Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı: Hedonist Bir Peygamberin Karanlık Öğretisi

Bu kitabı yazmak ya da kıyısından köşesinden eğip bükmek ne kadar akıllıca olur bilmiyorum ama bir yerden başlamalıyım. Öncelikle şunu da not etmeliyim; tuhaf bir yazgı bu: Göksel bir arzuyu yerine getiriyormuş gibi hissediyorum. Ama bir yandan da korkmuyor değilim zira eğer inançlı bir müritseniz Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı Aleister Crowley’in derlediği bir metin. “Derlediği” diyorum ki burası daha korkutucu: Crowley’in naklettiğine göre kitap Aiwass[1] adlı bir varlık vasıtasıyla metafizik boyuttan tebliğ alınmış ve bu anlamda ilahi bir metin olma özelliği taşıyor. Hatta daha ileri gidersek kitaba bir dinin kutsal kitabı da denilebilir, sözüm ona Crowley Thelema[2] adlı bir dinin de kurucusu sayılmakta.

Şunu belirtmek isterim ki bu yazı bir edebi eleştiriden ziyade kitabın anahtar kelimeler eşliğinde birazcık da olsa sıradan bir okuyucuya deşifre edilmesini amaçlamaktadır. Bunu baştan belirtmem gerekiyor. Metni yorumlarken aldığım manevi eğitimler ve okumalarımdan faydalandığımı da belirtmem gerekiyor.

Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı okült bir metin, hatta bir büyü kitabı. Bu tarz tebliğ metinlerin manevi anlamda irdelenmesi zordur çünkü bazı manevi eğitimlere sembollere/uygulamalara aşina olmanız gerekmektedir. Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı genel olarak 2 bölümden oluşmakta. Bu 2 bölüm de kendi içinde birer adet tefsire sahip: Yasa Kitabı ve Tefsiri, Yalanlar Kitabı ve Tefsiri. Her bölümün kendi içinde tefsiri olmasına karşın oldukça metaforik bir dili var. Bu da hâlihazırda sıradan vatandaşın okumasının önüne set çekiyor. Büyük ihtimalle Üstat Crowley[3] bu dili metni şifrelemek ve diğerlerinin erişimini kısıtlamak için kullanmış olmalı. Bu bir gelenektir, okült metinler (buna dini metinler de dâhil) kendince yazılır ve özgünlüğü kendine bulunan gizil bilgiden gelir. Bu tarz metinler mikro-kozmos ile makro-kozmos bilgisinin bileşimini semboller veya kendine has kavramlarla anlatır. Eğer bu derin sembolizmin bilgisine ve kavram haritasına hâkim değilseniz bu kitap size oldukça saçma gelecektir.

Okültizmin Dili ve Anlaşılabilirliği

Kitapta sürekli “sevgi”den ve bu sevginin ilahi bir kudret (tecelli) oluşundan bahsediliyor. Sakın ola ki bahsi geçen bu sevgiyi dünyevi planda seyreden “insani sevgi” olarak düşünmeyin. Zira ben bu kitapta bu dünyaya ait bir prensibin, duygunun ya da kuralın olduğunu düşünmüyorum. Okült metinlerin bir diğer özelliği de budur: Onlar bu dünyaya ait şeylerden bahsetmezler, sizin öyle sanmanızı isterler, bu yüzden başka bir lisanda başka bir âlemin dilinde yazılmışlardır.[4] Adeta bir kanun gibi dikte ettirilen bu “sevgi” de neyin nesi? Crowley’e göre O’nun kendisine ait bir iradesi ve talimatnamesi var; işte bu talimatname kitabın özünü teşkil ediyor diyebiliriz; tabii görebilene. Kitabın mottosu sayabileceğimiz “İraden neyse onu kıl” talimatı bu talimatların başında geliyor.

“Kanun Kitabı” El Yazmaları

Haz İlkesi ve Aristokratik Tavır

Crowley’in sınır tanımayan bir kişilik olduğu herkesçe aşikar: Düzenlediği seks ayinleri ve tuhaf cinsel deneyimleri onun Altın Şafak[5] Cemiyetinden kovulmasına neden oldu. Ama o durmadı, ne de olsa uslanmaz bir hedonistti. Haz tanrılarının emrinde yaşamayı seviyor ve herkese de öğütlüyordu. Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabında Crowley’in hazcılığını görmemek imkânsız. Haz almayı yaşamın yegâne amacı atfeden bir adamdan başka ne beklenebilir ki! Her türlü zevk pırıltısının önünde hiçbir engel tanımayan Crowley bu kitapla bir haz cenneti yaratmak istemiş ve bunu da ilahi bir kisveye başarıyla büründürmüş. Kaleminin alaycılığı ve muzipliğini hissetmemek elde değil. Bu kendini beğenmişliğinin altında İngiliz aristokrasinin yattığını düşünebiliriz.

