Ana SayfaÇ(alıntı)Paganizm Nedir?

Paganizm Nedir?

Ay’ın kadim dilini kim biliyor şimdi?

Ve kim konuşuyor Tanrıça’yla hala?
Şimdi sadece taşlar hatırlıyor ayın çok eskiden bize anlattıklarını ve ağaçlardan, çimenlerin hışırtısından ve çiçeklerin kokularından öğrendiklerimizi .
Pagan Musings; Tony Kelly

“Paganizm, zaman zaman Türkçe “putperestlik” sözcüğü ile aynı anlamda kullanılır fakat paganizm ve putperestlik farklı anlamları içerir. Farklı uygulama ve ibadetler içeren dinleri kapsayan geniş bir terimdir.” “Paganizm, batı dillerinde Latince paganus (kırsal) sözcüğünden türer. Özellikle Hıristiyanlıkta paganizm terimi, İbrahimî Dinlerin dışında kalan ruhani veya dinî öğreti ve doğa dinlerinin uygulama ve geleneklerini genel anlamda kapsar.”

“Paganizm, kökenleri dünyanın kadim doğa dinlerine uzanan spritüel bir yaşam tarzıdır. Temelde kökleri Avrupa’nın eski dinlerindedir. Doğanın kutsallığını kutlar ve her şeyde var olan ilahiliğe saygı duyarlar. Her erkek ve kadın bir pagan için güzel ve eşsiz bir varlıktır. Çocuklara da sevgi ve saygı duyulur. Tabiatın açık alanları ve ormanlarına içten bir sevgi beslenir. Paganizm, bireysel ruhani deneyimin önemini vurgular ve paganlar sıklıkla bu deneyimi sevdikleri doğal dünya ile kurdukları ilişki aracılığı ile yaşarlar. İlahi olanla bir aracının yardımı ile dolaylı olarak değil de kendi deneyimimiz içinde yüz yüze karşılaşmak gerektiğini düşünürler. Ritüelleri doğal döngüler ile uyum içinde mevsimlerin dönüm zamanlarında, ay ve güneş’in safhalarında gerçekleştirilirler. Doğayı sevmek ve bir parçası gibi hissetmek, bu yaşam kaynağına ve onun ölüm-yaşam evrelerinin durmaksızın tekrar eden döngülerine saygı duymak ve hürmet etmek esastır. Paganlar; insan, hayvan, bitki veya taş yaşayan her şeyin varlığına saygı duyarlar.”

“Pagan inancında dünya kutsaldır. İyilik ve kötülük kutuplaştırılarak birbirlerinden ayrılmaz. Kadın ve erkek eşit ve dengededir. Tanrıça ve Tanrı kavramı kutsal gerçekliğin bir ifadesidir, ikisinden birinin üstünlüğü söz konusu değildir. Doğa ve diğer insanlar ile bir ahenk içinde olunmalıdır.” Burak Eldem şöyle diyor: “Aslında her şeyden önce, artık terim haline gelmiş bir sözcüğün yarattığı yanlış çağrışımları düzeltmek adına, küçük ama önemli bir kavramsal düzeltmeyle girmek lazım konuya. “Pagan” sözcüğü, içeriği ve sınırları belli, homojen bir inanç sistemini tanımlamak üzere üretilmiş bir terim değil. Belli bir kurumsal inanç geleneğine bağlı grupların, “kendilerinden olmayana” verdikleri, olumsuz bir ad olarak beliriyor literatürde. En kısa anlatımıyla, bu. Sözcük olarak “Pagan”, beşinci yüzyıl ve sonrasında bilinen Antik Dünya’nın kent merkezlerinde değil, kırsal kesiminde yaşayan insanları tanımlıyor. Tam karşılığı, “köylü”. Kurumsal tek tanrılı dinlerin ilk “global” temsilcisi Hıristiyanlık, beşinci yüzyıldan itibaren Roma’nın resmi ve egemen dini haline geldiğinde, eski inanç kültlerine karşı sistematik bir baskının devreye girmesine tanık oluyoruz. Büyük kent merkezlerinde resmi din, zaman içinde denetimi bütünüyle eline alsa da merkezlere uzak kırsal kesimdeki insanları baskı altına almakta zorlanan otorite, “eski inançtan vazgeçmeyen köylüleri” kastetmek için “Pagan” sözcüğünü kullanıyor. Günümüzde, terminolojide kavram kargaşası yaratmamak adına, tektanrıcı (İbrahimî) dinler öncesindeki inançları benimseyen gruplara “pagan”, onların felsefelerine de “paganizm” deniyor. Evren anlayışı, 1. “Din” değil, bir yaşam ve düşünce biçimi, 2. “Çoktanrılı” değil, “çoğul ve heterojen” bir evrensel güçler, enerjiler sistemini gözetiyor.” diyor ve şöyle devam ediyor “Eğer mitlere dikkat edilirse, bugün bizim “tanrı” olarak yorumladığımız güçlerin aslında “evrenin düzenleyici dinamiklerine” gönderme olduğunu anlarız. Mısırlıların “Neter”leri, sonradan Arapçada “Nazır” biçimini alan “Gözcü, denetçi”dir; Mezopotamya’da “Din.Gir” ve “İlu” kavramları kozmik güç ve prensiplere karşılık gelir.” “Birçok kadim kültür için tanrısallık, evrenin kendi içindeki sonsuz – döngüsel – sınırsız güç ve dönüştürücü etkilerin genel adıyla bağıntılıdır. Evreni aşan, onun üzerinde bir tanrısallık kavramı, tek tanrılı anlayışın getirdiği bir düşünsel kırılma noktası.”

