Aynalar Yolumu Kesti

Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!

Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasad yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?
Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

Necip Fazıl Kısakürek

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerikAdam Olmak
Sonraki İçerikBir Tılsımı Olmalıdır Hayatın…

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Sonsuzluğun Meyveleri

Evren değişiyor, boşluk yıkılıyor, zaruri olarak insan kendine dönüyor. Kendini ölçüp biçmeye başlıyor. Yukarıdan emredilen "değiş (ıslah et) ve bana bak" emri, insan varlığında bazı arzuların gereksiz olduğu hissiyatını uyandırıyor. Şüphe ve sorgulama çiftleşiyor. Kalpteki noktanın uyanışı böyle başlıyor: “Ben neyim”, “neden buradayım”, “hayatımın bir amacı var...

Kavga, Kargaşa, Kaos

Kendine acıyarak ağlamak... Kulağındaki melodilerin eşliğinde hayatın en sinsi tecavüzünde... Mağduru oynamak! Geçmişin sillesiyle, benliğini takip etmek, paramparça olmak... Felsefe yapmak, şiir yazmak, kanatlanıp uçamamak... Hepsi aynı gibi değil mi? Zaman geçer ve... Güçten düşen ruhunuz size şunu emreder: "Hayat seni beceriyor! Ve her çığlığında hala tanrı demeni normal görüyor!" Ne...

Tekamül Merhalelerinin Sonsuzluğu

Tekamülün sezebildiğimiz tek manası, ruhun İlahi nizam ve tertip ahengi içindeki sonsuz merhaleler boyunca, aralık vermeden liyakatini artırmasını ifade eder. Bu merhaleler öyle karışık, hiçbir idrak sahibinin kavrayamayacağı öyle zor tertipler arz eder ki, bunlar kaba bir misalle, örümcek ağı gibi sonsuz bir şebeke tarzında, birbirine grift...

Şeytan Ayetleri

Hijab, yani Perde, Cahilia’nın en ünlü genelevinin adıydı. Şıkır şıkır su akan avlularında palmiyelerin bulunduğu kocaman bir saraydı. Bu avlular şaşırtıcı bir mozaik oluşturarak içiçe giren odalarla çevriliydi. Bile bile birbirine benzer biçimde döşenmiş koridorlar dolambacından geçilirdi. Bunların hepsine aynı yazıyla Aşk yazılmıştı, hepsinde aynı halılar vardı, hepsinde...

Valentin ve Sınırsızlık Kapıları

Boşluğun oluşturduğu boyutlar geçit kapılarını anahtar olarak sunmaktaydı. Valentin kendi odasında durmadan bu cümleyi düşünüyordu, artık 27 saat olmuştu ki kendi odasını terk etmiyordu. Beynine çivi gibi çakılan aldığı bu iletiydi. Düşünmekle hiçbir anlam yükleyemiyordu cümleye, kitapları kurcalıyor ona ipuçları verebilecek notlar arıyordu. Kitapları kurcalaması 2 ya da 3...

The Night Listener

“Kimin dinlediğini asla bilmezsin” The Night Listener, Toni Collette’in ve Robbin Williams’ın başrollerini aldığı bu psikolojik gerilimde, bir radyo yapımcısının hayalleri peşinde koşarken yaşadığı kayıpları konu ediyor. Kendi hayatındaki olumsuzlukları atlatmak veya biraz olsun hafifletmek için bir hasta çocuğu hikâyesine ortak olan Robin Williams (Gabriel) mükemmel bir oyunculuk sergiliyor....

Dolunay ve Kırmızı

Karısını öldürdüğünde henüz 20’li yaşlarında genç bir adamdı. O zamanlar hayatın ya da ölümün ne olduğunu tam olarak bilmiyordu. Ama azimliydi, öğrenmesi fazla uzun sürmedi. John artık her şeyi biliyordu. Ölümün ancak öldürerek anlaşılabileceğini keşfetti. En zorunu seçmişti, karısının cansız bedenini… Matilda’nın cesedi ona hem hayatı hem de...

Bu Gece

bu gece xxx. ucuzundan kırmızı şarap içer ve kalabalık kaldırımların gürültüsünü dinlerken bir kaç metre öte de veya arka sokakta veya her hangi bir yerde takılmıyor olduğuna inanmıyorum ve takılıyor illa ki ruhu bedenimi ürperttiğine göre vücudumun tüyleri diken diken sonra kemiklerim titriyor ve o şimdi burada İlkay Beyaz

Arınma Odası

Şiirsel üst erkekliğimi ayaklandıran bu dişi, her gece beni içine alıyordu. Hem tecavüz, hem de aşk bir aradaydı. Keskinlik yoktu, sadece iki tenin arasında kalan bir dünya vardı. Sonrası malum, en güzel sıvıyla gelen o mutluluk ve barış çubuğumun kendine has tiryakiliği... İçerisi çok sıcak ve kaygandı, gidip...