(Bonus)

Kitapla ilgili iki ihtimal var gibi: 1- Crowley bu kitabı eroin etkisinde yazmış, müritler toplamak için kendini peygamber addetmiş olabilir, 2- Kitap gerçekten ilahi bir tebliğ (ki bu durumda uhrevi bir inancınızın olması gerekir) ve Crowley’in majikal yeteneğinin bir ödülü/ürünü olabilir. Karşımızdaki kişi oldukça marjinal bir yaşantıya sahip olduğu için bu 2 ihtimal de mantıklı gibi geliyor. Tercih sizin. (Şahsi fikrimi saklı tutuyorum.) Ayrıca metnin yazılış amacının semavi dinlere karşı bir savaş/tepki olduğunu hissediyorum, bu meyanda kitabın bazı bölümlerinde semavi kurumlarla (örneğin peygamberlikle) dalga geçiliyor, bunlardan biri de İsa peygamber. Hristiyanlıkla ve Crowley arasındaki (çocukluğuna dayanan) husumeti düşündüğümüzde bu normal görünüyor. Crowley’in tali amaçlarından biri de şu: İnsani değer yargılarıyla dalga geçmek ve onların içini boşaltmak. Bu uğurda edebiyatı ve felsefeyi eksiksiz kullanabildiğini görebiliyoruz.

Bir Okültist İyi Bir Edebiyatçı Olabilir

Evet, kesinlikle olabilir. Okültistlerin çoğu şiir ve felsefeyle uğraşırlar. Bu anlamda derin ve köklü bir yeteneğe/geleneğe sahiptirler. Unutmamak gerekir ki mistisizm gerek edebiyat gerekse şiir için harika bir kaynaktır. Tarihte bu tarz sanatçı ve şair bolca bulunur. Bu yazarlardan ilk aklıma gelenler Crowley’in celse arkadaşlarından ve meşhur korku klasiği Dracula’nın yazarı Bram Stoker, M. Balavatsky, Dion Fortune… Bu kişiler hem spritüal konularla ilgilenmiş hem de şiir ve roman yazmışlardır.

Kitap Neyi Anlatıyor?

Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı İnsan ruhunun ilahi planda nasıl kurtuluşa ereceğinin tablosunu çiziyor. Bu kurtuluş için bazı reçeteler sunuyor. Örneğin; Geyik Böceği (syf.86) adlı bölümde, ölümün ne olduğuyla alakalı ön yargılar kırılmaya çalışılmış, bu yönde ciddi bazı saptamalarda mevcut: Peki burada amaç nedir? Ölüm fikri insan hayatından o denli dışlanmış bir mefhum ki, bir varoluş düşmanı olarak sürekli peşimizde ve derin kökleşmiş bir korkuyu temsil ediyor. Oysaki Crowley, ölümün normal ve rutin bir değişim olduğu, asıl ölümün de “sevgisizlikten” kaynaklandığı üzerinde ısrarla duruyor.

Kabala Etkisi

Metnin tamamında Kabala etkisini görmek mümkün. Son bölüm Yalanlar Kitabının Tefsirleri aslında bir tefsir sayılmaz (sıradan okuyucu için tefsirin tefsiri gerekiyor) çünkü bu bölümde de diğer bölümlerde olduğu üzere ezoterik dil hâkim. Kitabın tamamı için konuşursak Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı sokaktaki insan açısından bakıldığında idrak edilmesi zor bir manaya sahip. Zira metnin alegorik yapısı Zohar’ı[6] aratmayan cinsten. Harfler, formlar, ruhsal dönüşüm, Yaratıcı Tanrılar, arzuların dünyası, öte âlem, üst dünyalar, 6. his, sonsuzluk, ölümsüzlük, sefirotlar, ilk insanın yaratılışı, ruhun ıslahı, vb. gibi konulara göndermeler yapan Crowley iyi bir Kabalist olduğunu her kelime ve her sayfada başarıyla ispatlamış. Bu anlamda Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı Kabalist bir simya (maji) geleneğinin de eşsiz bir örneği sayılabilir.

Not: Harfler ve rakamlarla gizlenmiş Okült bilimler “ruhun yeniden inşasını” öngörür çünkü insan kendisini bilememektedir, kendisine uzaktır ve değişmesi için bu dünyaya atılmıştır, Kabala[7] sisteminin öngördüğü de bu prensiptir. İlk insanın (Âdam’ın) yaratılışından ilk günaha, cennet cehennem anlayışından insan varoluşunun amacına kadar türlü konular Kabala çalışmalarında farklı yorumlanmakta bu kavramların aslında birer alegoriden ibaret olduğunu dile getirir. Crowley Kabalist olmasından mütevellit aynı prensipler ışığında metni derlemiş ve bir araya getirmiştir. Her ne olursa olsun Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı orijinal ve sıra dışı ve kesinlikle üzerinde çalışılması gereken bir metin.

