Düşünce ve Düşünme Süreçleri

Düşünce ve Düşünme Süreçleri

Diyalektik nedir?

Ülkemizde dillere pelesenk olduğu kadar da anlamı bilinmeyen bir kavram, daha doğrusu yöntemin, Türkçe’deki bence en yakın karşılığı “dillendirilen”dir. (“Görüngü” diye de geçer ama diyalektik, dialectica kelimesinin lehçe anlamına gelen dialectus, karşılıklı konuşma anlamına gelen dialogus ile bağlantısı düşünüldüğünde dille ilgili olduğu açıktır) Mantık, “dillendirilen”i irdelediğinde diyalektik, “gerçek”i irdelendiğinde “analitik” adını alır.

Orta Çağ Avrupasında diyaletik (mantık), belâgat ilmi (konuşma sanatı) ve dilbilgisi üçlüsü (trivium) beşeri bilimlerin sacayağı sayılırdı.

Önce, diyalektik: Klasik felsefede diyalektik, münazara yani “bir konu üzerinde belirli usul ve kurallara uyularak yapılan tartışma, kanıt ve örnek getirerek karşılıklı konuşma”dır. Taraflar, argümanlar ve karşı-argümanlar ileri sürer, önerme(tez) ve karşı-önermeler(anti-tez) savunurlar. Burada amaç, iki farklı görüşten birisinin çürütülmesinden ziyade, farklı görüşlerden oluşacak sentez’de (bileşim/terkip) odaklanan bir temrin (egzersiz/alıştırma) olup, diyaletik yöntemden beklenen bir anlaşmazlığın konuşarak çözülmesidir.

Sokrat’ın ünlü sorgulama seansları diyalektik yöntemlerden birisidir. Büyük filozof, pek doğru gibi duran önermelerin/tezlerin yerinde sorularla saçmalığa indirgenebildiğini gösterir (reductio ad absurdum denilen olay)

Diyalektik/(yani, münazara) üç temel kavram üzerine kurulur:

1. Dünyada her şey karşıt güçler/karşıt taraflardan oluşur.
2. Değişimin yön değiştirdiği bir nokta vardır, o noktada bir değişim başka bir değişime yenik düşer.
3. Değişim, iki boyutlu daireler halinde değil, aşağıdan yukarı doğru yükselen helezonlar (spiral) haline gelişir. Burada içselleştirilmesi gereken bir kavram var: “Negation of the negation” Negation, reddetmek, inkâr etmek, olmadığını ispat etmek, iptal etmek anlamına geliyor. Aralarından kavrama en yakın geleni “iptal etmek.” Negation of negation, “iptalin iptali” demek.

Şöyle düşünün: kelebeklerin, yumurtadan çıkmaları yumurtanın iptali anlamındadır. Yumurtadan çıkan kelebek, bir dizi değişimden geçer, olgunlaşır, çiftleşir, yumurtlar ve ölür ki, bu da kelebeğin iptali, yani yumurtanın iptalinin iptali demek olur.

Bir örnek de matematikten: “a” bir cebirsel değer olsun. “a”yı iptal etmek için eksi kullanırız. “-a” eksi a, a’nın iptalidir. “Eksi a” (-a) iptal etmek için “eksi a” ile çarpmak gerekir (-a) x (-a). Bu da bize “a kare” yani +a üssü 2 verir. Yani, “a”nın iptalinin iptali (+’dan, -‘ye, -‘den tekrar +’ya dönmesi) hem “a”nın ilk halini yeniden yaşatır, hem de “kare” olduğu daha üst bir düzleme çıkarır. Bu üst-düzleme çıkarmak meselesi “değişimin aşağıdan yukarı yükselen helezonlar (spiral) geliştiğini” göstermekte kullanılır.

Diyalektik materyalizm nedir?

Değişime getirilen bu açıklamanın mimarı Efesli i Heraklit. Eserlerinden pek fazla birşey kalmamış ama “değişim iç çatışmanın ve karşı güçlerin sonucudur” tanımı ona maledilir. Öte yandan diyalektik’i keşfeden Zeno’dur, der Aristo. Hegel ve Kant konuyu geliştiren iki büyük felsefeci; Karl Marks kavrama “elkoyan” düşünür olarak takdim edilir. 1867’de basılan Das Kapital’de Marks ve Engels, kavramı düşüncelerinin temeli yaparlar: diyalektik materyalizm. Yani: sosyal ve ekonomik değişimler, maddesel güçlerin diyalektiği (diyalektik) ve maddeciliğin (materializm) sonucudur.

Konumuz Marksizm değil ama Marksist düşünce nasıl bir yöntemdir, değinmekte yarar var. Herşeyden önce, Marksizmin bir önkabulle başladığına dikkat çekelim. Bu önkabul, herşeyin tek bir şeyle, madde ile açıklanabileceği önkabulüdür. Yani, Marksizm, tümdengelim bir argümanla başlar.

(Bilim dünyasında madde’nin fizikî nesneleri oluşturan özdek, cisim, töz, cevher; esas olduğunu hatırlayalım – ve tek bir substance kelimesini nakledebilmek için kullanmak zorunda olduğumuz en az dört kelime olduğunu düşünüp, Türkçe’mize ağlayalım! Nasıl da muğlaklaşıyor iletişim, farkındasınız değil mi? )

Marksizmin temel aldığı madde tanımını enerjiler, manyetik alanlar gibi, cisimleri etkileyen diğer unsurları içermez; örneğin, ışık maddeden sayılmazdı. Buna karşın, maddeci bir düşünce biçimi olan Marksizmde madde’nin uzay, doğa, insan, bilinç, zekâ, toplum, ve tarih de dahil olmak üzere varoluşun tüm veçhelerini açıklayacağı kabul edilir. Bu ön kabulden yola çıkılır, ve tüm hakikatlerin keşfi bilimin görev alanına dahil edilir.

