Onlar henüz doğrulmadı. Yeryüzü günaha gebeyken “Çocuklar” tek bir şeyi vazife edindi: İsimsiz olanın keşfi. Bu bir acının başlangıcıydı.

“Babanın Çocukları” yeryüzünde henüz yoktular. Onlar ki nicedir sürgünde olanların kurtuluş müjdesini kalplerinde gizlerler. Işıkları semadan yansır, toprakları tek, bereketleri sonsuzdur. Kralları henüz taçsızdır. Karanlıktan beslenen ışığa ait oldukları için “Karanlık Tahtın Çocukları” diye çağrılırlar. Krallarının kulağına fısıldanan gerçekler onları hayatta tutar. Gizlenenlerin ve açığa çıkacak olanların habercisidirler. Zamansız ve gölgesizdirler. Takipçileri azdır, evleri yukarısıdır. Evleri kalpleridir.

“Babanın Çocukları..” Henüz zamanları gelmemiştir. Zamanları bildirilmemiştir. Ama umut devam eder. Onlar, karanlığın içindeki ışığın temsilcisidirler. O’nun birliğine davet edilenlerdir. Bereketli sunaklarda doğrulacaklardır. Onlar cennetle müjdelenmiştir. Göksel acılar içinde kıvranan kalpleri, sonsuzluktan ilham alırken, zaman onları ne yaşlandırabilir, ne de eskitebilir. Zamanın bir yeryüzü oyuncağı olduğunu bilirler çünkü Yaradan onlara yolu işaret ettirmiştir. İşaretler ruhun belirtisidir. İşaretler yolun ta kendisidir. Zaman dünyevi bir acının adresidir ve Onlar bilirler ki Ruh her zaman sonsuzluktan sarkar. Bu hem maddenin hem de dünyanın sonuna işaret eder. Muhteşem haz, solmayan Ruh  O’nu edinenlerindir. Çocuklar her zaman açtır. Açlık, acının bildirilen tek kaynağıdır.

“Babanın Çocukları” ilmin gökyüzünden sarkan çığlıklarını kalplerinde işitenlerdir. Duaları niyetleridir. Duaları yeni bir hayattır, yeni bir doğumdur. Topraklarından bereket fışkırır. Ayak bastıkları her yer bir vahaya döner, Baba’nın mührünü taşırlar çünkü Çocuklar Babasız bir hiçtir. Baba Çocuklarının hesabınadır. Çocuklar ise Babalarına kefildir. Aile topraktır, toprak ise Adam. Adam her bir çocuğun diğer adıdır. Aile Babanın soyundan gider ve Soy sonsuzluğun mayalanmasıdır.

Baba her çocuğuna aynı şefkatle yanaşır ve onu büyütür çünkü Ruhun gereği olarak arzular acının mabedinde çiçek açarlar. Çocuklar acının O’ndan geldiğini bilir ve bu acıya seve seve kollarını açarlar. Acı bir nimettir, her çocuk Babanın kollarında bu acıya doğrulur ve kendi kendine söze gelir:  “Varlığım senden gelen acılar sayesinde anlama bürünecek. Beni sakın bırakma, erdemlerinden uzak kalırsam ışığından kalbime süz.” Bu ilk ve son duadır, kulaktan duyulur kalpten niyetlenir.

Şöyle seslenir: “Ölüm ve doğum kardeştir.”

Çocuklar O’nun arzularını kıskanır ve onun gibi davranmanın yollarını talep ederler. O’nun huzurunda doğmaya niyetlenirler ki burası Cennettir: Doğum, huzurun mabedine seviye edinen her bir dostun kalbinde filizlenir, onlar ölümü yenenler, Birliğin aşkıyla boşluğu örenlerdir. Onlara göre Ölüm eksik bir arzudur, hamdır, uzaktır, “O” tamamlanınca İnsan’a doğru bir yol çizer: Ölüm ve doğum bu yüzden kardeştirler.

Baba ölümsüzlüğü biçer çocuklarına. Bu ödül, acının yollarında kendinle yüzleşmeyi ve kendini ıslahı gerektirir. Azruların dönüşmesi ve O’na benzemesi bu yolun sonudur çünkü “Yüzünü görmek” adını bilmektir. Bahsedilen hazzın adresi burada yazılır, haz O’nun melodisidir, iyilik anlayışıdır. Sonra ilk müjde dillenir, Baba Çocuklarına seslenir: “ Benim olanlar benimledir.” Ardından tüm hayvan sürüleri sunaklara yatırılır, hissiyat taşkın bir sel gibi tüm inançsızların kaynağına yönlendirilir. Birlik titreşimlere kulak verir: “Kurtuluş dostlar, kurtuluş!… Firavun’a rağmen verdiğimiz mücadelenin adıdır, sakın yılmayın, canlanın, ölüler canlanmak için vardırlar ve Babanın Cenneti ölülerin canlanmasından medet umar.” Ve yazılıdır ki: Sembol ve işaretler, sırların ifşasını mana edinir. Gizlenen henüz kilitlidir. Konuşulması yasaktır. Yasak hem günaha hem de sevaba açılan bir kapıdır: “Ardında ne olduğunu bildiğin şeyden asla korkma, O seni karşılayacaktır.”

İşte bu önemle; Kemiklere yazılan günahlar yine kemiklerde sevaba çekilir. Çekilen acıların elbet bir ödülü olacaktır, peki nedir bu ödül: Kalbinin duvarlarına kazınan gerçek nedir? Beklenen sorunun ardından sesi duyuldu: “Tüm yaratılanlar yaradılışı aynı noktadan seyir edecek. Ödül kendi doğumunu görebilmektir.” Bu şu demektir: Varoluşu seyir etmek bir zevk pınarıdır, O’nunla aynı zevkten tatmaktır.

Babanın Oğulları tekrar tekrar dirildiler ve geldiklerinde sözlerini tuttular: Senin olan her şey benimdir, bunu gördüm fakat bana pay yok mu Cennetinden?” Sorular cevapsız kaldı. İbadetler tükendi, inanç kabuk değiştirdi. Bereketin Çocukları yani Onlar çocuksuz bir Ana gibi ağlıyorlardı. Kutsal gözyaşları Mekânına ulaştığında Karanlık adını değiştirdi, Baba kulak verdi çocuklarına: “Sizleri kollarımda azat ettim, tüm organlarınıza adımı işledim, benim karanlık gözlü çocuklarım!

Babanın Çocukları yazılanları gördüler ve öyle inandılar. Parlak ışıkları yukarının emriydi. Tıpkı şöyle denildiği gibi:  Susuz çölde balık avlayanlar… İşte Onlar benim olanlardır.

Can Murat Demir

Tüm dostların (B.B. TR Grubu) yorumlarını bekliyorum, sevgilerle…

1 Yorum

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.