Gerçeklik Hakkında

Gerçeklik, ne türevi ne de bağımlı olmayan ancak hayal gücümüzün veya bilincimizin dışında mutlaka var olan bir şey olarak tanımlanır. Ama bilincimizin dışında var olan bir şey var mı. Gerçekle duyularımızla temas kuruyoruz. Bütün insanların beş duyusu vardır. Gözümüzle görür, kulağımızla duyar, burnumuzla koklar, tenimizle dokunup, dilimizle tatarız. Dış olaylar beynimize bu organlar aracılığıyla ulaşır. Peki ama dış olaylar nedir? Bunlar enerji dalgaları. Bu enerji dalgaları duyu organlarımızdaki etki ve bu etkiler beynimize elektro-kimyasal dürtüler olarak gönderilir. Beynimiz bu gelen dürtüleri hafızasında zaten var olanlarla karşılaştırır ve gerekli tepkiyi üretir. Beyin gelen bilgiyi görmezden gelmeye ya da tepki vermeye karar verebilir.

Bu, “gerçeklik” dediğimiz şeyin kısmen objektif, kısmen de subjektif olduğu anlamına geliyor. Her insan bir dış ajana farklı anlam verebilir ve aynı olaya farklı tepki verebilir. Yani tek ve birleşik bir gerçeklik olmadığı sonucuna varabiliriz. Dış gerçeklik, iç hafıza içeriğinden etkilenir. Hafıza içeriğimiz kişisel deneyimler ve sosyal koşullanmalar ile oluşur. Her toplumun veya milletin farklı bir dili ve inançları vardır. Dinler, alışkanlıklar ve kültürel davranışlar sosyal gerçekliğimizin bir parçası haline getirir. İdeolojiler sosyal gerçekliğimizi güçlü bir şekilde etkiliyor. İdeolojiler bir toplumu organize ettiğini ve yönettiğini iddia eden teorilerdir. Ama tüm ideolojiler iyi tanımlanmış sosyal değerlere sahip doktrinlerdir. Belirli bir ideolojinin doktrine edilmiş bir insan, var olan ideolojinin değerlerine sonsuz bir şekilde bağlı kalır. Bu, kişinin ideolojinin önyargılarının gerçek olarak tanımlanan şeylerin ayrılmaz bir parçası olduğunu kabul etmesi anlamına gelir.

Gerçekliğin üçüncü seviyesi bilimsel gerçekliktir. Özellikle pozitif bilimler, gerçek olarak kabul ettiğimiz şeylerin sınırlarımızı sürekli genişletir. Yeni enstrümanlar bize çok küçük ve çok büyük olan şeyleri gösteriyor. Böylece gerçeklik sürekli genişleme ve dönüşüm içindedir. İşte bu yüzden bilim sahtecilik edilebilir. Bilimlerin yanlış olduğu gösterilebilir. Bu, bilimin nasıl geliştiğinin yöntemidir ve her zaman olmuştur. Bilimsel gerçeklik sürekli ve istikrarlı değildir ancak sürprizler ve beklenmedik keşiflerle doludur. Bilimsel gerçeklik ne kişisel ne de sosyaldir. Evrenseldir ve matematiğin dilini kullanır. Tüm insan dilleri yereldir, ama matematik evrensel bir dildir. İşte bu yüzden evrensel gerçekler evrensel bir dil yani matematik yardımıyla iletişim kurulur. Herhangi bir bilimsel iddia ön model olarak başlar.

Bir model, gerçek olanın ilk teklifi olarak kabul edilebilir. Modelin geçerli bir teori olarak kabul edilmesi için deney veya gözlemle desteklenmesi gerekir. Temel parçacıkların standart modeli hala tam teşekküllü bir teori değildir çünkü “graviton” henüz deneysel olarak gözlemlenmedi. Model, tüm güçlerin vericisi olan 4 parçacık olduğunu kabul ediyor. Bunlar: foton, gluon, +-W ve nötr Z bozonu. Model, ancak yerçekimsel kuvveti ortaya çıkaran graviton deneysel olarak keşfedilip var olduğu kanıtlandığında geçerli bir teori olarak kabul edilecektir. Temel parçacıkların kütlesinden sorumlu olduğu kabul edilen Higgs Bozonu da vardır. Ancak bu alandaki araştırmalar henüz sonlandırılmadı. CERN’deki Büyük Hadron Çarpıştırıcısı, yeni büyük parçacıkların araştırılması için yükseltiliyor. Bu da demek oluyor ki hala ‘gerçeklik’ dediğimiz sınırımıza ulaşamadık.

