Bakın! Ben Bile Ağlıyorum Albayım!

Bakın! Ben bile ağlıyorum albayım. İmkânsızlık duvarının önünde ağlıyorum. Bu duvar beni çıldırtıyor albayım. Başımı, bu duvara vurup parçalamak istiyorum. Başım ağrıyor albayım; biraz yürümek, biraz kendime gelmek istiyorum. Şimdi ne olacak albayım? Bilge beni istemiyor diye onu göremeyecek miyim artık? Böyle şey olur mu? Biraz önce birlikteydim onunla. Nereye gitmiş olabilir hemen? Onu sokaklarda bulamayacak mıyım? Aslında kötü bir oyun oynamıştım, kötü bir niyetim yoktu. Sizinle de oyunları düzeltmiyor muyduk birlikte? Bilge de anlamıştır canım. Birazdan gelir herhalde, değil mi? Yoksa eve dönüp beklesem mi onu? Ben de kötü davrandım ama albayım. Böyle oyun da olur muydu?

Utanıyorum kendimden albayım. Üstelik utanmadan bu kalabalık caddenin köşesinde duruyorum. Belki de artık herkes öğrenmiştir. Herkes birbirine anlatıyor. Beni görünce de belli etmeden gülümseyecekler.

Ben dünyayı kirletiyorum albayım. Hiç olmazsa kimseye belli etmeden bekleyebilsem burada. Kendimi gizleyebilsem. Yakamı kaldırayım da beni tanımasınlar. Acaba ölürsem çok üzülür mü albayım? O zaman koşup bana gelir mi dersiniz? Siz çok ağlarsınız biliyorum, albayım. Fakat sizi hiç ağlarken görmedim, biliyor musunuz? Ben öldükten sonra sizi ağlarken görmeyi doğrusu çok isterdim. Sadece bir kere, Mütercim Arifi okurken gözlerinizin dolduğunu görmüştüm. Biraz ölseydim, biraz da sizin bana ağlamanızı seyretseydim. Tabii Bilge pişman olacak, ama iş işten geçecek. Beni çok arayacak. Size çok önemli bir şey söyleyeyim mi albayım: Bu Bilge akıllı değil albayım. Burası çok önemli. Ben ondan akıllıyım, birçok insandan akıllıyım. Mesela Bilge, benim gibi sözler bulup söyleyemez duruma göre. Beni sevseydi, onun çok yararına olurdu. Onu adam edebilirdim albayım. Tabii akıllı olduğum için bana dayanamadı. Belki de akıllı insanlar yalnız kalırsa daha iyi olur. Kim bilir? Bilge de bunu çok söylerdi. Yalnız kalırsam daha iyi olurmuş. Üşüyorum albayım, aceleden ceketimi giymeyi unutmuşum. Sokağa nasıl çıkılacağını bilmem mesela. Bende hayat bilgisi zayıf albayım. Bilge bunları bilir, bu bakımdan akıllıdır; birlikte olabilseydik, insanlık çok yararlanacaktı bundan. Yazık oldu. Şimdi yanımda olsaydı, böyle üşümezdim albayım; beni bir arabaya bindirirdi hemen. Ben bunlara çabuk karar veremem albayım: Kararsızlığımla yanımdakilerin canını sıkarım. Hava da çok soğudu albayım, eve dönmek istiyorum. Biliyor musunuz, Bilge beni evde bekliyormuş gibi geliyor bana. Yoksa eve dönmek istemiyorum. Beni bekleyen yalnızlığı ve karanlığı istemiyorum. Bilge’den akıllı olduğum halde neden bu duruma düştüm acaba? Neden herkes benden kaçıyor albayım? Yaşamasını bilmiyorum da ondan mı? Bir dakika albayım, karşıdan birileri geçiyor: Kadını Bilge’ye benzettim; peki erkek kim? Değilmiş. Bu köşede de fazla bekledim galiba: Gelip geçenlerin dikkatini çekiyorum. Başka bir köşeye gitmeli. Biliyor musunuz albayım, bugün Bilge’ye ne diyordum? Diyordum ki köşe başlarında bekliyorum kadınlara bakmak için. Beni kıskandı albayım. Demek ki seviyordu. Ha-ha. Ona öyle şeyler bulup söylüyordum ki, bana hayran oluyordu. Onun için diyorum ki, odama dönmüş beni bekliyordur şimdi. Eve dönmek istemiyorum albayım. Ya gelmemişse. Ne dediniz? Yazacak oyunlarımız mı var? Onlarla mı uğraşırız? Nedense bugün içimden gelmiyor.

Ben artık biraz çöktüm albayım. Aklıma yeni bir şey gelmiyor. Oyunlar beni de yordu galiba. Tabii Bilge’ye belli etmedim, ama ben herhalde bu oyunlara artık devam edemeyeceğim. Hava soğudu, biraz yürümeliyim albayım, ısınırım. Evet, zor oluyor gecekonduda artık, diyordum. Bilge’ye belli etmedim ama, ben galiba artık sizinle ve dul kadınla birlikte yürütemeyeceğim bu hayatı. Ben Bilge’yi istiyorum albayım. Belki kızacaksınız ama, onunla her şey başka türlü oluyordu. Siz şimdi ağladığıma bakmayın, aslında böyle hissediyorum. Bilge’ye de bunu söyledim mi yoksa? Galiba, biraz başka türlü anlattım ona. Dedim ki: Bilge, aklını başına topla, beni yalnız bırakma. Bilge, Bilge, neden beni yalnız bıraktın?

