Kukla Efendisi ve Yazar

Cehennemi kafasında yaşayan her insan bilir yazmanın anlamını ve dünyayı değiştirebilmenin verdiği hazzı. Yazmak veya dünyayı değiştirmek, ya da bu kabullenilen dünya cehennemini cennete çevirmek en büyük misyonudur yazarın. Sürekli kafasını meşgul eden bu cennet-cehennem kaygısı yazarın en ölümcül travmasıdır ki bu onun en büyük yandaşıdır aynı zamanda.

Bir vantriloğun (kukla oynatıcısı) elindeki kuklaları gibidir yazarın eserleri. Bu eserlerle dünya yeniden tasarlanır ve yeniden insanlığa sunulur. Bu hengâmede kilitli kalan yazar halinden memnun gibidir. Elinden düşürmediği kuklalarıyla bir kukla efendisi gibidir adeta yazar. Onlarla konuşur, kavga eder ama en sonunda yine ipler onun elindedir, tıpkı kukla efendisinde olduğu gibi. Tüm yaşadıklarına rağmen ipleri elinden bırakmayan bir kukla efendisidir yazar.

Evet, bir kukla efendisidir yazar. Yarattıklarına yön veren, onları bazen konuşturan, bazen susturan, bazen özgür bırakan… Bu biraz şizofreni barındıran bir ilişkidir aslında; çünkü elleriyle, zihniyle yarattığı dünyaya fazlasıyla bağlı ve âşıktır yazar ve kukla efendisi. Bu görüntü biraz garip gelebilir ama düşünüldüğünde her iki sanatın da çok fazlaca benzerlik sergilediği görülecektir. Bu benzerliğin belirleyici tarafı ise saplantılı bir yenidünya yaratma çabasıdır.

Daha sonra aklıma bir kukla efendisiyle başlayan görüntü düştü. Bir yazarla vantriloğun en büyük farkını ve benzerliğini bana öğreten bir sahneydi bu. Bu sahnede; kukla efendisinin canlandırdığı kuklalarıyla birlikte gömülmesi resmediliyordu. Onlarla birlikte gömülme fikri benim için çok garip bir enstantaneydi. Onlarla birlikte yok olması veya ölmesi fikri bana bir intiharı çağrıştırıyordu adeta. Bir yaratıcının yarattıklarıyla ölmesi doğaya aykırı bir şeydi çünkü. Sonra yazar birden aklıma düştü ve belki içimi rahatlatan bir edayla sevindim. Çünkü yarattıklarıyla ölmeyen biriydi yazar, onlarla yeniden yaratılan ve hayata dönen. Edebiyatın en cilveli yanı da bu değil miydi zaten, yazarın ölümü ve eserlerinin yeniden gündeme gelmesi.

Çok uçlarda bir örnekti bu belki ama bir kukla efendisiyle bir yazarın ortak yanını bulan belki de başka biri yoktu yeryüzünde benden başka. Bu açıdan bende biraz saplantılı biri olduğumu kabul ediyorum ve fazlasıyla farklı düşünen. Ama buna mecburdum çünkü yazarlık psikolojisini ve yazarın kadersel bağlantısını en iyi bu ekstrem örnekte bulmuştum. Belki biraz da acımasız bir varsayımdı ama benim aklımda şu iki durum çok iyi bir tezat teşkil etmişti;100 kuklasıyla gömülen bir yaşlı kukla efendisi ve eserleriyle hayatta kalan bir yazar. Evet, acımasız bir örnekti çünkü kalemiyle hayata yeniden dönen bir yazarla, yarattıklarıyla birlikte gömülen bir kuklacıyı karşı karşıya getiriyordu. Bu örnek son derece sade ve aynı zamanda derinliği de barındıran bir tezattı sanki.

Sonuçta iki acı çeken vücut… Ve bu iki yaratıcının kaderlerinin tuhaf şekilde kesişmesi dikkate değerdi. Kukla ustası ve bir yazarın. Her ikisi de var oluşlarını aynı şeylere bağlamıştı; Yarattıklarına… Sadece bir farkla, o da biri yarattıklarıyla yaşamak ister, diğeri ise yarattıklarıyla yok olmak.

Farklı şekillerde var oluşunu sergileyen birçok insan vardır yeryüzünde. Ve bu insanlar farklı hayatlar yaşar birbirinden habersizce. Yazarda bu insanlardan biridir sadece. Yazdıklarıyla fark edilmeyi bekleyen yazar bu duyguyu eserlerinden yâda yarattıklarından umarak yaşar, tıpkı bir kukla efendisinin beklentisi gibi. Ama hakkını vermeliyiz ki hayattayken taşınan yük açısından farklıdır her iki örnek. Yani yazarın hayattayken taşıdığı karakter ve sorumluluk. Ve bu onun kukla efendisinden ayrılan bir diğer yönüdür.