Son Söz: Uyarı

Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı ilk okuyuşta anlaşılmasa da insanı etkileyen bir kitap. Eski Mısır inanışından tutun antik pagan öğretilerine kadar hatta Hint kutsal metinleri Upanişad’lara kadar geniş bir yelpazede serimlenen Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı klasik bir Kabala metni gibi görünmese de özü ve konunun işlenişi bakımından Kabala ile aynı yolda yürüyor. İnsanın yeniden Tanrıların yanındaki yerini alması için yazılmış kutsal bir manifesto görünümünde. Ayrıca evrensel bir ahlak yasasını ortaya koyuşta getirdiği varoluşsal çözüm ise oldukça pratik ve anlaşılır. Kitapta yazılan hiçbir kelimenin aslında yazıldığı gibi olmadığını da belirtmem gerekir. Okült ya da Kabalistik metinlerde hiçbir kelime yazıldığı gibi idrak edilmemelidir. Kavramlar, rakamlar Gerçeğin (Hakikatin) üstünü örten perdelerdir sadece. Her kelime ya da her harf aslında bir arzunun formudur ve ulaşılması gereken bir seviyedir. Bu ilerleyiş şekline kısaca inisiyasyon denir. Kabala ve türevi olan tüm metinler aslında tek bir şeyi arzulamaktadır: Hakikati duyumsayacak bir insan ruhunu inşa etmek, onu yüceltmek, onu diriltmek, ancak bunun için eğitim ve azim şarttır. Crowley işte tam da bu yolun öğrencisi, tatbikçisi ve öğreticisidir. Onu yanlış anlayanlar, olumsuz şekilde etiketleyenler ise “bilmediklerinden korkanlardır.”

Yaratıcıyı bilmek (varoluşu edinmek) ise hiçte kolay bir mesai değildir.

İthaki Yayınlarına teşekkürler. “Karanlık Kitaplık” serisinden çıkan Yasa Kitabı ve Yalanlar Kitabı Okült meraklıları için biçilmiş bir kaftan.

Can Murat Demir

[1] Crowley’in 1904’te düzenlediği ayinde duyduğunu iddia ettiği bir sese verilen isim.
[2] Thelema, “istencini yap” fikri üzerine kurulu öğreti. Aleister Crowley tarafından geliştirilmiştir. Öğretinin en önemli kaynağı, Aiwass adında bir varlık tarafından Crowley’e yazdırılan The Book of the Law’tir. Kitabın dili sembollerle doludur.
[3] İngiliz okültist, şair, yazar, satranç ustası, dağcı.
[4] Konu hakkında okunabilecek bazı öneri metinler: Helena Petrovna Blavatsky: Doğunun Mücevherleri, Mevlana: Mesnevi, Yahudi Kabalası kaynak metni Zohar Kitabı, Hermes Trismegistus: Corpus Hermeticum vs.
[5] Altın Şafak Hermetik Cemiyeti, 1888 yılında İngiltere’de kurulan okült, majikal, mistik ve ezoterik öğretileri içeren inisiyatik bir cemiyettir. Dini simgeler ve ruhsal kavramlar önemli rol oynamış olsa dahi Altın Şafak Hermetik Cemiyeti dini bir yapılanma değildir.
[6] Zohar, hâlihazırda ruhlarının köküne (köken) kadar olan yüksek manevi derecelere erişmeyi başarmış insanlara rehberlik etmeye yönelik Tora üzerine yazılmış yorumların bir koleksiyonudur.
[7] Kabala Bilgeliği manevi dünyayı çalışmak için bir araçtır. Dünyamızı keşfetmek için, fizik, kimya, biyoloji gibi bilimleri kullanırız. Ancak doğal bilimler sadece beş duyumuzla algıladığımız fiziksel dünyayı çalışır. İçinde yaşadığımız dünyayı bütünüyle anlamak için, duyularımızın algılayamadığı gizli âlemi keşfedebilecek bir araştırma aracına ihtiyacımız vardır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

OKU OKU OKU

Benim Yolum

Şeytanın çatallı dilinin altında ıslanan gerçekler bana tanrıyı gösterebilir mi? Soruyorum sürünün çobanına, bu kadar fedakarlığa değer mi? Tanrının papatya falından çıkan hayat beni eline geçirdi. Ne emrettiyse aynen yaptım. Şimdilerde sefil bir sürüngenim. Bu süre zarfında her zevki tadarak, tesadüfün bütün nimetlerinden yararlandım. Sonra, içgüdülerimi yeniden yaşamak için...