Doç. Dr. Haluk Berkmen

Doç. Dr. Haluk Berkmen
Doç. Dr. Haluk Berkmenhttp://www.felsefehayat.net
1942'de İstanbul'da doğmuştur. 1966'da İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi, Fizik-Matematik Bölümünden mezun olmuş, 1970'de İsveç, Lund Üniversitesi, Teorik Fizik Kürsüsü-Nükleer ve Atom Enerjisi alanında doktora almıştır. 1970 - 1980 arası ODTÜ Fizik bölümünde öğretim üyeliği yapan Berkmen, 1979'da Yüksek Enerji Fiziği dalında doçent olmuştur. 1980 ile 2002 yılları arasında Viyanadaki Uluslararası Atom Enerjisi Ajansında çeşitli görevler yaptı ve 30 Eylül 2002'de Birleşmiş Milletler UAEA'dan emekli olup İstanbul'a dönmüştür. Yerli ve yabancı birçok dergide çeşitli konularda onlarca makale yayınlamıştır. Üniversite seviyesinde yayınlanmış Fizik ders kitabı bulunmaktadır. Yıllardır İlkin Türkçe, felsefe, sufizm, ezoterizm ve spiritüalizm konularında araştırmalar sürdürmekte olup değişik konularda konferanslar vermekte ve makaleler yayınlamaktadır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Gülmek ve Ağlamak

Demokritos ve Herakleitos öyle iki filozoftu ki, birincisi insanlık halini boş ve gülünç bulduğu için halk arasına alaycı bir güler yüzle çıkarmış; Herakleitos ise,...

Van Gogh Kestiği Kulağını Kime Gönderdi?

Kulağı gönderdiği genç kadının kimliği de 128 yıl sonra ortaya çıkarıldı. Van Gogh'un kestiği kulağını kime gönderdiği bulundu. Ressamın kesik kulağını bir çiftçinin kızı olan Gabrielle...

Eski Sözler

Okuduğum kitaplardan hoşuma giden sözleri bir yerlere yazardım eskiden, sonra da unutur giderdim. Zamanla anladım ki, yazıp sakladığım için unutuyorum, belleğime hiçbir iş bırakmıyorum...

“Dracula” Kötülükle Mücadele ve Fedakârlığın Öyküsü

İnsan şeytandır. Neden böyle söylediğimi kendimden biliyorum, bir başkasından değil. İnsan kendisinden yola çıkarak doğruyu ve yanlışı bulur, bir aynadır Öteki. Bu bağlamda Öteki,...

Anlar

Eğer, yeniden başlayabilseydim yaşamaya, İkincisinde, daha çok hata yapardım. Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım. Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar, Çok az şeyi Ciddiyetle yapardım. Temizlik sorun bile olmazdı asla. Daha çok...

Metafizik Olmadan Felsefiyat Mümkün mü?

Felsefe beş duyuya mı hitap etmeli yoksa dünyayı algılamada ve gerçeğe ulaşmada başka bir duyuya -yönteme- daha ihtiyaç var mı? Gizem ve şüpheyle düşünsel...

Lydia Davis’ten Yazarlık Üzerine Tavsiyeler

Türkçede Yapamam ve Yapmayacağım ile Rahatsızlık Çeşitleri adlı iki kitabı bulunan Lydia Davis, Purchase College’da yaptığı konuşmada genç yazarlara ve yazar adaylarına kendi deneyimlerinden...

İnsana Dair Deneme

Gelin (çünkü hayatın bize sağlayabildiği Bizi biraz gözetmek ve sonra ölmeye bırakmaktır) tüm insan manzaraları üzerine uzun uzun söyleşelim; Büyük bir hayretle! Ama plansız değil; Vahşi...

İnsanın Hikâyesi

Ölümü bir düş olarak görmüştük. Kışlara ve karanlığa sığındık ama hep soğuktu. Geleceği çoktan başlayan bir hikâye'ye gidiyorduk. uzun yolculuklar birikmişti içimizde. Oturup bağıra bağıra...