noktasını, İngiliz klasik iktisatçısı Thomas Robert Malthus’un (1766-1834) Essays on the Principle ofPopulation (1789) [Nüfusun İlkesi Üzerine Deneme] adlı yapıtında ileri sürdüğü yiyecek kaynaklarının aritmetik dizi ile artarken, insanların geometrik dizi ile çoğaldıkları yolundaki görüşlerinden alır. Böylece sanayi devrimi ertesi bazı insanların kendilerini içinde buldukları kıtlığı, yoksulluğu, işsizliği, ücretlerin düşüklüğünü doğal göstermeye çalışan ve temelde burjuvazinin gırtlak gırtlağa rekabet anlayışının ürünü olan bir düşünceden esinlenmiş olur. Bu düşünceyi tüm canlılara uygulayarak, canlılar arasında bir yaşam savaşının olduğunu, kıt kaynaklar için yapılan bu yaşam savaşında farklı çevrelere(ve bu ara yaşam savaşına) en iyi uyum yapabilenlerin yaşamlarını sürdürüp, uyum yapamayanların denmesiyle sonuçlanan bir “doğal ayıklanma” sürecinin varlığını öne sürer.

Bu kurama göre, türlerin ve ırkların evrim ve farklılaşma süreci, farklı çevrelere uyum yolunda doğal ayıklanma ile gerçekleşmektedir. Yapıtının tam adı da bu konuda bir fikir verebilecek niteliktedir: The Origin of Species by Means of Natural Selection or the Preseruation of Favoured Races in the Struggle of Life [Doğal Ayıklanma Yoluyla Türlerin Kökeni ya da Üstün Irkların Yaşam Savaşında Ayakta Kalışları]. Burada kullanılan üstün, kayırılmış ırklar (favoured races) deyiminin hayvan ve bitki ırkları, alt türleri için söylendiğini bilmemiz ve söz konusu yapıtta insandan hiç söz edilmemesi, Darwin’in yaşam savaşına ve doğal ayıklanmaya ilişkin kuramlarının içine insanları ve toplumları almadığı anlamına gelmez. Çünkü yapıtta, okuyucularının kuramlarını otomatik olarak insan türüne de uygulama yolunda çıkarsamalarda bulunmalarını engelleyecek hiç bir söz bulunmadığı gibi, Türlerin Kökeni’nden on iki yıl sonra, 1871’de yayımlattığı The Descent of Man [İnsanın Türeyişi] adlı yapıtında, bu çıkarsamaları kendisi yapmaktadır. Hem de bunu öylesine kapsamlı bir biçimde yapmaktadır ki, değil insan türünün “biyolojik” evriminin, toplumsal, düşünsel, moral evriminin bile yaşam savaşında doğal ayıklanma yasasının ürünü olduğunu söylemektedir. Darwin’in ırkçı, Sosyal Darvinci öğretilere büyük destek veren en önemli yanılgısı buradadır.

Bu kuramların yanında, ırkları sınıflandırmaya kalkmaması, kendisinin öteki ırklara karşı bir antipatisinin bulunmaması, zayıf halkların köleleştirilmesini hiç de sempatiyle karşılamaması, ilk yapıtı olan The Voyage of the Beagle (1839) [Beagle Adlı Geminin Gezisi) içinde, her tür ve durumdaki insanlara karşı hakça görüşlerle dolu olması,24 okuyucularını fazla etkilemeyecektir. Hatta İnsanın Türeyişi’nde (insanı ve toplumu doğal ayıklanma kuramı içine aldığı bu aynı yapıtta): “İnsan uygarlık yolunda ilerledikçe, küçük kabileler daha büyük topluluklarda birleştikçe, en basit bir düşünce bile, her insana toplumsallık güdülerini ve sempatilerini aynı ulusun tüm üyelerine, hatta bunlardan tanımadığı kimselere yöneltecek biçimde geliştirmesini söyleyecektir. Bir kez bu noktaya ulaşılınca da, bu sempatisinin bütün uluslardan ve ırklardan [altını ben çizdim] olan insanları kapsayacak biçimde genişletmesini önleyen ancak yapay bir engel kalacaktır” sözleri, onun kuramının genel yapısı ve uzantıları arasında önemli bir yer tutmayacağı gibi, kuramını çağın yaşamına ve olgularına uygulamaya çalışan Sosyal Darvincilerin işitemeyeceği kadar zayıf bir ses olarak kalmıştır.

Yeni Darvinciler olarak adlandırılan bazı düşünürler, Darwin’in kuramlarından dilediklerince yararlanabilmelerine olanak verecek değişiklikleri yapmakta gecikmediler. Darwin’in kuramını sözde gözden geçirip düzelterek, onun kuramının iki sütununu oluşturan “değişerek evrim” ve “ayıklanarak evrim” ikilisinden birincisini bir yana bırakarak, ya da önemini azımsayarak. doğal ayıklanmayı (ve onunla birlikte yaşam savaşını) birinci sıraya alarak, Sosyal Darvinciliğin de yararlanacağı temelleri atmış oldular. Yeni Darvinciler, ayıklanmaya önem veren görüşlerini kanıtlamak için, kalıtımsal özelliklerin karışmayacağını ve kolay kolay değişmeyeceğini ortaya koyan Mendel’e başvurdular.

Alaeddin Şenel; Irk ve Irkçılık Düşüncesi

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.