“Tanrılar aslında birden fazla Tanrı değil de tek bir Tanrının birer sıfatı niteliğindeydiler.”

“Paganizmin temel anlayışı şudur: Evrende tanrıdan başka bir şey yok. Ondan başka bir materyal yok. Dolayısıyla tanrı yaratmak için sadece kendini kullanabilir. Dolayısıyla da yaratılan her şey O’dur. Bugün “pagan” olarak adlandırılan o heterojen ve değişken düşünce sisteminin bütün çağları aşan ortak özelliği, evreni bir bütün ve tutarlılık içinde görme yaklaşımına dayanmasıdır.” Hıristiyanlığın yaygınlaşmaya başlamasından sonra Paganizm, Politeizm (çok tanrıcılık) ile eş anlamlı tutulmuştur aslında Paganlar Tek Tanrı’ya inanmışlardır.

Pagan sistemine göre negatif enerjiden korunmanın en iyi yollarından bir tanesi taşlardır (şekli beğenilen herhangi bir nesne de olabilir). İnanışlarına göre tüm varlıklar arasında enerji alışverişi vardır. “Canlılar arasında olduğu gibi canlı-cansız varlıklar arasında da olabilir. Buna göre cansız bir nesneye enerji yükleyebilmekle kalmayıp, o nesneden enerji de çekilebilinir. Bir nesneye negatif enerjilere karşı pozitif enerji yüklerseniz o nesne kişiye yarar sağlar veya herhangi bir kolyeye de negatif enerjiye karşı enerji yükleyip boyuna takılırsa (veya cebinize vs…) boyunda olduğu sürece kişiyi koruyacaktır olumsuzluktan.”

“Taşlar Paganlar için bir nevi kaset görevi görür. “Bir nesneye dokunarak, geçmişte o nesneye dokunmuş kişi ya da kişiler hakkında bilgi edinebilme” olanağına sahip olunduğuna inanılır. Buna göre yapılan her hareket doğaya, cansız nesnelere kaydolur.” Bir görüşe göre paganlar bu taşların önünde ibadet ederek ibadet görüntülerini taşlara kaydetmek istiyor olabilirken bir diğer görüş de taşların yüce varlığa bağlanmak, konsantre olmak için odaklanmaya yardımcı olduğu şeklindedir.

“Pagan sisteminde cennet iki şekilde tasvir edilir; bir Yaradan’ın yaşam sürdüğü ve tüm ruhların başlangıç yeri veya kişinin ilk benliği. Bilinç tamamen kapalı ve farkındalıksızlık vardır.” Pagan sistemleri bir Yaratıcı Gücü kayıtsız şartsız kabul ederler. Ancak bu güç kendi yolunda ilerlemek isteyenleri aydınlatmak ve yolun gizemini öğretmek için bir eğitmen de seçmiştir. Pavlus şöyle der: “Et ve kan Tanrı’nın Krallığının varisi olamaz”

