Ateş ve Karanlık

“soğuk bir gecenin içine oturdu,
ve bir ateş yaktı karanlığın içinde,
bir nefes çekti gecenin içinden
acıları, etrafa dağıldı.”

düşünüyordu…
neden bu karanlıkta olduğunu…
ama yakalayamıyordu kafasından geçenleri…

bir anda güneşi elleriyle tuttuğunu hayal etti,
sonra bir anda kaybetti güneşi.

gözleri birer yıldız gibi parlıyordu,
belli ki düşünüyordu,
neden ateşi varken karanlıkta olduğunu…

kendini kurtaramıyordu karanlığın içinden,
zihni renkli gölgelerle doluyordu,
farkında değildi,
düşünüyordu sadece…

ateşi orada yakmıştı ve
alamıyordu kendini yalnız kalmış karanlığın içinden.
sinmişti bir kere bu karanlık, ateşe.

düşündü, düşündü,
bu renkli gölgelerden neden gökkuşağını meydana getiremediğini.
farkında değildi,
ateşi sönmüştü çünkü…

geceye dağılmış acıların fısıltılarından rahatsız oldu birden.

“ayağa kalktı,
bir ateş yaktı tekrar karanlığın içinde,
acılarını topladı teker teker
etrafına bakındı bir sure
bir nefes daha çekti gecenin içinden,
yürümeye başladı
ve kaybolup gitti gecenin içinde…”

Ferid Taş

Konuk Yazar
Konuk Yazarhttp://www.felsefehayat.net
Bu içerik bir konuk yazar tarafından üretilmiştir. Siz de sitemizin konuk yazarlarından biri olabilirsiniz. Yapmanız gereken tek şey, kaleme aldığınız makalelerinizi themetallords@hotmail.com adresine göndermek. Editör onayından geçen yazılarınız burada yayımlanıp binlerce okurun beğenisine sunulacaktır.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Kaostan Ahenge

Hayatın altın rengi kazanmış yeni yaprakları sonbaharın ılık nefesiyle dans ederek yere dökülüyordu, yeniden hayat kazanmak için düşüyorlardı belki de. Hayır hayır belki de...

Halkın ve Toplumun İhtiyaçları

İnsanlar, tüm zorlanmalara rağmen medeniyetin taşınmasını sağladı ve medeniyetin yan ürünü olan uygarlık, geçmişten bugüne var olmaya çalışıyor. Medeniyet denilen mefhum, nitelikli bilginin insanlar...

16.yy Rönesans Çağı: Hakikatin ve İnsanın Sonsuz Serüveni

Kilisenin (feodal skolastik sistemin) egemenliğinde kasıp kavrulan Avrupa insanının var olma sorunlarının artık dünyevileştiği, özgürleştiği bir evredir Rönesans Dönemi. Bu dönem 15 ve 16....

Semavi Dinlerde Yaratıcı Korkusu

· Aklı, mantığı kullanamaz hale getiren ve yaşamı kabusa döndüren duygu, · Benlikten doğan çelişkilerin cezası, · Kişinin zarar göreceğine inandığı bir şey karşısında “Korku!” duygusu, ·...

Hiçliğe Dokundum!

Hiçliğe dokundum, hatta onu tattım! Sanki yepyeni bir acının ellerine doğdum. Aşkla sersem ve bir o kadar da kayıtsız sahte dünyayı tanıdım. Unutkanlığın ve...

İmge

Şiir imge sanatıdır, ama imge yakalamaktan ibaret değildir. Kısa kısa imgelerden nefret ediyorum... Ben uzun şiirde birtakım temalar yakaladım. Temayı geliştirerek uzun şiir sürdürmek...

Düşün’tü

İnsan seçer. Dünyasaldır ve sonunda ölür. Seçerken düşünmez, çünkü ölmüştür. Ölülük ona tam gelir. Başka şey istemez. Çünkü ruhu teslim edilmiştir. Kim tarafından bilinmez....

Yalnız Olmanın Yalnızlığı

Gün boyu dolanıp durmuştu. Artık ayakları ağrıyordu ama pes etmek yoktu. Bugünü de yalnız geçirmeyecekti. Elbet telefonu çalacak, elbet biri kapısını yumruklarcasına çalacaktı ve...

‘Okumak’ Sorunsalı Üzerine Bir Örnek: Runik Kitap “Nasıl Okumalıyız” Serisi

Nasıl Okumalıyız? sorusunun yaşantımızla ontolojik bir ilgisi olsa gerek. Bu soru üzerinde biraz düşündüüğümüzde karşımıza şu sav çıkar: Nasıl yaşıyorsak öyle okuruz; bu çıkarsama...