Müzik ve Ruh

Müzik, her yerde anlaşılabilen, gerçek anlamda ortak olan dildir: Bu nedenle üzerine tüm ülkelerde ve tüm yüzyıllar boyunca ciddi bir şekilde konuşuldu ve anlamlı, çok şey ifade eden bir melodi, kısa sürede tüm dünyaya yayılmaktadır. Buna karşın anlam yoksunu ve bir şey ifade edemeyen bir melodinin içeriği...

Suyla Yapılan İmtihan

Bir dinleyicimiz, "Bir gazetede fırtına, sel, orman yangınları ve hastalıklarla ilgili haritaya rastladım. Haberin başlığı çok ilginçti: "Dünyanın ateşi başımıza işler açacak." Ve harita 2040 yılına kadar küresel ısınmanın dünyamıza ne gibi etkileri olacağını gösteriyor. Isınma oranı, okyanuslar ısıyı emebildiği için karadan daha fazla, en çok ısınan...

Koskoca Bir Kıtanın Kişisel Nedenle Kaybı

11. yüzyıl Viking halklarının en güçlü olduğu dönemdi. Kanunları çok iyi düzenlenmiş, vahşetleriyle ünlenmişlerdi. Yöneticileri dünyanın en zengin ve en güçlülerindendi. Bizans İmparatorluğu'nun gurur duyduğu şeylerden biri, İmparator Varangian'ın muhafızlarının tamamen Rusya'dan ve İskandinavya'dan gelme Vikinglerden oluşmasıydı. Vikingler gemileriyle Dublin'den Kiev'e kadar yelken açarlardı. Ama şaşırtıcı bir şekilde, Amerika...

“Edebiyatsız Bir Felsefe Bana Aşksız Bir İlişki Gibi Gelir”

Max Stirner'ın Biricik ve Mülkiyeti adlı eserini Türk felsefeseverlerle buluşturan Halil İbrahim Türkdoğan ile birlikteyiz. Hocam öncelikle bizi kabul ettiğiniz için teşekkürler, hemen sorularıma başlıyorum; sizi tanıyabilir miyiz? Kimdir Halil İbrahim Türkdoğan? Felsefe lisanında sorarsak: Neye hizmet ediyorsunuz? (Hocam diyorum bir mahsuru yoktur umarım). Ben Türkiye’de öğrenciyken ilkokulda “Öğretmenim”...

Ay Çocuğunun Aşkı

Karanlık, aşkı algılarmış ama onu kabul ederek yansıtmazmış. Ben artık "ben" olmadan yaşamaktan sıkılmaktaydım. Saniyeler, saatler, günler etkisini kaybederek benim gibi derinliklere inmekteydi, sancılarımın soğukluğu ellerini boğazıma sarmıştı, beni durmadan boğmakla meşguldü. Ben ben değildim ama gerçekliğimi korumaya çalışarak zehir tadan, kaybettiğim nem kokan aşkıma özlem duyarak besleniyorum....

Türkiye’nin ‘Kitap Okuma’ Haritası

Libonet Okur Profili Ve Kitap Satınalma Davranışları Araştırması, Türkiye'deki kitap okuma alışkanlığı üzerine çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Araştırmaya göre yüzde 32 hiç kitap okumuyor. En az okuyan bölge Akdeniz. Evliler bekarlara, kadınlar erkeklere göre daha çok kitap okuyor. İşte sonuçlar...  Türkiye'nin 'kitap okuma' haritasıLibonet Okur Profili Ve Kitap...

Hermann Heidegger Röportajı: Martin Heidegger ve Nazizm

Babam da, direniş gösterdi. "Auch mein Vater hat Widerstand geleistet.“ Hermann Heidegger Çevirmenin Önsözü Bu röportajı 1975 yılında düşünür Martin Heidegger’in üvey oğlu Hermann Heidegger ile Antonio Gnoli ve Franco Volpi arasında gerçekleşmiş, röportaj günlük yayınlanan İtalyan gazete "La Repubblica"da yayınlanmıştır. Bir felsefeci olarak bu röportajı çevirmek istememin birkaç amacı...

İnsan Yaşar

Niğde’nin Katrancı Köyü’nde çobanlık yaparak geçimini sağlayan Yaşar, otuzundan sonra hayatını değiştirecek radikal bir karar aldı. Bu yaşa kadar, neden herhangi bir adım atmadığına dair hiçbir fikri yoktu. Belki şartların olgunlaşmasını bekledi, belki zaman uygun değildi, belki de cesaret edemedi. Bilemiyordu. Ancak otuz iki yaşından sonra hayatın...