Oğuz Atay; Tehlikeli Oyunlar

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

POPÜLER BAŞLIKLAR

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

DİĞER YAZILAR

REKLAM

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Asıl Suçlu Benim

Bulutların sabahki o neşeli ve beyaz gülüşlerinin yerini çatılmış kaşlarıyla nefret dolu bakışlarını yere çeviren, yeryüzüne korku salmış katil bulutlar ve onların en sadık adamları...

Aldatma Anlatısı

Yıllar sonra aynı yola girmiştik yeniden. Aynı heyecan, aynı coşku ile. Öldürmeye çalıştığı kadar doğmuştum içinde. Bir ışık huzmesi gibiydim. Gözlerini kapatıp kaçmaya çalıştığı...

Platon: Hakikate Adanmış Bir Hayatın Mimarı

Philosophia’nın yani düşünmenin biricik gayesi nedir’ sorusuna, bir nebze olsun konuya ilgisi olanlar şu cevabı verecektir: Hakikat . Peki, nedir bu hakikat? Nasıl...

Hekim “Hikmet”in Sanatkârı Olmalıdır

“Felsefe Yapma” Eylemi Üzerine Felsefe, kelime anlamı olarak “bilgelik- bilgi sevgisi”, “bilginin yolunda olmak” gibi anlamlara gelse de bunlar kitabi ve bana göre oldukça yüzeysel-yavan...

Geçmişin Anılara İhaneti

... Uzaksınız. O kadar uzaksınız ki ne kadar da bağırsam duyamayacaksınız ellerimden düşen zamanın sesini. O kadar uzaksınız ki kendinize ne kadar susarsanız susun fark...

Sinemayı Bu Kitaplarla Okuyun!

İtiraf edelim; sinemayı Ayzenştayn, Godard, Bunuel, Bresson, Bergman, Haneke ya da Nuri Bilge Ceylan izleyerek sevmedik. Yeşilçam'ın aile melodramları, Hollywood'un gösterişli yapımları, western sinemasının...

Babalar ve Çocuklar

Çocukların babalarına karşı duydukları, saygıdır daha çok. Duygu düşünce alışverişleriyle beslenen dostluk onlar arasında kurulamaz; dünyaları çok ayrıdır çünkü, üstelik doğal ödevleri de örseler...

Retorik Nedir?

Birinci Bölüm Retorik, Diyalektiğin eşdeşidir. Dizgesel olarak ele alınacak bir konudur. Kanıtlarla inandırma tarzları retorik sanatının özüdür: yargıyı coşkularla saptırmaya başvurur. Bugün retorik üzerine kitapların...

Pesimist

"Yüzünün yarısını bana vereceksin!" Yüzümün bir yarısı intihar eden sevgilimin peşinden gitti. Öte yarısı film artisti olmak için evden kaçtı. -"Ellerinden biri benim olsun!" Ellerimden biri en...

Hegel, Marx ve Almanya’da Din ve Tanrı Tartışmaları

Karl Marx’ın 1844 yılında yayınlanan “Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştirisine Dair” başlıklı giriş yazısında yaptığı “Din halkın afyonudur” belirlemesinin düşünüldüğünden çok daha derin bir anlamı...

Hasret

Kalbimi hoplatan da ne? Nedir beni dışarı çeken? Çevirip de sıkarak Evden itip yuvadan eden? Aynı ta oradaki bulut Kayalardan sıvışır gibi! Göç etmek istiyorum Varmak ve kalmak bengi! Aha salkıyor kargalar Dostane...

Zamanın Keşişi Jerzy (2. Bölüm)

Burada istenmiyorsun" dedi yaşlı adam. Çevresini saran insanların düşmanca bakışları bir an dondu. Her birinin yaşlanmış bedenleri üzerinde göğe yükselirken bakışları, tertemiz çocuk ruhların...

Heidegger’e Göre “Tercüme”nin Hermenötiği

Peki ama bir tercümenin doğru olduğuna kim nasıl karar veriyor? Yabancı bir dildeki kelimelerin anlamlarını biz bir sözlükten tedarik ediyoruz fakat sözlüğün verdiği karşılıkların...

Şehirler Arası Terminallerden Hayata

İnsan hayata şehirler arası terminallerden gideceği yeri ya da artık tamamen terk edeceği şehirden gitmek için bir otobüsün gelmesini beklerken hayattan gidebiliyordu. Bekleyişlerden birer...

Kaybedenler Kulübü

Kaybedenler Kulübü şu ana kadar izlediğim Türk filmleri arasında umut vaat eden yapımlardan biri. Doğruyu söylemek gerekirse ilk başta epeyce önyargılı bakmıştım bu filme,...