Bizler sadece tek bir şeyi biliriz, ruhumunuzun derin anlam taşıyan yüklü boşluklarından doğan gerçekleri yazmak ve yeni nesillere hatıra bırakmak… Bu hatıramızı okuyanlar ve anlayanlar Tanrısallığın şafağını ve yaratılışın sonsuzluğunu hissedeceklerdir.

Sonsuz yolculuğumuz, bizleri her gecenin karanlığıyla birleştirdi, kalemlerimizi bilgelik mürekkebiyle doldurdu, doğanın kulaklarımıza fısıltılarla atalarımızı anlatmasını sağladı, kendi kimliğimizi bularak hayat şifremizi yeniden yaratmamıza izin verdi. Bizler her gecenin zifiri karanlığında altın şafağın parlaklığını sezerek uykuları kaybettik, kaybettiğimiz uykuların içine özlemlerimizi ve acılarımızı hapsettik, hapsettiklerimiz geçmişe bir iz bırakan silahımızdı.

İmkansız olanlar bizler için silinmiştir, bizler kağıda döktüğümüz gözyaşlarımızla sildik imkansızlığı…

Gerçekler bilinen ve bilinmeyenlerdir, ölüm içerisinde doğmakta yaratılış içerisinde ölmektedir. Bizler bu yüzden ölüme daha yakınız ve ölümü daha doğru şekilde anlamaktayız çünkü bizler ölüme rağmen her şeyi yeniden yaratabilenleriz. Saniyeler, saatler, aylar ve yıllar geçmektedir ama bizler bu zaman içerisinde geçip gitmemekteyiz çünkü bizler zaman kavramını yok edenleriz. Yaratılış her bir hücresiyle dengeyi sağlamaktadır bu hücrelerin içerisinde insan tohumu gibi zerrecikler yer almaktadır ve zerrecikler hücrelerin varlığını bilirler ama yaratılışın özünü bilemezler, bizler bu hücreler içerisinde iki yöne doğru isyan ederek yeni bir tohum yaratanlarız.

Bildiğimiz ve inandığımız yaratıcılığımızın yeni boyutu eski hücrelere sığmamaktadır ve kim bilir belki Yaratıcı yanındayız veya bizler de artık birer Yaratıcıyız.

Yazı Felsefe Hayatın 4. yılına ithaf edilmiştir.

Ave Ate Maledictum

1 Yorum

CEVAP VER

Yorumunuzu yazın
Buraya isim yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.