“The great book of logos” adlı kitapta şunlar belirtilir: “Su ile vaftiz, kendisini sadece bedenle özdeş kılmış olan “Hyclic” kişinin, kendisini kişilikle ya da ruhla özdeşleştiren “Psyhic” bir inisiye haline dönüşümünü sembolize eder. Hava ile vaftiz, “Psyhic” inisiyenin, kendisini Yüksek Kendiliğiyle özdeşleştiren “Pneumatic” bir inisiyeye dönüşümünü sembolize eder. Ateş ile vaftiz, “Pneumatic” inisiyelere gerçek kimliklerinin, logos, , dünyaya gelen her insanı aydınlatan gerçek ışık olduğunu gösteren son inisiyasyonu sembolize eder. Hyclic düzey Fiziksel kimlik, beden yani toprak, Psyhic düzey Psikolojik kimlik, sahte ruh, yani su, Pneumatic düzey, ruhsal kimlik, ruh yani hava, Gnostik düzey mistik kimlik, ışık güç yani ateş ile sembolize edilir.”

Eleusis gizemlerinin merkezinde, ölen ve ölümden dirilen bir Tanrı-insan miti vardır. Gizemler, inisiyenin içinde yüce bir birlik deneyimi uyandırmayı amaçlamaktadır. Diogenes, inisiyasyon için şunları yazmaktadır: “Her inisiyasyon, dünya ve Tanrı ile birleşmeyi amaçlamalıdır. Bu, takip edilmesi güç bir yoldur.”

Ezoterik-inisiyatik yolun yolcusu tüm sistemleri inceler. Ortak yönlerini gördüğü gibi farklılıkları üzerine de düşünür. Kadim insanlık düşünce ve inanış tarihi birçok hazine ile doludur. Yolcuya düşen taassup ile bir yola fanatik bağlanma değil; nerede iyi, doğru ve güzel varsa arayıp bulmak ve gücü yettiğinde içselleştirmektir.

Kayıp Sembol isimli romanda şu bölüm önemlidir: “Tanrı, Bir’in içinden çok… Çokluk’un toplamında bulunur. “Elohim” diye tekrarladı Langdon. “Eski Ahit’te Tanrı için kullanılan İbranice kelime! Hep bunu düşünmüştüm”.

Katherine kurnazca gülümsedi. “Evet. Çoğul bir kelime”.

Kesinlikle! Langdon, Kitabı Mukaddes’in ilk pasajlarında Tanrı’dan neden çoğul bir varlık olarak bahsettiğini hiç anlamamıştı. Elohim. Yaradılış’taki Kadiri Mutlak Tanrı, Bir olarak değil… Çok olarak tasvir edilmişti.

Katherine “Tanrı çoğuldur” diye fısıldadı. “Çünkü insanların zihinleri çoğuldur”.”

“İkiyi, bir haline getirdiğiniz ve dışı iç ve yukarıyı, aşağısı yaptığınız ve erkek ile dişiyi aynı şey haline getirdiğiniz, böylece erkek, erkek olmadığı ya da dişi, dişi olmadığı zaman krallığa gireceksiniz.” Thomas İncili Bab 82

Berk Yüksel – www.derki.com

Kaynakça:
http://aksam.medyator.com/2009/07/25/haber/cumartesi/326/paganizm_patladi.html
http://www.derki.com/ezoterik/item/2063-paganizm
http://dinsizdeist.blogspot.com/2011/05/paganizm-nedir.html
Burak Eldem; Fraternis
Dan Brown; Kayıp Sembol

Editör (CMD)
Editör (CMD)http://www.felsefehayat.net
Yazılarını Mavi Melek Edebiyat Topluluğu, Düşünbil gibi dergilerde yayınlama fırsatı buldu. FOL Kitap öncülüğünde bazı kitapların hazırlanmasında görev aldı. Bu kitaplardan bazıları "Sorunsallıkta Yaşamak", Jan Patočka, Plotinos, "Tanrı, Ruh ve Mit", Henri Bergson. 2009 yılından bu yana felsefehayat.net'in (kurucu) editörlüğünü sürdürmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

DİĞER YAZILAR

Dahası - Ötekiler - BAŞKASI

Felsefe ile Yeniden Yaratmalı

felsefe ile yeniden yaratmalı kendini insan karanlığın gözyaşları var ellerimizde gizlemek mümkün değil. çarmıha geriliyor kelimeler. karanlık üstüne bütün geceleri örtüyor sabahlara bir daha uyanmamak için. bir yorgana saklansa da...

