There Will Be Blood

19. yüzyılın sonlarında gümüş madeni arayan Daniel Plainview, (Daniel Day Lewis) bir arazide dinamitle patlattığı kuyudan şans eseri petrol çıkarmayı başaran bir adamdır. Hırsıyla ve dik kafalılığıyla zengin olma hayalleri kuran, aslında pek de tanrıyla ilgisi olmayan garip biridir. Yanında ortağım dediği küçük oğluyla gezen Plainview, ileride Amerika’nın hatrı sayılır petrol zenginlerinden biri olacaktır. Ancak en kötü tarafı bu adamın para hırsı yüzünden çocuğunu ilgisiz kalması ve sadece güce tapmasıdır. Bu kötü özellikleri nedeniyle gittiği ve çalıştığı arazilerdeki taşralı insanlarla ve onların dini inançlarıyla da çıkarları gereği iyi geçinmek zorundadır.

Film, çıkarlarıyla ve insanların dini inançları arasında gidip gelen bir ironiye sahip; bütün bunlar olup biterken izleyiciler bu gelgitler arasındaki Daniel Plainview karakterine odaklanıyor; çünkü o yalnız, hırslı, bencil ve yeterince çalışkan bir adam…

Bu filmle 79. Akademi ödülleri töreninde en iyi erkek oyuncu ödülünü alan D. D. Lewis, gerçekten de bu ödülü hak ettiğini bize ispatlıyor… Gerek senaryoyla gerekse hikayeyle bütünleştirilen oyuncunun tavırları, filmi gerçekten etkileyici ve görkemli hale getiriyor.

IMDb’ den 8.4 puan alan bu kusursuz film, Danie Day Lewis hayranları için bulunmaz bir fırsat… Koltuklarınıza yaslanın ve hiçbir yere kıpırdamayın…

Can Murat Demir

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Acının Verdiği

Berbat bir filmin baş aktörü gibiydim. Filmin adı: Hayat... Başrolü almama rağmen, çok sıkıcıydı, sıradandı. Bu saçmalığı üstlenirken beni izleyen gözleri farkediyordum. Her an tetikteydiler. İşim zordu. Hem oynayıp, hem de yorumluyordum. Zaman aleyhime işliyordu. O sırada tanrıyı gördüm; locasından oyunu izleyen tanrıyı... Her zamanki gibi çok...

Felsefe ve Hayat

Sitenin de ismi olan Felsefe ve Hayat hakkındaki düşüncelerimi belirtecek olmam, editörümüze sürpriz yapmış olmamın yanı sıra, güzel bir başlangıç olacaktır diye düşünüyorum. Çünkü gözümüzün önünde duruyor, gizemiyle bizleri buluşturup, kendine çağırıyor. Felsefeye bugüne kadar mistikler ve akademisyenler tarafından iki tanım yapılmıştır. Mistikler, Felsefe, insanın kendi kendiyle uğraşmasıdır...

İnsanlığa Çağrı: 25 Nisan 1950

Dünyanın yalnız maddî endişeler içinde büyük sür'aile korkunç bir karanlığa gitmekte olduğu asrımızda; maddeye, menfeate ve yokluğa tapan hotkâmca kör bir zihniyetin ilimden vicdanı ayırmayı ve vicdanın kontrolünden azade bir teknik hayatını ilâhlaştırmayı istihdaf ettiği asrımızda, insan ruhunun yaradılışında mevcut, bütün Kâinat’a şamil hakikat ve bilgi yolundaki şevki insiyakıma...

Maldoror’un Şarkıları

Yatağımı paylaşma ateşiyle yanan erkeğin beni gelip bulmasını beklerken, konukseverliğim için kesin bir koşul sürüyorum öne: on beş yaşından büyük olmaması gerek. Otuz yaşında olduğumu da sanmaması gerek; sansa ne olur? Yaş, duyguların yoğunluğunu azaltmıyor ki ve saçlarımın kar gibi beyazlaşması yaşlılıktan değil: tam tersine, bildiğiniz nedenlerden dolayı....

Yabandan Gelen Kız

O dar vadideki yoksul çobanlar Arasına uzak ellerinden, Genç ve güzel bir kız baharla koşar Gelirdi ilk tarla kuşu öterken. Doğduğu yer onun başka ellerdi, Kimseler bilmezdi geldiği yeri; İzi de hemen kaybolur giderdi, Bırakır bırakmaz bu vadileri. Çobanlar genç kızı görünce hemen, İçleri neşeyle dolar taşardı; Olmazdı fakat hiç taşkınlık eden, Çünkü kız o kadar güzel, kibardı. Onlara...

Aamir Khan’dan Türk Hayranlarına Mesaj Var

Türkiye sinemalarında bugün vizyona girecek "Dangal" filminin başrol oyuncusu Aamir Khan, Türk hayranları için YouTube üzerinden mesaj yayımladı. Türkiye sinemalarında bugün vizyona girecek "Dangal" filminin başrol oyuncusu Hint sanatçı Aamir Khan, Türk hayranları için üzerinden mesaj yayımladı. Khan, Türkiye'deki tüm hayranlarına selam gönderdiği videosunda, filmi Türkiye'de gösterime gireceği için...

Sorgu Çemberi

Tanrıyı kendi ellerimle toprağa bıraktım. Kolu yavaşça düştü sol yanından. Bir parmağı toprağın içine girdi, tırnağının altı simsiyah oldu. Toprak, kirli bedeninin tırnağından başlıyordu onu karartmaya... Başı, gözlerini ve burnunu kendisi ile beraber sağ tarafına döndürüyordu, gözleri hiç oynamıyordu ve yavaşça toprağa düşen başı artık zehirli gücü taşımıyordu...

Çarpmayan Ekmek’ler

Çocukken çok yoksul bir ailenin evladı olduğum için, bir ekmek fırınında çalışmıştım. 10 yaşlarında falandım o zamanlar. Her taraf ekmek kırıntısıydı. Bolluktan mıdır, yoksa fırın işçilerinin imansızlığından mıdır bilmem, kimse aldırmazdı yerdeki ekmeklere. Ve ne garipti ki annemin; “yere düşen ekmeği kaldırıp üç defa öpüp alnına koymazsan çarpılırsın” öğretisi beynimi...

Yokluğundaki Kadın-lar

Eskisi gibi olmaz her zaman her şey. Eskisinden daha iyi olduğunu düşünürsün. Adamın ağzına sıçar, terkedersin. Pişman olursun geri dönersin. Aşık adam kabul eder, eder ama senden sonraki geçmişiyle. Eskiden attığın kazıkların pişmanlığını çekmiş bir şekilde doğru dürüst ilerlersin. Aynı hatalar değil, hiç bir hata yapmamak için çabalarsın.. Hata yapmamak için, Üzmemek için, Seni daha...