penny-felsefehayat

Dizi dünyasının dinamizmine yetişmek bir hayli zor son zamanlarda. Başlayan ve biten/kaldırılan yapımlar nedeniyle hızlı bir devridaim ve sirkülasyon sürecine giren sektör müthiş yoğun durumda. Bu yoğunluğun getirdiği bolluk içerisinde çok da nitelikli yapımlar bulamamış olmam beni dizi dünyasından Game of Thrones haricinde koparmıştı. Ancak sene başından itibaren ipin ucunu yakalama kararı aldım. Özellikle korku/gerilim türüne ait yapımların öne çıkmaya başlaması iştahımı kabartmıştı. 2000’lerin ortasında Masters of Horror ile hareketlenen beyaz camdaki korku furyası zamanla True Blood, American Horror Story ve Hannibal ile devam etti; hepsi önemli sayılabilecek sayıda izleyici kitlesine ulaştılar. Birkaç hafta önce iki yapım daha onların arasına katıldı. Bunlardan biri 17. yüzyıldaki cadı mahkemelerini konu alan Salem’di. Dizinin ilk iki bölümü büyük hayal kırıklığı yaratınca gözler diğer yapıma, Showtime’ın güçlü kozuna çevrildi. Arkasına Gladiator, Skyfall ve The Last Samurai gibi filmlere adını yazdırmış John Logan ile Oscarlı yönetmen/prodüktör Sam Mendes’i alarak bir assolist edasıyla görücüye çıkan Penny Dreadful da üzerine düşen görevi yerine getirdi; güçlü hikayesi, kasvetli atmosferi ve muazzam oyuncu kadrosu ile yükselttiği beklentileri ilk iki bölüm itibariyle fazlasıyla karşıladı.

Farklı ve kaliteli bir yapım olacağını şimdiden belli eden Penny Dreadful, özellikle konusu ve sahnesi ile dikkat çekiyor. Kendimizi Viktorya dönemi Londra’sında, vahşi cinayetlerin işlendiği bir macerada buluyoruz. Kana susamış yaratıkların kol gezdiği, sır dolu öyküde şimdilik 4 isim öne çıkıyor: Ortadan kaybolan kızının izini gizemli yaratıkları avlayarak sürmeye çalışan Sir Malcolm, çekici olduğu kadar gizemli Vanessa Ives, silah kullanmada doğuştan yetenekli Ethan Chandler ve Sir Malcolm tarafından kendisine sunulmuş iş teklifini kabul ederek maceraya dahil olan meşhur Dr. Victor Frankenstein. Hikayesindeki sırların eski Mısır tanrılarına kadar uzanacağının sinyallerini veren yapımda Sam Mendes ve John Logan imzası olması büyük avantaj. Bu ikiliden kötü bir iş çıkmasını beklemek oldukça güç.

Penny_Dreadful_Vampire.felsefehayat

Penny Dreadful’un sektördeki en parlak oyuncu kadrosuna sahip olduğunu söylemek gerek. Sir Malcolm’u canlandıran eski James Bond Timothy Dalton’a Eva Green, Josh Hartnett, Harry Treadaway, Billie Piper ve Reeve Carney eşlik etmekte. Timothy Dalton’un rolü bir ceket gibi tam üstüne oturmuş. Kendini özleten Josh Hartnett’in karizmatik Ethan Chandler imajına hayran kaldım. 36 yaşındaki aktör adeta yeniden doğmuş gibi. Penny Dreadful’un en merakla beklenen ismi Eva Green için söylenecek fazla bir şey yok, gizem dolu Vanessa Ives rolüyle yine harikalar yaratıyor. Çekici aktrisin özellikle ikinci bölümün ruh çağırma sekansındaki tiratı görülmeye değerdi. Dr. Victor Frankenstein’ı canlandıran Harry Treadaway ise performansıyla en az Green kadar öne çıkıyor. Kısacası oyuncu kadrosu bir hayli nitelikli. Bu ekibe ileride eklenecek isimleri de düşününce daha fazla heyecanlanmamak elde değil.

Penny-Dreadful-felsefehayat-min

Diziyi ilgi çekici yapan nedenlerden biri de korku edebiyatının ünlü karakterlerini içerisinde barındırması. İlk iki bölüm itibariyle Victor Frankenstein ve güzellik için ruhunu şeytana satan Dorian Gray ile tanıştık. Önümüzdeki tarihlerde Dracula ve Van Helsing gibi güçlü isimleri de göreceğimiz konuşuluyor. Korku dünyasının büyük karakterlerini kullanarak ağır bir sorumluluk alan dizi buna rağmen yükünün altından kalkacak gibi duruyor. İddialı yapıya gerilim öğelerini gerçekçi bir biçimde monte edip topluma mal olmuş efsanelerin hakkını verilebilmiş olması yapımın ilk iki bölüm için göze çarpan artılarından. Başarılı görüntü yönetiminin de katkısıyla karanlık ve kasvetli atmosfer her ana yayılıyor. Özellikle karakterlerin kuytu ve sessiz köşelerde yalnız kaldığı anlar çok etkili yansıtılmış. Vampir ve kurtadam mitleri gibi türün olmazsa olmazları da devreye girdikçe gözümüz iyice doyacaktır. Dizinin son derece brutal bir tarz benimsediğini eklemek istiyorum. Kanla dolu hazmı zor anlarla sıkça karşılaşıyoruz. Cinsel içerikli sahnelerin sayısı şimdilik dozunda gözüküyor. Kostüm ve set tasarımındaki başarıyı da eklediğimizde son derece göz alıcı bir yapımla karşı karşıya olduğumuzu bir kez daha anlıyoruz.

IMDB’ye 8.8′ puan ile hızlı bir giriş yapan Penny Dreadful için şimdilik her şey güzel gidiyor. Böyle devam etmesini yürekten diliyorum.

Alıntı: pispapaz.com

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.