Gündelik İşler, Nesne ve Özne Hakkında

Gündelik işler (ile uğraşmak) insanı bir nesne mi yapar? Bir şeye odaklanmak bir saplantı mı yoksa bir nimet midir? Bu sorular aynı zamanda insan...

Yasir Işığı

Diğerlerinden çok ta farklı olmayan bir günün kendi yolculuğundaydı zaman. Sanki yalnızlıktan arta kalmış “bir yalnızlığın” seslerini saklamaya çalışıyordu kalabalığın manasız bakışlarında. Aynı mekânın...

Şair’e

Ey şair! Değer verme sevgisine sen halkın Tez geçer gürültüsü zafer övgülerinin; Aptalın yargısına, soğuk kalabalığın Gülüşüne de boş ver, aldırışsız ol, sakin. Sen çarsın: Yalnız yaşa. Yürü...

Ah Bir Bilseniz

Ah bir bilseniz, ah bir bilseniz insanın içinde kaç siyah gökyüzü var? Kaç yaralı kuş? Kaç umutsuzluk biriktirmiş insan ve kaç intihar? Kaç ölüm? Ah...

Aşk Yoksa Adamlık Yok!

bazen aşık olmadığım zamanlarda adamlığımdan bile şüpheleniyorum. içimden konuşuyorum kendimle, "aşk yoksa adamlık neye yarar ki?" adam olabilmenin tadını en çok aşk'la çıkarabildiğimi farkettim. aşk zaten yoksa, vajinasına girdiğiniz...

Esin

Düşler olsun, anılar olsun ya da anı ile düş karışığı bu tür olaylar bir ozanın, genellikle bir sanatçının çalışmasında ne zaman, nasıl kendini gösteriverir,...

Maurice Merleau-Ponty

Algının Doğası ve Davranışın Yapısı Merleau-Ponty’nin algının felsefi konumuna olan yaşam boyuncaki ilgisi onun, eleştirel (Kantçı) felsefe tarafından esinlenilen hakim entelektüalist algı açıklamalarına bir alternatif...

Karahindiba

Bahar muştular asfalt kenarında zakkum açan yapraklarına “Ben geldim” der özünde susuz bir güneş. Ses büzüşür dingin bir sabahın girintili şakağından Arzular çoğalır tekil bedenlerin alın terlerinde Belki...

Eraserhead

1977 yapımı bu film de klişe kalıpları yıkan bir taraf var. Karanlık ve melankolik mekanlar, absürt ve hastalıklı insanlar ve acımasız bir modern şehir...

Nietzsche ve Bataille

Bataille’ın çıkış noktası Nietzsche’dir. Nietzsche’nin felsefeyi ele alış biçimini benimsemiş ve onun açtığı yolda,insanlık serüvenini daha ileriye götürmek istemiştir. Bataille’ı daha iyi kavrayabilmek için Nietzsche’nin felsefede...

Felsefi Sözlük (1)

Voltaire, Dictionnaire Philosophique’te (1752 yılında başlamış, isimsiz olarak ilk kez 1764’te basılan sözlük, daha sonra gözden geçirilmiş ve genişletilmiştir) hicivde zirvedeydi. Bu kitapta, Kilise...

Penny Dreadful

Dizi dünyasının dinamizmine yetişmek bir hayli zor son zamanlarda. Başlayan ve biten/kaldırılan yapımlar nedeniyle hızlı bir devridaim ve sirkülasyon sürecine giren sektör müthiş yoğun...

Bitmek Üzere

zor bir hayatım olacak. bunu uzun süreden beri görebiliyorum. kendimde olmadığımı da biliyorum. kimsenin yanına yaklaşamıyorum. çünkü insanlar yanlış sorular soruyorlar ve ben her seferinde yalan söylemek zorunda kalıyorum. bunu sevmiyorum...

Bu Kitap 5 Yüzyıldır Okunamıyor

'MS 408' adı verilen kitabın özelliği, yeryüzünde henüz hiç kimsenin anlayamadığı veya çözemedeği bir dilde yazılmış tek kitap olması... Taraf Gazetesi yazarı Sezin Öney 18...