Can Murat Demir

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

5 YORUMLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

İnsan Neden Zalim Oldu?

Yalnızca insan evrenin düzenini bozar. İnsan, acımasız ve son derece şiddet yüklüdür. Nerede olursa olsun kendisinde, dünyada sefalete ve karışıklığa neden olur. Yakıp yıkar,...

Bir Filozofun Bir Krala Söylevi

Önde gelen Fransız filozoflarından biri olan Denis Diderot, Langres’te 1713’te doğdu ve 1784’te öldü. Fırtınalı hayatının en büyük başarısı, 1751 ile 1772 arasında yayımlanan,...

Kova Burcu Kadınları: Amazonlar

Antik dönemde Sinop, Samsun, Terme ve Giresun civarında yaşamış olan Amazon kadınlarının gerçek yaşam tarzlarını hikâyeleştiren Aşk-ı Amazon romanı; anaerkil bir topluluk olarak büyük...

Felsefi Sorular ve İnsan Varlığı

Yeryüzüne fırlatılmış bir insan çığlığıdır felsefe. Neden mi? Çünkü insan varlığı ihtiras ve intiharlara gebedir her zaman. Günahkâr her insanın fısıldadığı her dua felsefenin...

Nietzsche ve Bataille

Bataille’ın çıkış noktası Nietzsche’dir. Nietzsche’nin felsefeyi ele alış biçimini benimsemiş ve onun açtığı yolda,insanlık serüvenini daha ileriye götürmek istemiştir. Bataille’ı daha iyi kavrayabilmek için Nietzsche’nin felsefede...

İkibin’ e Az Kala

Bir din yeterdi insanlığa Bir sevi yeterdi/ gerçek anlamda. Kitapların eksiği varsa da, suçu yok. Suçu yok aydınlık yetmezliğinin. Suç, ilk egodan beri som, bağnaz tepilerde Anlamadan inanma çelişkisinde/...

Vargtimmen

Kurdun Saati çoğu insanın öldüğü saattir. Bir Bergman filmi daha... Böyle giderse bu yönetmenin bütün filmlerini izlemiş olacağım. Usta yönetmen bu kez Frisian adasında kaybolan...

İzdüşüm

Bana aynadan bakın, dumanlı görürsünüz Bir derin, bir mahşeri sırra gömülürsünüz Yürüyünce çatlayan duvarlar arasında Yumruklarınız kalır bir gençlik rüyasında Dalgalar peydahlanır esrarlı bir denizden Acılar sağanak sağanak iner...

Kategoriler

Bir bağlantı içinde söylenmeyenlerin her biri, varlık, nicelik, nitelik, görelik, uzam, zaman, durum, iyelik, etkinlik ya da edilginlik belirtir. Biçimsel olarak söylersek, “insan” ve...

Spinozist Conatus ve Varolma Moduslarının Trilojisi

Spinozist Conatus Bir insanın en temel ve başlıca arzusu nedir? Spinoza’nın yanıtı: conatus. Conatus, kendi varlığını sürdürme meylidir. Spinoza aslında conatus’u Tanrı’dan türeyen tüm kiplerin/varolanların...

Devrim

Bir devleti hiçbir şey yenilik kadar rahatsız etmez: Değişiklik hep kötülüğe ve zorbalığa yol açar. Bir tek parça bozulunca düzeltilebilir: Her şeyin özündeki bozulma...

Deccal

... Kendimizi aldatmayalım. Hiperborlularız biz, - pekâlâ biliriz ne denli kopuk yaşadığımızı. «Ne karadan ne de denizden bulabilirsin Hiperborlulara giden yolu» : bunu daha Pindaros bilip...

Üzülme Bubulinam, Tanrı Var!

Kaburga mirastır der Peygamber Elma yasak! Tanrı kuralcı! Şeytan kadın! Aden görünmez olur ufukta, Anneciğim bak bu su, bu toprak, bu insan Öyle korkma hemen, öyle teslim olma...

Ayrıntının Vazgeçilmez Olasılığı

Bilmemek en güzeli. Acıyı dindirmek için yola çıktığında, benliğin kayıtsız bir tanrının uğrak yeri olur. Sen artık başkası olursun. Bu yüzden en iyisi biricik...

Bart Kosko İsimli Bir Devrimci

Bart Kosko adında bir adamla tanıştım. 1993 olmalı, 33 yaşındaydı. Genç adam, “Bir gün bilimin doğru olmadığını öğrendim!” diye başladı... “Gününü hatırlamıyorum ama dakikasını hatırlıyorum....