Nietzsche olayı tam olarak nedir?

En doğru soru bu sanırım, çünkü o, hem felsefesiyle hem düşünce yapısıyla tam bir fenomen. Kestirilemeyecek kadar keskin zekasıyla aykırı, yıkıcı bir portre çizen Nietzsche, bu yüzden felsefe tarihinde göz alıcı bir üne sahip. O bu ünvanı kolay kazanmadı. İnsanı tanımlarken başvurduğu psikolojik argümanlardan tutun da içgüdülerin kökenie iniş şekliyle Nietzsche, özgün ve alışılmadık bir metodu tercih etti. Karamsarlığın ve hayatın ne derece yoldaş olabileceğini ispata girişti. İnsanın kendi içine kapanırken aslında nelerden vazgeçtiğini gözler önüne serdi.

Nietzsche bunları neden düşündü ve yazdı? Her klasik filozof gibi neden mutluluğun kaynağını irdelemedi de bütün hayatını yeni insan için feda etti? Bu soru düşündürücüdür, tabii ki cevabı da. Çünkü o entellektüel bir çabayı hatta insanüstü bir fedakarlığı barındıran bir filozoftu. Eserlerinde sürekli hasreti içinde olduğu o insanı müjdeledi. Belki de bu özelliği onun tek insani zaafıydı. Arayan bir filozof olarak harika bir kavrayışa sahip olan Nietzsche her defasında şunu yineledi: Tanrı öldü. İşte bir ölümcül aforizma daha. Ona göre tanrıyı yaratan insan yine aynı tanrının katiliydi. Peki neden? Cevabı çok basit, insan artık kendisini bağlayan her zinciri söküp atmak istemektedir, kendisine dönmeyi arzulamaktadır. Yeni tanrı artım insandır.

Antik çağlara çok meraklı olan ve sık sık Sokrates hayranlığını dillendiren Nietzsche, insanın kadim zamanlardaki gücünü ve aktifliğini özlemektedir. Sezar’dan Napolyon’a, İskender’ den Attila’ ya kadar uzanan insan modellerini örnek olarak sunmaktadır.

İnsanın kıyıcılığnı ve yok ediciliğini güç istencine bağlayan Nietzsche, savaşı, ölümü ve acımasızlığı mübah görmüştür. Deccal olarak anılmasının tek sebebi de budur. Her taşın altında hristiyanlığı ve onun atası yahudiliği bulan felsefesiyle, soylu sınıfa olan inancıyla, bir siyasal örgütlenme biçimini de öngörmüştür. Bu bazen güçlü bir krallık bazen merkezi ulusal bir devlet, bazense soyluların elindeki elit bir aristokrat yönetimidir. İşte bu yüzden Nietzsche hiçbir zaman zayıf olanın felsefesini yapmadı, o gücün ululandığı eksiksiz aforizmalarında hep şunu önceledi; insan artık ruhunu arındırmalı ve kendine yakışır hayatı yaratmalıdır. İster öldürerek ister yok ederek ister zarar vererek ister sarsarak bunu acilen yapmalıdır. Önlem olarak silkinmeli ve sadece içgüdülerine sarılmalıdır.

Nietzsche, kaynak olarak insanın saflığını ve doğal insanı kullandı. Bunu yaparken hiçbir zaman zayıflığa bulaşmadı. Güce tapınan bir ruhu ve bedeni hayal etti. Bunun mümkün olabileceğini haykırdı durdu, insana güvendi, ne kiliseye ne tanrıya ne de dine hiçbir zaman rol biçmedi. Ruh sağlığını sağlıklı bir bedene şart koşarak psikolog gibi çalıştı. O sadece bir filozof değildi, o insanın psikolojik ve fizyolojik temellerine inen bir ruh uzmanıydı. Arkasından ne söylenirse söylensin Nietzsche, gerek eserleriyle gerek entellektüel birikimiyle bu hayata ait biriydi. Duygu coşkunluğuyla şair, entellektüel birikimiyle dahi, ince ruhuyla tam bir sanatçıydı.

Can Murat Demir

1 Yorum

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.