Kendisinden önce gelenlerle (örneğin Hegel) ile Marks’ın diyalektik anlayışının arasındaki fark, Marks’ın maddeci önkabulüdür.

Bu önkabulden yola çıkan Marksizm, tabiata ve insanlığa ilişkin soruların cevabını bulmaya çalışır. Meselâ, tabiattaki enerjinin ya da hareketin esası nedir? Galaksileri ya da güneş sistemlerini, gezegenleri, hayvanları ve diğer tüm yaratıkları sayılarını arttırmaya yönelten nedir? Yaşamın esası nedir, türlerin esası nedir, bilincin ve zihnin esası nedir? Toplumsal düzenin esası nedir, nasıl bükülür? Tarihin bir sonu var mıdır, varsa nasıl olacaktır?

Alev Alatlı

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Ölüm

Anlatılanlara göre; Hristiyan bir misyoner, dine davet etmek üzere İngiltere’de Saxon kralının sarayına gitmiş ve konuşmaya başlamış. Konuşurken sıra tam da ölüme ve ahirete gelip dayanınca nasıl anlatabileceği endişesiyle bocaladığı sırada, gecenin dışarıdaki karanlığından açık bir pencere bulan bir kuş, salona dalmış. Huzurdakilerin şaşkın bakışları arasında salonda...

Citizen Kane

Orson Welles, bu başyapıtta harika bir oyunculuk sergilemekle kalmıyor bir insanın izleyebileceği en sanatsal senaryoyu da gözler önüne seriyor. Citizen Kane, ne bir ajite film ne de piyasaya ait bir tavrı sergiliyor. Tam bir sanat eseri; çünkü Orson Welles gibi bir ustanın elinden çıkan bu film bir küçük...

Mutluluk ve Rüya

Sen ikimizi rüyada çok gördün Beraber mihraba erdiğimiz gün, Kendini gelin, beni de damat. Uyanırken onca aldım ağzından, Beklenmedik andı işte o zaman, Alabilindiğince öpücük, vuslat. En içten mutluluk, duyduğumuz tin, Kösnüsü kimi aşırı engin saatlerin İçlerinde basiretle uçtu gitti sanki. Neye yarar, tadını çıkarsam da şimdilerde? Öyle kor zevkler kaçar ki kimi düşlerde, Bütün neşeler yalnız tek...

Gönül ve Din

Beni dindar insanların topluluklarında, yayın organlarında gören dostlarım,"zaten biliyorduk, dine kayacağını; "gönül" "gönül" diye diye, sonunda vardın, varacağın yere" diye takılırlar. Suçlayanları da vardır. Gericiliğe hizmet ettiğimi söyleyenleri de. Galiba, insanın en yakınları, onu en az anlayanlardır. Yıllardan beri anlatmaya çalıştığım gönlü, en yakınımdaki dostlarıma anlatamadım. Bilimle, hakikat...

Tanrının Varlığı

Tanrının varlığı konusu büyük ve ciddi bir sorundur, doğru dürüst ele alabilmem için, İsa yeniden gelinceye kadar sizleri burada tutmam gerekir, bu bakımdan oldukça kısa bir özetini yaparsam, beni bağışlayacağınızı umarım. Katolik Kilisesinin, Tanrının varlığının, sadece akılla doğrulanabileceği dogmasını koymuş olduğunu bilirsiniz tabiî. Bu oldukça acayip bir...

Ölmemekten Ölmek

göz kapaklarımın üzerinde ayakta duruyor ve saçları saçlarımın içinde biçimi ellerimin biçiminde gözlerinin rengi gözlerimin renginde gölgemde yitip gidiyor tıpkı bir taş gibi gökyüzünde. gözleri var her zaman açık ve bir an olsun uyutmaz beni. düşleri var apaydınlık güneşler buharlaştıran güldürür, ağlatır beni ve güldürür konuşturur beni söyletmeksizin tek bir söz Paul Eluard

“Varoluş, Çıkışsız Labirentte Bir Kovalamacadır”

İbrahim Türkdoğan’ın “Hiç/Sınır Ötesi Tümceler” isimli kitabına değinmek istiyorum bu yazımda. Kitap, Öteki Yayınevi etiketiyle basılmış; Mazlum Hancı yayına hazırlamış ve kapak/sayfa düzenlemesini Özgür Yurttaş üstlenmiş. Kendisi Max Stirner’in  “Biricik ve Mülkiyeti” isimli kitabını dilimize kazandırmış ve bu isim üzerine hayatını vakfetmiş değerli bir yazardır. Dilerseniz bir alt başlık...

Ennead (Dokuzluklar)

I. Ruhlar, babaları olan Tanrı’yı neden unuturlar? O’ndan gelen ve tümüyle O’na ait olan parçalar oldukları halde ne kendilerini ne de Tanrı’yı niçin bilmezler? Aşırılık, türeme, ilk fark ve başına buyruk olmayı isteme; bunlar ruh için kötülüğün ilkesidir. Babalarını unutan ruhlar, bağımsızlıklarına sevinirler, Tanrı’nın karşıtına gitmek için, hareketlerinin...

Dine Karşı Din

İlan edildiği gibi konuşmamın bu akşamki ve yarın akşamki konusu, “dine karşı din”dir. Şimdiye kadar dinin karşısında ‘küfr’ün bulunduğunu ve tarih boyunca savaşın din ile dinsizlik arasında gerçekleştiğini düşünen bizler için bu başlık ve ifadede bir müphemlik olması doğaldır. Dolayısıyla “dine karşı din” ifadesi tuhaf, şaşırtıcı ve kabul...